
HASDAL PROTESTO
Zamanı Geldi
Sevgili arkadaşlar,
Ellibeş küçük bebeği soğukkanlılıkla öldürenlere onları unutmadığımızı göstermenin zamanı geldi.
Hasdal İBB Kısırlaştırma Merkezi’ne toplanarak masum canların zalimce alınmasını protesto etmek uzere biz katılın.
Hadi bu günü sonsuza kadar unutulmayacak bir gün yapalım.
Hadi ölüm ve işkenceden zevk alanlara sesimizi duyurup o kana susamış kararları almadan önce bir kere daha düşünmelerini sağlayalım.
Hadi herkese duyuralım ki bu ülkenin sokak hayvanları sahipsiz değildir.
Sahip Çıkalım! onların ailesidir.
Ulusal ve uluslararası medyaya dahil olan arkadaşlarımız katılmaya davetlidir.
Not: Hepimiz belediye barınaklarında süregelen ölüm ve işkenceye olan tavrımızı göstermek üzere siyah giyiyoruz.

MAP HASDAL
The time has come…
Dear Friends,
The time has come to tell those who killed 55 little babies in cold blood that they are not forgotten.
Join us at Hasdal Greater Municipality Neutering Facility to protest the vicious murder of innocent lives.
Let us make this day a day to remember, forever.
Let those who take pleasure in killing and torturing hear our voice and think twice before they make that bloodthirsty decision again.
Let everyone know that the stray animals of our country are not without families.
Let’s Adopt! is their family.
Our members from the national and international press are invited to join us.
Please share this in your Facebook as other platforms. This blog has THREE share buttons. Use them.
PS We are all wearing black to mark our grief in the continuous killing and torture of animals in municipal shelters.

MAXY!!!
Kuvvetle muhtemel, dünyadaki en tatlı bebek…
Henüz 10 günlükken kurtarıldı…miniminnacıktı, ismini MAXY koyduk!!! Umut ediyoruz ki, bu onu hayata döndürecek…
Maxy’nin iyi bir yuva bulabilmesi için bize yardım edin…
Lütfen profillerinizde paylaşın…
v.larkhill@googlemail.com
—

MAXY!!!
Quite possibly the cutest pup in the… world…
He was rescued when he was only 10 days old… he was so mini we called him MAXY!!! in the hope this would help him move forward in life..
Help us find a good home for him..
Please share it in your profiles..
Contact me:
v.larkhill@googlemail.com
Dünya üstündeki Sahip Çıkalım! üyelerinin lokasyonlarını harita üzerinde belirleme. Bu harita, lojistik ve kordinasyon konularında etkileşim içinde olmamızı sağlayacak.
- Yeniden yuvalandırmalar sırasındaki lojistik
-Belli bir lokasyonda bulunmalarına ihtiyaç duyulan gönüllüler
-Geçici ailelerin kordinasyonu
-Uçuş gönüllülerinin kordinasyonu
-Güvenilir doktorların bulundukları yerler
-İstanbul Barınaklarının bulundukları mevkiler
Lafın kısası…Nerede olduğunuzu bilmeye ihtiyacımız var. Bunu yaparken, elbette kişisel gizliliğinizi koruyun, fakat yine de olabildigince belirleyici olmaya çalışın; bu, sırası geldikçe çok daha verimli çalışmamızı sağlayacak.
Kamuya açık – Herkesle paylaşılabilir. Bu harita, arama sonuçlarında ve kullanıcı profillerinde görünecektir.
Haritaya erişmek için lütfen buraya tıklayın:
http://maps.google.com/maps/ms?ie=UTF8&hl=en&msa=0&msid=104458736908421444920.000477bacbb7543827d94&z=5
Sizi, kendi lokasyonunuzla beraber, güvendiğiniz veterinerlerin mevki ve detaylarını da haritaya girmeye davet ediyorum.
Bu ortak bir çalışma ve ortak bir çaba olacak. Bu ortak kaynağın başarısı (ya da hatası) sadece üyelerimizin katılım oranına bağlı olacaktır.
En iyi dileklerimle,
Viktor
V.larkhill@googlemail.com
—–
Mapping the location of Let’s Adopt! members worldwide. This interactive map will be used for logistical and coordination issues
- Re homing logistics
- Volunteers needed at an special location.
- Coordination of foster homes
- Coordination of flight volunteers.
- Location of trusted veterinary doctors.
- Location of Istanbul Shelters.
In short.. we need to know where you are. Please be as specific as possible whilst keeping the level of privacy you wish, it will help us be more efficient when the time comes.
Public – Shared with everyone. This map will be published in search results and user profiles.
To access the map pls click here:
I would like to encourage you to ad your location as well as the location and details of those vets you trust.
This will be a collaborative effort. The success (or failure) of this common resource will depend exclusively on the degree of input of our members.
All the best
Viktor
v.larkhill@googlemail.com

