Google Buzz

Sizlere güzel hikayeler, insanın içini umutla dolduran başarı öyküleri anlatmayı seviyoruz.

Ama bugün farklı olacak.

Bugün size hayvan kurtarma operasyonları sırasında karşılaştığım en acı verici hikayelerden birini anlatacağım. Bu hikayeyi paylaşmamın sebebi ne koşullarda, nasıl bir sistemle çalıştığımız, sahiplendirmeyle ilgili kurallarımızı nasıl belirlemiş olduğumuz ve neden bu kurallarda herhangi bir istisna kabul etmediğimiz konusunda ufak bir fikir sahibi olabilmeniz.

Missy iki sene önce bir SHKD gönüllüsü tarafından kurtarıldı. Çok sevimli, iyi huylu, yumuşak, dişi bir köpekti. Barınağa geldiğinde cinsel istismar belirtileri gösteriyordu. Tecavüze uğramıştı.

Tecavüzcü kurbanını iyi seçmişti. Missy karşı koyamayacak kadar yumuşak başlı ve sessizdi. SHKD aylarca bu köpek üzerinde çalıştı, onun iyileşmesini kendilerine misyon edindiler, köpeğin kendine güveninin yerine gelmesini
sağladılar.

Let’s Adopt hayatına yeni başlamıştı…Sadece birkaç üyemiz, çok fazla fikrimiz vardı.

Missy‘nin fotoğrafını facebook profilime ekledim ve o günlerde grubumuzda bulunan 400 civari kişiye bir e-mail gönderdim.

Birkaç saat içinde üyelerimizden birinden bir e-mail aldım. Üyenin adı Hakan Bozkurt’tu. İyi bir adama benziyordu; köpeğinin yaşlılıktan öldüğünü ve onu nasıl da özlediğini anlattı bana… Çocuğu için bir köpek sahiplenmek istiyordu. Cins hiç önemli değildi.

Onu sevmiştim.

Barınakta buluştuk, yanında çocuğu ve bir arkadaşıyla geldi.. İyi insanlardı, hayvanseverlerdi, kibardılar. Missy‘yi sevdiler, Missy de onları sevdi.

Ailenin iletişim detaylarını aldık, köpeğin hikayesini anlattık; adam bu konuda deneyimliydi, biz de ona güvendik.
Böylece Missy küçük kuyruğunu sallayarak arabaya atladı; hayatının en güzel günlerinden biriydi bu.

Hemen o gece onları aradık…Missy çocukla birlikte uyuyordu. Bize fotoğraflar gönderdiler…Her şey harikaydı!
Bir hafta sonra işlerin nasıl gittiğini öğrenmek için tekrar aradık…Telefonu Hakan Bozkurt açtı. Sarhoştu.
Bize Missy’nin üç gündür kayıp olduğunu söyledi. Köpek kaybolmuştu.
Altı yaşındaki çocuğu Missy’yi sokakta tasmasız gezdiriyormuş, o esnada bir kamyon geçmiş, çocuk korkup kaçmış.
Kendisi Missy’yi aramak için HİÇBİR ŞEY yapmamıştı. Hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam etmişti.

Missy’yi üç gün boyunca her yerde aradık. Bütün barınakları, sokakları gezdik, her yere posterler yapıştırdık.
Hiçbir sonuç alamadık.

Missy’nin bir yerlerde harika bir aileyle ve huzurlu bir evde mutlu bir yaşam sürdürdüğüne inanmak isterim ama bu sadece kendini kandırmak olur.

Muhtemelen Missy öldü. Eğer ölmediyse de bir inşaat alanında çöplükten yiyecek arayarak hayatta kalmaya çabalıyordur ya da bu gitgide genişleyen uçsuz bucaksız şehrin ormanlarından birine bir belediye tarafından atılmıştır.

İşte böylece Missy öldü…ve ben bu konuda hiçbir şey yapamadım. Ama yapabildiğim bu olaydan bir ders çıkarmak oldu; sahiplendirmede ortaya çıkabilecek problemleri en aza indirgeyen bir sistem geliştirdim. Topluluğumuzu genişletirken bir yandan da başarılı sahiplendirmeler gerçekleştirmemizi sağlayacak bir dizi kural…

Sahiplendirmede geçerli üç ana kuralımız işte böyle doğdu:

1. Ailenin halihazırda bir hayvanı olmak ZORUNDA.
2. Hayvan bahçede değil evin içinde aileyle yaşamak ZORUNDA.
3. Hayvan çiğ etle beslenmek ZORUNDA.