Meral Olcay
Dün Parvo’yla savaşan Şarap’ın hikayesini yayınladığımız mesaj yorumlara boğuldu.
Bugün, Yedikule Barınağı yöneticisi Meral Olcay’ın aşağıdaki bildiriyi yayınladı. Bu cevabı saygıyla, ve adaletli eleştiri ve manlayışlılık adına yayınlıyoruz. (Yorumlarım mesajın altında.)
Meral Olcay
29. Ekim 2009şarap ve nice şarapların hikayesi Şarap dedim çünki facebook da gene aynı xx grup daha önce plaka hakkında yazılan yazı yorumlarla yargısız gibi yargısız infaz yapmıştı. Şarap la ilgili bu grupda haber yapıldığını bilmiyordum,zamanım yokki site site dolaşıp bakayım..
Üstelik 6 saatte 52 yorum yapılmış.Tesadüf bir arkadaş vasıtası ile bu grupta yazılmış olan şarap ın hikayesinden haberdar oldum , okudum ve yorumlarıda gördüm.
Ben facebook a çok anne geldi, bebek geldi süt bisküvi ihtiyacı var diye yazdığım yazıma hiç yorum ,cevap alamamışken, şarap hikayesinin reytingi fazla oldu sanırım bu kadar yorum aldı..
En kolay şey zaten pc başında eleştirmek,tek taraflı yazıp yargısız infaz yapmak oluyor, elini taşın altına koymak değil..
Gelelim şarabın hikayesine.
Şarap barınağımıza 2 gün önce gelmiş sokakdan bulunmuş 1AYLIK ancak bir yavru idi.. Yazıldığı gibi 1.5 AYLIK değil(1.5 aylık olsa idi hemen aşı proğramına girerdi). Efe bey ve arkadaşı Gonca hn barınağımız geldi ilk görüşmemizi yaptık, görüşme sırasında yedikuleye gelmeden önce üsküdar ve ümraniye barınaklarına gittiklerini,çok iyi karşılanmadıklarını ümraniyede aradıklarını bulamadıklarını ,üsküdar barınağında da içeri bile alınmadıklarını söylediler..Bunun üzerine o kadar uzak yoldan sizi araştırdığımız için yedikuleye geldik dediler,ve yedikulede bir muhatap bulduklarından dolayı sevindiklerini belirttiler..
Öğrenci olmalarından dolayı köpek bakmanın büyük sorumluluk gerektirdiğini, hayatlarının daha başlangıcında olan insanlar için çok iyi düşünmelerini söyledim..
Geri dönüşü olmadığını ve en az 15 sene yaşayacak bu canlıyı almaya karar veriyorsunuz iyi düşünün dedim.
Gonca hn biz bunun bilincindeyiz ,sorumluluk sahibiyiz istiyoruz dediler..
Gerekli başvuru ve evraklar için perşembe günü geleceklerini bildirdiler..Çok istekli olduklarından perşembe yerine çarşamba günü arayıp geldiler..
Ben kendileri için en uygun köpeğin yavru olabilecegini , yeni gelen yavruların hemen ortama uyum sağlayabileciğini belirttim.
2 gün önce sokakda bulunan yavruyu ,özel bölümden kucakda getirdik ..
Özel bölüm diyorum ,çünki gönüllü hizmet veren bir barınakda hayvan sağlığı çok önemlidir, Şarap sadece yavruların olduğu bölümde idi ve o bölüm her gün dezenfektan yapılıyordu..
Bebeği çok beğendiler ,zaten çok hareketli idi ,hemen kucakta efe bey ve gonca hn ı yalamaya başladı..
Gayet sağlıklı görünümü vardı ,burnu ıslakdı ,kendilerine uyarıda bulunduk yavru oldugu için henüz aşı olma durumu söz konusu değil çünki 1.5 aylık olmadan aşı olamaz ,ancak 15 gün sonra aşıları başlayacak o nedenle dikkatli olun ,yıkamayın dışarı gezmeye çıkarmayın şeklinde…
Ayrıca hemen konserve mama açıp bebeğe yemesi için verdim ,anında yedi,sağlıklı hayvan yemeği iştahla yer sağlıksız hayvan yemez dedim..
Yani düşünün 2000 kusur köpekle uğraşıyoruz ve sahiplenmek için gelen kişilerle de bu kadar detaylı görüşme yapıyoruz . Bizi devamlı arayabilirsiniz bir sorun oldugunda diye de belirttim..
Veteriner hekimimiz tel nolarına kadar verdi..
Şimdi düşünmenizi istiyorum bir barınak var ,köpek almak için gittiğinizde sizi hiç araştırmadan alın gidin hangisini beğenirseniz deniyor , bir barınak var çocuk verir gibi sizi araştırıyor ama bu bile göstermelik deniyor (efe bey ve gonca hn tarafından) demekki ben al git deseydim benimle bu kadar uğraşmayacaklardı ,hesap soramıyacaklardı..
Yedikule
Ertesi gün vet hekimimizi aramış ishal olduğunu söylemiş vet hekimimiz ,getirin bakalım demiş ,başka ne demeliydi sizce, barınakda onlarca hayvanla ilgilenirken ,sahiplendirdiğimiz köpeğin evine gidip mi müdahale etmesi gerekirdi..
Sahiplenme formunda diyoruz ki köpeğiniz hastalanırsa veterinere götürmeyi kabul ediyormusunuz ?evet cevabı vermiş efe bey!! yani kabul etmiş buna rağmen hesap sormak haksızlık..
Devam ediyorum efe bey akşam saat 20.30 gibi geç saat te beni aradı ben hala barınaktayım eve gidememişim bebeklerle ilgileniyorum bir ilaç bulmanızı istiyorum dedi ,söylediği ilaç piyasa zor bulunan bir ilaçdı,müadil ilaç olabilir mi onları bulabilirim dedim ve ardından.. şarabı barınağa getirin ,bizim çalıştığımız tam teşekküllü kliniğe gönderelim bakalım dedim..
Web sitemizde onlarca hastayı tam teşekküllü klinikde tedavi olup iyileştirdiğimizin fotoğraflarla ispatı var..Tabii kötü niyet olunca yargısız infaz çok kolay oluyor..
Hayır biz veterinerimizden memnunuz dedi..Akşam saat 9.30 a yaklaşıyordu tekrar aradım aklım şarap da kalmıştı,nasıl dedim yatıyor başında bekliyoruz dedi ..
Kendisine yarım saate yakın anlattım pet shopdan satın aldığınız bebekde bile bu tür riskler olabilir..
Siz bize araştırma yapıp geldiğinizi söylediniz ,aşısı başlanmamış henüz sokakdan gelmiş bebek köpeklerde her zaman risk vardır, Gonca hn da köpek sahibi olduğunu görüşmemizde söylemişti….(Tecrübeli olması gerekir diye düşündüm).
Barınaklarda sokaklardan gelen yavru bebeklerin yaşam ihtimali zayıftır..
Biz yedikule olarak bebekleri ayrı bölümde tutuyoruz ve ilk olarak eger iç ve dış parazitin zamanı gelmişse yapıyoruz ,özel gıdalarla besliyoruz ki yaşasınlar diye..
Bu kadar gönülden ilgi ve alakaya karşı, şarapla ilgili yazılan yorumlardaki haksız eleştiriler hiç de hoş değil.. Şunu bilmenizi isterim, insan bir yeri, kişiyi eleştirecekse önce bilgi sahibi olmalı ve tek taraflı dinlememeli ..
Efe bey sabah veterine gidip bizi aratacağını söyledi ve o gün hiç ses çıkmadı.. Ben bir sürü trafik kazası hasta gelmişken, annesiz bebekler akınına uğramışken, her gün onlarca köpek bırakmak için başvuran telefonlarla boğuşurken, köpeğini terk edecek kişileri, bırakmayın yazıktır diye ikna etmeye çabalarken o yoğunlukda , sadece şarap ı düşünecek halde olamazdımm, çünki geride 2000 kusur şarap var beni bekleyen, yardıma ihtiyacı olan..
Bir şarap için uğraşmaları doğal artık onların köpeği..Canım kadar seviyorum diyor efe bey daha 24 saat olmadan aldığı köpeği,
BEN 12 SENEDİR EMEK VERİYORUM NİCE ŞARAPLARA
demekki bu kadar çabuk bağlanabiliyor insan köpeğine.
Geçtiğimiz haftalarda Sahip Çıkalım! Türkiye’de barınak reformu hakkında 3 yazı yayınladı. Yayına hazır 2 yazımız daha var. Meral
Olcay ve diğer barınak yöneticileri ile barınak yönetimindeki idarecilerin bunları okumasını önemle tavsiye ediyoruz. Makaleler aşağıdaki linklerde bulunabilir.
TÜRKİYE’DEKİ BARINAK SİSTEMİ 1
TÜRKİYE’DEKİ BARINAK SİSTEMİ 2
TÜRKİYE’DEKİ BARINAK SİSTEMİ 3
Eğer bu konu sizi ilgilendiriyor, etkiliyorsa bu mesajın altına yorumlarınızı yazmayı ihmal etmeyin.
V. Larkhill
v.larkhill@googlemail.com