Let’s Adopt! bünyesinde yapılan her sahiplendirme benim tarafımdan
onaylanmak zorunda ve hangi aileyle sahiplendirme için konuşsam
aklımda her zaman Missy var.

Missy’ninki acı verici bir başarısızlık hikayesiydi… Ama dersimizi aldık ve binlerce hayvanın kurtarılmasını sağlayan bir sistem yarattık.

Eğer ileriye dönük adımlar atmak istiyorsak başarısızlıkları da kabullenmeye hazır olmalıyız. Bu hepimiz için, yaptığımız her işte geçerli.

Bunu asla unutmayın.

Bookmark and Share


Google Buzz

We love to tell a good story, a successful story, a story that fills up with hope.

But today we won’t.

Today I’m going to tell you one of my most painful stories in animal rescue. I’m doing this so that you get a glimpse of how it is to do what we do, every day and so that you understand why our adoption rules are what they are and why we cannot make exceptions.

Missy was rescued by one of the SHKD volonteers two years ago. She was a a wonderful sweet gentle and kind female dog. She arrived to the shelter with signs of sexual violence. She had been raped.
The rapist chose its victim well.  She was too kind and gentle to fight back.
For months SHKD worked on her, made her recover from her ordeal, brought her confidence up to speed.
Let’s Adopt! had just been created.. we had just a few members, lots of ideas.
I put up Missy’s pictures on my profile and sent an email to the 400 people or so that made up the group in those days.
A few hours later I received an email from a member. His name was Hakan Bozkurt. Nice guy. told me how he had a dog but had died of old age and how he missed him so much.. wanted to adopt another animal for his child. Any breed would do.
I liked him.
We met at the shelter, he came with his kid and a friend.. they were lovely people, animal lovers, kind and sweet. They liked Missy and Missy liked them.
We got his details, explained all about the dog, he had experience, we trusted him.
So Missy jumped on the car, wagging her short tail, one of the happiest days in her life.
We called that night.. Missy was sleeping with the kid. He sent us some pictures… wonderful!
One week later we called to check how things were going… the guy answer the phone. He was drunk.
He told us that Missy had been missing for three days. She was lost.
Apparently her six year old kid was walking her on the street without a leash, a truck passed, she got scared and run away.
He had done NOTHING to look for her. Nothing. Life continued as normal.
We spent three days looking for Missy all over the area. We checked every shelter, every street, we put posters everywhere…
Nothing.
I would love to think Missy is still alive and in a nice home with a wonderful family, but thinking so would be delusional.
Chances are Missy is dead. And if she is not dead she is trying to survive eating garbage in some construction dump, or dumped at the forest by one of the municipalities in this vast sprawling city.
So Missy was dead… nothing I could do about it.
But what I could do was to learn the lesson and to create a system that minimizes adoption risk. To create a set of rules that secured successful adoptions whilst at the same time helping us enlarge the community. And that is precisely what I did.

This is how we came up with our three basic adoption rules:

1. Family MUST have an existing animal.
2. Animal MUST live inside the home, not on the garden.
3. Animal MUST be fed raw.

Each and every adoption in Let’s Adopt! must be approved by me, and every time we screen a family I have Missy on my mind.

Missy was a failure and a painful lesson… but we learned from it, and created a system that saved thousands.

We must be ready to accept failures if we want to move forward…. and this applies to all of us, in all we do.

Never forget that.

Reblog this post [with Zemanta]
Bookmark and Share


Google Buzz

İkiyüzlü: Olmadığı halde ahlaki veya dini inançları, prensipleri varmış gibi davranan, özellikle de davranışları belirtilen inançlara ters düşen kimse.

Bu yazıyı sevmeyeceksiniz. Büyük ihtimalle bu yazıda kendinizden birşeyler bulacağınız ve gerçekler böylesine açık saçık ortaya döküldüğünde acı verdiği için. Yine büyük ihtimalle insanlar bana korkunç şeyler yazıp belki de küfredecekler, ama sakıncası yok.

Bu yazı sadece tek bir kişi tarafından değil koskoca bir grup “hayvansever” tarafından kurtarılan iki yavru köpeğe ev bulmaya çalışmak üzerine. Bu yazı Hope & Pipas hakkında.

İstanbul’un dışında bir bölgede yerde sürünürken bulunan Hope ve Pipas neler olduğunu hiç merak ettiniz mi? İkisini de durumu kritikti. İkisi de ameliyat geçirdi. Hope’un kalçası ve bacağı kırıktı. Pipas’ın ise paramparça çenesi doku nakliyle eski haline getirildi. Ameliyat masrafları küçük katkılarda bulunan pek çok insan sayesinde ödenebildi. Başarmıştık!


Bunlar 4 ay önce oldu. O zamandan beri veterinerlerimizden birisinin kliniğinde, kafesin içinde geçiriyorlar zamanlarını. evet, sık sık dışarı çıkıp mutlu mesut koşturabiliyorlar.

Hope ve Pipas, kendilerini kurtaran grubun çoğunluğunu ikiyüzlülerin oluşturması nedeniyle hayatlarının en güzel günlerini kafeste geçiriyorlar. İstanbul’daki hayvanseverlerin (bir kaç istisna dışında) çoğu çok konuşup az iş yapan insanlar. Bu gruptakiler, “cins hayvan” tutkusuyla bir araya gelmiş, kendi egolarına hizmet eden, etrafa “hayvansever” olduklarını iddia ederken sevdikleri şeyin sadece kendi köpeklerinin onlara verdiği his olan insanlar.

Sizlerin büyük bir çoğunluğu için önemli olan hayvanınız değil, sadece SİZLERSİNİZ.

Hayvanseverlerin merhametle çabaladığını düşünürüz ancak nadiren görülen bir durumdur bu. Her hafta binlerce e-posta alıyorum, ve inanın merhamet, hayvanseverlerin aklındaki son şey. Gördüklerim; aciliyet, kurtarmaların sorumluluğunu yüklenememe, ve bu yükü derhal bir başkasına aktarmaya çalışma…

Okuyucularımız”hayvansever” sıfatını rahatlıkla kullananlardan nasıl hoşlanmadığımı iyi bilirler, ancak beni en rahatsız edenlerin başında hipokratlar geliyor.

Yanlış anlamayın, her gün bu gezegendeki en müthiş insanlarla çalışma onuruna sahibim (evet, onlar sizlersiniz), öyle insanlar ki cömertlikleri ve adanmışlıkları gerçek farklar yaratıyor. Onlar bunu biliyor, ben de biliyorum. Bu da bize yeter.

Ya geri kalanlar? Tamamen yararsız…

İşte o yüzden bu mesaj seçkin bir grup insana; yardım edebilecek, hatta yardım edemeyecek olsa bile yine de elinden gelen neyse yapacak insanlara. Çünkü onlar başka. Onlar, harekete geçenler, sorunları çözenler, fark yaratanlar.

Hope ve Pipas’ı geçici veya kalıcı olarak sahiplenin, Eve gitme zamanları geldi.

Viktor Larkhill

viktor@myletsadopt.com

Bookmark and Share


Google Buzz

Hypocrite: a person who pretends to have virtues, moral or religious beliefs, principles, etc., that he or she does not actually possess, esp. a person whose actions belie stated beliefs.

You will not like this post. You will not like it because it is quite possible that you will see quite a bit of yourself in it, and truth so openly expressed is often painful to bear. I am sure I will be submitted to a lot of abuse, people will leave hateful comments, and that will be ok.

This post is about trying to find a home for two puppies rescued not by on single person but by an entire group of “animal lovers”. This post is about Hope and Pipas.

Ever wondered what happened to Hope and Pipas after they were found crawling on the floor in Istanbul? They were both in a critical condition. Both of them were operated, Hope had a broken Hip and a broken leg. Pipas had a broken jaw, the skin had to be grafted back.

The operation was paid thanks to the small contributions of a whole lot of people. It was a success!

This happened four months ago. Since they they have been languishing at a cage in one of our vets. They are left out often, they run happily, they are just puppies spending their most precious months inside a cage because the community that rescued them is one of is formed by a majority of hypocrites. The majority of animal lovers of
Istanbul (with very few exceptions) is a community that speaks a lot but does very little. A community of breed-obsessed self-serving individuals happy to go around announcing their love for animals when the only thing they love is themselves and how their own dog or cat makes them feel.