Top Post
BİLDİRİ
Sahip Çıkalım!’ın dünkü mesajı WordPress’in en çok okunan mesajları arasındaydı dün. WordPress’te 5.213.006 blog var. Dün, 28 Ekim günü, okuyucu sıralamasında 79. sıradaydık!
Bu ne demek? Açık ve net olarak demek ki BİZ TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN BLOG’UYUZ!
Bunu nasıl becerdik? Sadece ve sadece “gerçek” olarak. Uydurmayarak. Doğrunun yanında yer alarak. Politik oyunlar oynamayarak. Ve, çok önemli bir nokta: yardım ederek. Okuyuculara yardım ederek, topluma yardım ederek, her şeyden önemlisi, kurtardığımız hayvanlara yardım ederek…
Bizi bu noktaya getirdiğiniz için teşekkürler. Çok teşekkürler.
Şimdi, bu herhalde paylaşılması gereken bir haber. Lütfen mümkün olan her yerde paylaşın!

Top Post
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com
—–

Top Post
ANNOUNCEMENT
Let’s Adopt! post of yesterday was one of the most read posts on WordPress. There are 5.213.006 blogs on WordPress. Yesterday, 28 of October, we ranked 79 in terms of number of readers worldwide!
What does this mean? It just means that WE ARE THE MOST WIDELY READ BLOG IN TURKEY.
How did we do it? Quite simply by being real. By not faking it. By standing for the truth, by not playing political games and, very importantly, by being helpful. Helpful to the readers, helpful to the community and above all, helpful to the animals we save…
Thank you all for helping us get to this point.
Now, I think this is news that need sharing. So share them anyway you can.
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com

Top Post

Sarikiz
Shelter reform in Turkey… 3.
This is a continuation of part 1 and part 2
3. It is time for Shelters in Turkey must put together proper adoption programs.
Adoptions are vital to the running of a shelter in a country where No-Kill is Law. Shelter managers should spend as much effort if not more, in trying to find good homes for the animals that they do in running the daily chores of the shelter.
If every dog and animal that dies in a loving home was replaced by a dog adopted from a shelter, adoption could give a massive blow to all those backyard breeders and Petshops doing business by breeding and selling dogs.
In North America studies show people get their dogs from shelters only 15% of the time for dogs, and less than 10% of the time for cats.
Not surprisingly there are no statistics of adoptions in Turkey but I would go as far as venturing that the adoption rate is less than 5% for dogs (if lucky) and not even 1% for cats. A real joke, and a failure of the system.
If shelter managers made as much of an effort at educating the population about adoption as they do in engaging in silly and hysterical cat fights, they could increase the number of homes available and create space in their overcrowded shelters, thus increasing the quality of life of the dogs unlucky enough to find themselves there.
Based on our experience the number of animal lovers in Turkey is far bigger than most people assume, and it is growing. But as more and more people are becoming interested in owning an animal, very few of those receives any kind of education about the situation of animals in this country.
It is time for shelter managers to put a real effort in improving their adoption programs.. and to make the process as logical and efficient as possible. It is absolutely idiotic for a shelter like Atasehir, where thousands of animals are wasting their lives in chains and suffering constant mistreatment by lazy and unmotivated municipal employees, to have an adoption schedule of two hours a day: between 13 hrs and 15 hrs. If you are seriously trying to find homes for those animals you should be working on it 24 hours a day, seven days a week, you should have proper websites, Facebook Groups, one of you should be in charge of answering emails on a constant basis, another one should be learning how to blog, to use Twitter, to create a network to find homes for your animals.
A special effort should be made to rehome handicapped animals, and when a suitable home cannot be found in Turkey you should be humble enough to seek help of rescue groups overseas.
It is dramatic to watch the collection of three legged dogs and blind dogs in Turkish shelters.
Instead, the adoption programs of the vast majority of Turkish shelters is, as of today, a ridiculous joke… and in the end the ones that pay the price are the animals.
Shelter managers, shelter volunteers, it is time to sit down and create a new strategy because the one you have right now is simply not working. Look around you, thousands of dogs in chains. The situation is dramatic, tragic, embarrassing, and even more so when most of you would never consider adopting one of those animals and focus your attention on golden retrievers. Those dogs should be in homes. It is your obligation to find a good home for each one of those animals. If you are not up to the task then you may as well pack up your stuff and go home.
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com
Sahip Çıkalım! Paylaş & Ver
Doğru: Pek çok hayvansever hayvan haklarını korumada kendilerini yalnız hissediyor.
Bu soruyu çok sık duyuyoruz: Bir hayvanseverim ve XXXX şehrinde tek başıma savaş veriyorum. Sizin yaptığınızı nasıl yapabilirim? Sahip Çıkalım! bana nasıl yardımcı olabilir?
Kısa yanıt: Yalnız değilsiniz ama size bu durumun farkında olmadıkça ve yardım için elinizi uzatmadıkta birşey yapamayız.
Hayvanseverler sosyal ağlara ulaşmak ve bunları kullanmak yerine ne kadar kendilerini izole ederlerse hayat onlar (ve hayvanları) için o kadar kötü olacak.
İki yıl önce bir fikir geldi aklıma… Facebook ve sosyal medyayı tamamen farklı bir biçimde kullanmak, başkalarına hiç benzemeyen bir kabile yaratmak.
Grubun oluşumunun ardındaki bu süreci anlatan bir Slayt gösterisi hazırladık. İngilizce olduğu için üzgünüm, Türkçesi üzerinde çalışıyoruz.
1. Sahip Çıkalım! paylaşımla kuruldu. Fikirlerin paylaşımı, prensiplerin paylaşımı, bilgilerin paylaşımı, kaynakların paylaşımı ve
gruba destek aramak (ve gruptan yardım almak) üzerine.
2. Sahip Çıkalım! Almak için Ver! Bazen insanlar bizimle iletişime geçiyorlar, kaynaklarımızı kullanıyorlar, problemlerini çözüyoruz,
ardından ortadan kayboluyorlar. Bu durumlarda zevkle yardımcı oluyoruz çünkü hayat kurtarıyoruz ancak bunları aynı zamanda kaybedilmiş olanaklar olarak görüyoruz. Grubu bu şekilde kullananların anlamadıkları şey grubun çalışabilmesi için destek olmalı ve
kaynaklarını kullanmalılar.
3. Sahip Çıkalım! ancak üyeleri beraber çalışır ve birbirine destek olursa, ve bu üyeler arasında güçlü bir bağ oluşursa işleyebilir. Bu
grubun üyelerine olan en önemli faydalarından birisi birbirine son derece güçlü bağlarla bağlı bir ağa güvenip sırtlarını dayayabilmeleri.
4. Sahip Çıkalım! sadece büyüyerek işleyebiliyor. Büyüdükçe toplumun farklı katmanlarına yayılabilir, hayvanların yaşamlarını, ve toplumun tamamını iyileştirmekteki katkımızı arttırabiliriz.
Şimdi sizi bu Slayt Gösterisini izlemeye, ve eğer değerli buluyorsanız paylaşmaya davet ediyorum.
[slideshare id=2239515&doc=qefalforletsadopt-091016031314-phpapp01]
Sahip Çıkalım! Katılım paylaşın!
Saygılar,
Viktor
—-
Let’s Adopt, share and give.
Fact: Most animal lovers feel alone in their fight for animal rights.
We get this question very often: I am an animal lover. I am fighting alone in insert city here . How could I do what you did? What can Let’s Adopt! do to help me…
The short answer: You are not alone but we won’t be able to do anything for you unless you acknowledge this fact and reach out and
help yourself.
The longest animal lovers insist in closing themselves in isolation instead of reaching out and using the power of networks the worst it
will get for them (and their animals).
A couple of years ago I had an idea… to use Facebook and social media in a completely different way. To create a tribe unlike any
other.
We have prepare a Slideshow to explain the thought process behind the creation of the group. I apologize it is in English, we are working on a Turkish translation right now.
1. Let’s Adopt! has been built by sharing. Sharing ideas, sharing principles, sharing information, sharing resources and seeking (and
offering) support to the group.
2. Let’s Adopt!, Give to Get!. Sometimes people contact us, they use up our resources, we solve their problems, they vanish afterward. We help those cases with pleasure as we save lives by doing so, but we consider them a big opportunity waste. Those who use the group in such way are failing to understand that for the group to work they need to contribute and pool resources.
3. Let’s Adopt! can only function when its members cooperate and collaborate with each other, and when a strong connection is built
amongst those members. One of the biggest benefits of the group to its members has been to get to know (and in most cases, rely) on a massive network of people strongly connected.
4. Let’s Adopt can only function by growing. The bigger the growth, the deeper and wider our penetration in society, the bigger our impact in improving the lives of the animals and improving society as a whole.
I now invite you to watch this Slideshow and, if you feel it is of any value, I would invite you to share it.
[slideshare id=2239515&doc=qefalforletsadopt-091016031314-phpapp01]
Let’s Adopt!.. join us and share..
Best
Viktor
v.larkhill@googlemail.com

Paris Before
Sevgili Dostlar,
Sahip Çıkalım! son iki senedir, bitmez tükenmez bir gayretle üyelerini hayvan sahiplenme, kısırlaştırma ve hayvanlarla ilgili diğer konularda eğitmeye çalıştı.
Son iki senedir, hem Türkiye’de hem de yurt dışında, daha önce örneği görülmemiş, eşi benzeri olmayan bir bağlantılar ağı, her sorunu çözecek ilişkiler kurmaktayız. Bu süreç içinde, üyelerimizin inancı ve güvenini kazandık.
Ancak yine de başaramadığımız hissine kapılıyoruz.
İnsanlara en can alıcı kısmı anlatmayı başaramadık: SORUMLULUK