For the vast majority of you is not about animals, it is about YOU only.


One would think that animal lovers would be primarily driven by compassion, unfortunately this is seldom the case. I receive thousands of emails a week, thousands, and believe me, compassion is the very last thing in the mind of animal lovers. What I see is a lot of urgency, inability to cope with the responsibility of a rescue, and a desperate attempt to unload that responsibility onto someone else.

It is not a secret to our readers that I feel a profound dislike by those who use the expression “animal lover” lightly, but above all I disdain hypocrites.

Don’t get me wrong, every day I enjoy the privilege of interacting with some of the most amazing human beings in this planet (yes… you are one of them), people whose generosity and dedication is truly making a difference, they know it, and I know it, and its enough for us.

But the rest? useless…..

So this is an appeal to that small and select group of people out there reading this message that will be in a position to help, or that even if they are not in a position to do so they will, because that’s the kind of people they are. They take action, they solve problems, they make a difference.

Adopt or foster Pipas and Hope. It’s time for them to go home.

Viktor Larkhill
Viktor@myletsadopt.com

Bookmark and Share


Google Buzz

As most of you know we have undertaken the campaign to save a Canadian dog, Brindi.

Our posts are being translated to french and turkish and spread all over the internet in an global effort to save not only one but many animals, in Turkey and North America. The campaign is being extremely successful and we are proud to be part of it.

I am very pleased at the way Let’s Adopt! has risen to the challenge.

This has made me reflect on the issues currently affecting our turkish group and how a large number of turkish animal lovers still live in a strange combination of isolation and paranoia.

We need to make some changes in our approach. This is why Let’s Adopt (Turkey) will have two main objectives from now on.

a) The rehoming of blind and handicapped animals, both in Turkey and abroad

b) Educating the turkish community of animal lovers not only about issues affecting turkish animals but, most importantly, about issues affecting animals in other countries.

With this change of approach we will achieve a double goal:

1. We will guide those turkish animal lovers that, because of language reasons, dont have a full perspective of many issues.
2. We will expand our international community which, in turn, will become more familiar with Turkish issues.

Internet and social media is all about openness… it is time for the Turkish animal welfare community to become more open and knowledgeable, this has always been our approach but from today we will increase our efforts to truly offer a new perspective to those who have looked at the problem in isolation.

Best

Viktor Larkhill

Reblog this post [with Zemanta]
Bookmark and Share


Google Buzz


Çoğunuzun bildiği üzere Kanadalı bir köpeği, Brindi’yi kurtarmak için bir mücadele başlattık.

Yazılarımız hem Fransızca hem de Türkçe’ye çevrilerek Internet üzerinden bütün dünyaya yayılıyor ve dünya çapında bir gayretle yalnızca Türkiye’de değil, Kuzey Amerika’da da çok sayıda hayvan kurtarılıyor. Başlattığımız mücadele son derece başarılı gidiyor ve bizler, bu başarının bir parçası olmakla gurur duyuyoruz.

Sahip Çıkalım! böyle bir savaşa girdiği için çok memnunum.

Bütün bu gelişmeler beni Türkiye’deki Sahip Çıkalım! grubumuzu etkileyen konular üzerine, bu kadar büyük bir hayvan sever kitlesinin nasıl olup da böyle bir izolasyon ve paranoya karmaşası içinde yaşadığını düşünmeye sevk etti.

Bu durumda yöntemimizi değiştirmeliyiz. Bu değişiklik nedeniyle, Sahip Çıkalım! (Türkiye) bundan sonra iki ana hedef doğrultusunda hareket edecek:

a)   Hem Türkiye hem de yurtdışındaki kör ve sakat hayvanların sahiplendirilmesi.

b)   Türkiye’deki hayvan severlerin yalnızca bu ülkedeki hayvanları ilgilendiren konularda değil, daha da önemlisi, dünyanın her yerindeki hayvanlar konusunda eğitilmesi.

Tutumumuzda gösterdiğimiz bu değişiklik ile iki amaca ulaşmış olacağız:

1)   Türkiye’deki hayvan severlere, dilden kaynaklanan iletişimsizlik nedeniyle, birçok konuyu olduğu gibi yani tam olarak göremediklerini anlatacağız.

2)   Uluslararası gruplarımızı genişleteceğiz ve bu gruplar, zaman içinde, Türkiye’deki meselelere daha aşina olacaklar.