Paris after
Başarısızlık riskini minimuma indirebilmek için Türkiye’de var olan en ağır sahiplenme kurallarını getirdik: Sahip Çıkalım! evinizde bir hayvan beslemediğiniz takdirde size bir başkasını vermeyecek. Sahip Çıkalım! hiçbir hayvanı bahçede ya da fabrika türü bir yerde bakılmak üzere sahiplendirmeyecek. Bu kurallar bizler için son derece iyi işlese de aslında kurtarabileceğimiz hayvan sayısını kısıtladı. Ancak bu kısıtlamaya rağmen, neredeyse % 100’e yakın bir başarı oranını da garantiledi.
Sorunlar beklentilerle başladı. Gerçek şu ki, son derece sert olan söylemimizin altında, aslında bizler oldukça yumuşak kalpli insanlarız ve bu nedenle, daha koyduğumuz ilk kural üzerinden beklentiye girdik… Hayvan sahiplenmek istediği sırada evinde herhangi bir hayvan beslemeyen “hayvan sever”lerin sözlerine inandık, bu insanların ne hayvanları ne de bizleri hayal kırıklığına uğratmayacaklarını düşündük.

Simba before, just arrived to Istanbul
Bu tür sahiplendirmelerin çoğu başarısızlıkla sonuçlandı… Yaşanan ekonomik kriz zaten zor olan yaşam koşullarını daha da zorlaştırdı ve bugün, hayvanları sahiplenirken “sonsuz bir sevgi ile sevecekleri” sözünü veren kişiler, bu hayvanları tekrar bizlerin sırtına yüklüyorlar. Hem de eşi benzeri görülmemiş bir oran ve hızla…
Bütün bunlar nedeniyle birtakım tedbirler almak zorunda kaldık:
1. Sahip Çıkalım! bir daha ASLA “bir hayvan kuralı” konusunda istisna yapmayacak. İnsanlar hayvanı ne kadar isterse istesin, ne kadar söz verirse versin, bir daha asla istisnalar olmayacak.
2. Sahip Çıkalım!, bugün itibariyle, yeni vakalar almayı kesmiştir. Şu anda bakımını üstlendiğimiz hayvanları sahiplendirmek için elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Ancak hiçbir yeni hayvan alınmayacak.
3. Sahip Çıkalım! sahiplendirmeye devam edecek ancak bütün kaynak ve gayretini yurt dışındaki ortak ağını geliştirmek/güçlendirmek ve hayvanları sahiplendirme başarımızın en basit ifadesiyle % 100 olduğu yurt dışında yuvalandırmaya odaklayacak.
Dolayısıyla, bugünden itibaren, yerel olarak sahiplendirme konusundaki yardım taleplerinizi yanıtlayamayacağız. Eğer içinizden biri, bir hayvan sahiplenmek isterse, lütfen bizi arayın. Sizin uygun bir sahip olacağınıza inanırsak, size yardıma muhtaç bir hayvan buluruz ancak son köpeğimizi de sahiplendirdikten sonra, bir daha yerel yuva arayışına girmeyeceğiz.

Simba, adopted in Seattle
Bu, Sahip Çıkalım!’ın yuva arayışına son verdiği anlamına gelmiyor. Tam aksine, sahiplendirmeye devam edeceğiz, ancak çok daha seçici bir biçimde… En çaresiz vakaları tek tek seçeceğiz: Sakat köpekler, üç bacaklı hayvanları, körler… Bu hayvanları özenle seçecek ve onları yurt dışında sahiplendireceğiz. Bütün bunları hiçbir masraftan kaçınmadan yapacağız. Umuyoruz ki, bir gün Türkiye’de yaşayan hayvan severler ne yapmaya çalıştığımızı anlayacak ve adlarına yakışır bir şekilde davranacak: Evindeki koltuğa en çok uyacak köpeği (ki bu köpek sahibi için en ufak bir sorun yarattığında kapının önüne koyulacaktır) arayan kaprisli ve aptal insanlar yerine özverili hayvan severler olacaklar…
Bu yeni politika bizi daha da özgürleştirecek ve bu sayede BÜTÜN zaman ve kaynaklarımızı sorumlu insanların kendi başlarına halledebilecekleri konular yerine eğitime ayırabileceğiz. Toplumun “hayvan sever” kesimi birçok kademede eğitime muhtaç: Hayvanların davranış ve ihtiyaçları, kısırlaştırma ve diğer ahlaki konular…
Sahip Çıkalım! bu boşluğu doldurarak yoluna devam edecek…
Saygılar.
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com
——

Ears Before...
Dear Friends,
For the last two years Let’s Adopt has worked tirelessly to educate its members about adoption, sterilization and animal issues.
For two years we have been building an unprecedented network of connections, facilitating relationships, both within Turkey and overseas. In the process we have earned credibility and the trust of our members.
However we feel we have failed.
We have failed at instilling the most basic of the messages into people’s heads. Responsibility.
In order to reduce the chances of failure we set up the toughest adoption rules in Turkey. Let’s Adopt wouldnt give you an animal unless you currently had an animal at home, Let’s Adopt would not give any animals in adoption destined to be kept on a garden, or a factory. Those rules have worked very very well for us. True, it has limited the amount of animals we could save, but it ensured a nearly total success rate.