Internet ve sosyal medya tamamen açık, samimi olmakla ilgilidir…  Artık Türkiye’deki hayvan severlerin daha açık ve akıllı davranma zamanı geldi. Bizler, en başından beri bu yolu izlemeye gayret ettik ancak bugünden itibaren bu konuların dışında kalan hayvan severler için farklı bakış açıları üretip yeni pencereler açmaya çalışacağız.

Sevgiler…

Viktor Larkhill

Bookmark and Share


Google Buzz

Yanlış bir önerme

Bu mesajın sonunda, bir video linki var. Son derece düşündürücü bir video ve sizden bunu izlemenizi istiyorum.

Ama önce, şu yanlış önermeleri gün ışıgına çıkaralım.

Yanlış bir önerme : İnsanlar hayvanları sahip oldukları bir mal gibi görürler.

Bizlere eşlik eden hayvanlarımız bundan çok daha fazlasıdırlar. Onlar, ailenizin bir parçasıdır, hayatınızın birer parçası. Değerleri, parayla ölçülemez. Toplum, bu tutumunu toptan ve tekrar gözden geçirmelidir.

Yanlış bir önerme : Siz bir hata yaparsınız, bedelini hayvanınız öder (zarar görerek, ölerek)

Hatayı yapan sizsiniz ve bedelini ödemesi gereken de sizsiniz. Bedel ödeyecek olan asla hayvanınız olamaz. İşleri tersine sokan insandır. Bu durumda, bedel de, hata payına göre ödenmelidir.

Ağızlığı olmadan koşan bir hayvan suç işlemiş SAYILAMAZ.

Yanlış önerme: Cinse Özgü Mevzuat

Bir köpek bakışları baz alınarak infaz edilemez. Cinse Özgü Mevzuat bir gaddarlıktır. Hepimiz buna karşı savaşmalıyız.

Köpeğinizin hayatı şu an, hakkında rapor tutması gereken ve bu işi onun bakışlarını baz alarak yapan kişinin ellerinde. Bu durum, aynı Rambo ve Brittany’nin vakalarındakine benzer bir saçmalığa doğru gidiyor.

Yanlış bir önerme : Eğer bir yasa varsa, ki bu yasa adil de olmayabilir, kesinlikle uyulmalıdır.

Eger ortada adil olmayan bir yasa varsa, bunu değiştirmek için savaş vermeliyiz. Sadece kendimiz için değil; bu yasayı uygulayan, bu yasa sebebiyle canı yanabilecek ya da bize inanan insanlar için de savaşmalıyız.

Ve şimdi lütfen bu videyoyu izleyin, çünkü bu, tam da değiştirmeye çalıştıgımız o en temel önerme üstüne kurulu bir video.

Reblog this post [with Zemanta]
Bookmark and Share


Google Buzz

At the end of this short there is a link to a video. It is extremely thought provoking and I want you to watch it.

But first reflect on these wrong propositions.

A wrong proposition: Humans own animals as property.

Companion animals are much more than that. They are a part of your family, they are a part of your life. Their value is not measured by cash. Society needs to rethink its stance as a whole.

A wrong proposition: You make a mistake, your animal pays for it. (pounded, killed).

You make a mistake, it is you who should pay. It is never the animal, it is the human, who makes things go wrong. The payment should be in proportion to the crime.

Letting your dog run without a muzzle CANNOT constitute a crime.

Wrong proposition: Breed Specific Legislation

A dog cannot be executed based on his looks. Breed Specific Legislation is a monstrosity and needs to be fought by all.

Your dog is right now at the merci of whomever decides to report him based purely on the way he looks. This leads to absurdities like the case of Rambo and Brittany.

A wrong proposition: If there is a law, even if unjust, we must obey.

If there is an unjust law, we must fight to change it. We must fight not only for ourselves but for those who follow, for those who might suffer, for those who believe in us.

And now pls watch this video because this is the very basic proposition we are trying to change.

It is time for Brindi to go home and to be reunited with her owner, Francesca Rogier.

If you are in Canada please CALL Mayor Peter J. Kelly, Mayor of Halifax on ph: 902-490-4010 and tell him that Brindi must be spared AND returned to her owner.

If you are abroad please email kellyp@halifax.ca and express the same… We have 7 days.…

For Brindi

For the Animals

Viktor Larkhill

Let’s Adopt!