Ears After
The problem came when we made exceptions. The truth is, under our tough retoric we are very soft-hearted people, we made expections to the first rule, we believed the words of “animal lovers” who didnt have an animal right then but who promised us they would never let their animals, and us, down.
In the vast majority of those those adoptions have failed… The economic crisis has made things tougher, and people who promised eternal love for their animals are now dumping their animals back on us at an unprecedented rate.
All of this forces us to take three measures:
1. Let’s Adopt will NEVER make another exception to the One animal rule. No matter how much those people want the animal, no matter how many promises, we wont make exceptions again. Never.

Gulumser before
2. Let’s Adopt stops, as of today, to take up new cases. We will do our best to place the animals we currently have under our care, but no more new cases will be considered.
3. Let’s Adopt will continue rehoming but it will focus all its resources and efforts in strengthening its overseas partner network and rehoming our animals overseas, where our success rate is, simply put, 100%.
As of today we wont be able to answer your request of assistance with new cases to be rehomed locally. If any of you wants to adopt an animal by any means call us and, if we believe you are suitable well find an animal in need for you but after we have placed our last dog we wont be seeking local adoptions any longer.

Gulumser After
This, does not mean Let’s Adopt will stop rehoming, not at all. We will continue doing so but in an even more selective way. We will be handpicking the most desperate cases, the handicapped animals, the three legged, the blind ones, and will rehome them overseas. We will be doing so regardless the expense in the hope that one day, the “animal lovers” of Turkey will have understood what we are trying to do and will live up to their name becoming just that, selfless animal lovers instead of capricious silly people looking for the cutest dog to match their leather sofa. Dogs that will be dumped the moment they have the slightest personal problem.
This new direction will allow us to be freer and to dedicate ALL our time and resources to education instead of having to deal with issues that responsible people should be able to deal with on their own. The “animal loving” community is in desperate need of education at multiple levels, animal behavior and needs, animal nutrition, even moral issues… Let’s Adopt! will continue providing just that.
Regards
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com
Bahçeşehir: Kibirde Boğulmak
Bunları İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş’ın selden etkilenen Silivri’ye yaptığı ve utandıran ziyareti TV’de
seyrettikten sonra yazıyorum. Kent, felaketin yanında son derece eksik kalan tepki ve Belediyelerin hazırlıksızlığı nedeniyle çaresiz kalmış durumda. İnsanlar kızgın, sorular soruyorlar, Sayın Topbaş insanlarla empati veya kenti
etkileyen bu trajediye dair bir bağ kuramıyor.
Kaçınılmaz olarak Türkiye’yi perişan eden 1999 depreminin anıları canlanıyor gözümüzde. Bir gecede neredeyse 55 000 kişi hayatlarını kaybetti. Hükümetin yardımı geç ve yetersiz kaldı. Kurbanların sayısı o zamandan bu zamana hep eksik gösterildi.
2009… 10 yıl sonra ülke Başakşehir Belediye Başkanı Sayın Mevlüt Uysal‘ı TV’deki kibrine şahitlik ediyor. Başakşehir sınırları içindeki Bahçeşehir Barınağında bir grup gönüllü çamura saplanmış hayvanları kurtarmak için çırpınırken sayın Uysal kameralar karşısında defalarca yardım taleplerini reddediyor. Başkan kurtarma çalışmalarına yardım etmiyor, çaresiz durumdaki hayvanların kurtarılması için parmağını bile kıpırdatmıyor.
Sayın Uysal kendisine telefon edilmesini, soru sorulmasını saygısızlık olarak görüyor, yardım istenmesini bir hakaret kabul ediyor.
Kibir. Hakaret gibi ve kabul edilmez bir kibir. Örneklerini daha önce de görmüştük. Adı hayvan haklarına ve kanunlara karşı çıkmakla bir anılan Beykoz’un eski belediye başkanı Muharrem Ergül’de görmüştük aynı tavrı.
Sahip Çıkalım! ateşli bir kamuoyu savaşı verdi ve kazandı. Ergül partisi tarafından tekrar aday gösterilmedi.

Innocent Victim
Bugün bir eylem ricası yapıyoruz. Sayın Uysal’ın genel bir tepki ve kınamayla karşı karşıya kalması ve kendisine seçilmiş bir temsilci
olarak görevlerinin hatırlatılması gerekiyor.
Sahip Çıkalım! sizlere Türk vatandaşları olarak sahip olduğunuz hakları da hatırlatmak istiyor. Başınızdakiler bulundukları yerlere
sizin oylarınızla geliyorlar. Ve sizin oylarınızla güç sahibi olanlar siz sessiz ve tepkisiz kaldıkça isteklerinizi bir kenara itmeye devam
edecekler.
Sahip Çıkalım! 22 000 üyesi adına, ve ülkenin diğer hayvan hakları gruplarının da öfkesinin sesi olarak Sayın Uysal’dan kamuoyu önünde bir özür dilemesini ve Bahçeşehir Barınağında 130 canın acı ve bitkinlik içinde ölümüyle sonuçlanan bu trajediden doğrudan sorumlu olan ekibi derhal görevden almasını talep ediyor.
Lütfen bu blog sayfasına yorumlarınızı ekleyin. Başkan’a ulaşmasını sağlayacağız.
Saygılarımla,
V Larkhill
—-
Bahçeşehir, drowning in arrogance
I write this after watching footage of the embarassing visit of Mr Kadir Topbaş, the Mayor of the Istanbul Greater Municipality to Silivri, a district severy affected by the floods.