Reblog this post [with Zemanta]
Bookmark and Share


Google Buzz

Bir çoğunuz Brindi davası başladığından beri SPCA’nın (Society for Prevention of Cruelty to Animals/Hayvanlara Karşı Zulmü Önleme Topluluğu) nasıl bir rol oynadığını soruyorsunuz.

Çoğunuz SPCA’ya büyük saygı duyuyorsunuz. Ben de duyardım. Ama artık duymuyorum.

SPCA’nın bu davada bir piyon olduğunu söylemek yanlış olmaz. SPCA’nın, Brindi gibi, hayvan denetçileri tarafından zapt edilen hayvanları barındırmak için Halifax şehri ile yaptığı bir anlaşma var. Bu anlaşma 414 bin dolar ($ 414,000) değerinde. Bu anlaşmaya ek olarak, sokak köpekleri, terk edilen köpekler ve benzer vakalara ev bulmak için çalışan, kâr amacı gütmeyen bir SPCA daha var. Halifax şehri bu anlaşmayı yenilememeyi tercih etti ve anlaşma üçüncü bir kişiye devroldu, ki bu üçüncü kişi bir vahşi yaşam rehabilitasyon merkezi işletiyor.


SPCA hayvanları 30 günden fazla barındırmamak üzere tasarlanmış. Oysa Brindi 570 günden fazladır orada.

Hapsedildiğinden bu yana Brindi’nin dişleri mikrop kaptı, enfeksiyon oluştu. Son 5-6 ay içinde iki kez pankreatit tedavisi gördü (pankreasın çalışamayacak kadar tahriş olması). Yani bu hastalığın kronikleştiğini tahmin etmek zor değil.

Brindi tam bir maskot ve günleri, bir memurun çalışma masasının altında geçiyor.

Francesca Brindi’yi görmek için SAVAŞMAK zorunda kaldı. Brindi’yi görmesine ilk kez 2009’un Ocak ayında izin verildi (Brindi 2008 Temmuz’unda hapsedildi). Francesca’nın binaya girmesine izin verilmedi ve her tarafı tellerle çevrili açık bir alanda tutuldu. Sıcaklık 10’lu derecelerdeydi (Kanada’daki sıcaklık birimine göre [-0 C] sıfırın altındaydı). Bunlara ek olarak Francesca’ya bir de saçma bir kurallar listesi verdiler: Yalnız gidecek, fotoğraf makinesi ya da kamera getirmeyecek, köpeğine sevdiği hiçbir yiyeceği vermeyecek, SPCA kararına göre köpeğini yalnızca 30 dakika görebilecek ve bunun gibi birkaç kural daha. Halifax Bölgesel Yönetimi ve SPCA’nın isteklerine göre kurallar değişmişti.

Francesca’nın ziyaretleri yıl boyunca bir başladı, bir kesildi. Ardı arkası kesilmeyen bu değişikliklerden şikâyet eden Francesca’nın köpeğini ziyaret hakkı “kayboldu”.

Ne zaman Francesca Brindi’yi kendi veterinerine göstermek istediyse, uzun pazarlıklar yapması gerekti. Herkesin gözü dönmüştü. Çoğu kez bu talebi reddedildi.

Kanada’daki içtihat hukuku genelde hapsedilen bir hayvanın görülmekte olan dava süresince sahibi tarafından ziyaret edilmesine olanak tanır. Ama Halifax’ta bu olmaz. Aynı hukuk, hayvan sahibi ve SPCA arasında bir düzeltme, iyileştirmeyi de destekler (sorunun hayvan sahibi ve belediye arasında olduğu bir içtihat hukuku bulamadık). Ama Halifax’ta bu da olmaz.

SPCA Brindi’yi savunup onun tehlikeli ya da kötü huylu, huysuz bir köpek olmadığını söyleyebilirdi. Brindi’nin memurun masasının altında uyuduğunu anlatabilirdi. Ancak bu insanlar köpeğin bakıcıları değil. Kendi esaslarına bile ters düşen bir davranışla, belediyeye kafa tutmaya karar verdiler. Bu kararla anlaşmalarını riske attılar ve sonunda tamamen kaybettiler.

“Akıl hocası” Kristen Williams tarafından imzalanan yakın tarihli bir mektupta, SPCA Brindi’nin öldürmesi yerine başka bir “alternatif” sunuyor. Bu mektup Halifax Belediyesi ve SPCA’nın bu davadaki yetersiz uygulamalarını örtbas etmek için gösterdikleri zeki bir çırpınıştan başka bir şey değil.

Yakın geçmişte yaşanan sayısız skandaldan sonra görünüşü kurtarmak için yapılan umutsuz bir çırpınış…

Ancak bunun için artık çok geç. SPCA, Brindi davasında kendi öz prensiplerine, kuruluş esaslarına ihanet etti. Ve halk bunu fark etti. SPCA Kanada halkı tarafından bir daha asla eskisi gibi saygıyla anılmayacak.

Brindi için.

Hayvanlar için.

Viktor Larkhill
Sahip Çıkalım!

Bookmark and Share


Google Buzz

Many of you are asking us what has been the role of the SPCA (Society for Prevention of Cruelty to Animals) since the Brindi Affair began.

Most of you hold the SPCA in high regard. So did I. Not any longer.


It would be fair to say that the SPCA is a pawn in the middle of this situation. They had a contract with the city of Halifax to house animals seized by animal control — such as Brindi. The contract was worth some $414,000. In addition to this contract, they operate a non-profit SPCA where strays and drop-offs and such are offered for adoption (just as any other SPCA). The city has opted to not renew the contract, that has since been awarded to a third party, a woman who runs a wildlife rehab center.

The SPCA is designed to house animals for no more than 30 days. Brindi has been in there for more than 570 days.

Since confinement, Brindi’s teeth have become infected. She has twice in the last maybe 5-6 months been treated for pancreatitis. So it’s safe to guess it may now be chronic.

Brindi is a mascot of sorts, her days are spent under a staffer’s desk.

Francesca had to FIGHT to be allowed to see Brindi. The first time she was allowed to see her was in January, 2009 (she was seized in July, 2008). She was not allowed inside the building and was confined to a
fenced area – the temperature was in the teens (or -0 celsius as we measure in Canada). She was given a ridiculous list of conditions to follow — come alone, no camera/video, no treats, 30 minutes to be determined by the SPCA, supervised visits only, and a few more. The terms changed at the whim of Halifax Regional Municipality/SPCA.

Her visits have been started and stopped throughout the year. The continuous change of rules prompted complains and the loss of her visitations rights.

Whenever Francesca wanted Brindi to be seen by her own vet a lengthy process of negotiation had to take place to everybody’s desperation.

In most cases the requests were denied.

Case law in Canada generally favors allowing an owner to see their animal during confinement when there is a case before the courts. Not Halifax. Case law also supports remediation between the owner and the SPCA. Not Halifax.

The SPCA could have stood up and said Brindi is not dangerous or mean, she sleeps under a staffer’s desk after all. In an attitude that betrays their lack of principles they decided not to challenge the city and risk their contract, a contract that was eventually lost.

In a recent letter signed by Kristen Williams, a spin doctor, the SPCA advocates an “alternative” to killing Brindi. This letter is nothing but a carefully crafted attempt by Halifax Municipality and the SPCA to cover themselves for their inadequate handling of the entire case.

A desperate attempt to save face after a number of recent scandals.

It’s too late for that. The SPCA has, in the handling of Brindi’s case betrayed its very founding principles, and the community has taken note. The SPCA will never be regarded in the same way by the Canadian Community.

It is time for Brindi to go home and to be reunited with her owner, Francesca Rogier.

If you are in Canada please CALL Mayor Peter J. Kelly, Mayor of Halifax on ph: 902-490-4010 and tell him that Brindi must be spared AND returned to her owner.

If you are abroad please email kellyp@halifax.ca and express the same… We have 8 days.…

For the Animals…
For Brindi…

Viktor Larkhill

Let’s Adopt!

Reblog this post [with Zemanta]
Bookmark and Share


Countdown for Brindy

  • No dates present

Help us fly Alex home…



Here is Genny's story:
http://blog.myletsadopt.com/2010/02/07/help-genny/





Let`s Adopt Network!

Let’s Adopt! Community Map


View Let's Adopt Network in a larger map

Follow us on Twitter


Recent Posts

Recent Comments

Archives

Our Trusted Vets










Social Media Advisors





Please share this blog!

Share |

Web hosting for webmasters