Innocent Victim
Mr. Uysal considered a sign of disrespect to be telephoned, questioned, he considered an insult to be asked for help.
Mr. Uysal rejected to accept the offers of help from the Greater Municipality and others. In the end assistance was sent to them anyway.
Today we are making an appeal to action. Mr. Uysal has to be confronted with a general show of reject and dissaproval that reminds of his duties as elected representative.
Kind regards
Viktor Larkhill
Let’s Adopt
Lara Hakkında Gelişmeler!!!!
Kötü haber… Gerçekten kötü haber…
Lara’nın durumu çok ama çok kötü. Kemoterapiyle tedavi edilebilmek için çok büyük bir rahim tümörü var. Ameliyat edilmesi gerekiyor.
Bunun dışında meme tümörleri de var ameliyatla alınması gereken. Tüm bunlar onu 1,5 yıldır hapseden “hayvansever” bir veterinere götürmüş olsaydı önlenebilirdi.
Bu mesaj evinde dişi köpeği olan ve saçma sapan “ahlaki” sebeplerle köpeğini kısırlaştırmayan herkese; kısırlaştıramayan dişi köpeklerde meme ve rahim tümörü gelişme şansı çok yüksek, ve bu olasılık köpeğin ilk yıl içinde kısırlaştırılmasıyla neredeyse sıfıra düşüyor. İlk yıldan sonra kanser riski büyüyerek artıyor.
Bu, sevdiklerini kanser yüzünden kaybedenlerin öğrenmek zorunda kaldığı bir ders. Ben de çok iyi öğrendim. Kendi köpeğim Simba
kanserden öldü. Onu 14 yaşındayken kurtarmıştım, önceki sahibi kısırlaştırmayı aklına getirmemişti.
Hayvanlarınızı kısırlaştırın… Lütfen… Bu hayvan nüfusunun artmasını önlemek ve kanser riskini yok etmek için tek yol.
Tekrarlıyorum, dişileri kısırlaştırın… Lütfen… Lara’nın çağrısından bir ders alalım.
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com
—-
An update on Lara,
Bad news… very bad news…
Lara’s situation is very very difficult.
She has a massive ovarian tumor that is too big to deal with chemotherapy. We will need to operate.
She also has mammary tumors that will need to be operated.
All of this could have been avoided had the “animal lover” taken her to the vet during the last year and a half of imprisonment.
Here is a message to all of you who have female dogs at home and refused to neuter them based on ridiculous moral reasons. The
incidence of mamary and ovarian tumors on unneutered bitches is massive, and it can be reduced to practically zero by sterilizing the animal during the first year of age. After that the statistical rate of incidence of cancer increases exponentially after time passes.
This is a lesson learned the hard way by all of those who have lost their loved ones due to cancer. I know this very well. My own dog,
Simba, died of cancer. I rescued her when she was 14 year old, her previous owner didn’t care enough to do it.
Sterilize your animals.. please… it is the only way to avoid the tragedy of pet overpopulation AND to eliminate the risk of cancer for
your loved ones..
I repeat. Sterilize your females… please.. let’s learn a lesson from Lara’s plea.
Viktor Larhill
V.larkhill@googlemail.com
Where to sign in? Here… :-)
Join our new Facebook Page
Making dreams come true
Let’s Adopt TV
Let`s Adopt Network!
Let’s Adopt! Community Map
Follow us on Twitter
Recent Posts
- Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Let’s Adopt! Testimonials
- Lady, a kitty torn apart in Istanbul
- Open your eyes Dolores!
- Saving Otto: an Amazonian Rescue
- Ajoo, The far edge of pain
- Children of Nashville robbed of their souls
- Tom and Jerry, a story of love and cruelty
- Operation No-Kill Nashville
- The rescue of the Nashville Nine
- Death by the Lake
- Rescuing 15 puppies from HELL
- Saving Benji and the kitties
- Zoe, a Greek Goddess
- Sometimes, the freshly skinned animal blinks..
Recent Comments
- Viktor Larkhill on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Burcu on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Terri Hughes on The Butcher of Hyderabad
- Dawn on The Butcher of Hyderabad
- MARCHAL on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Viktor Larkhill on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Pami on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Viktor Larkhill on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Martina on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Carin Zellerman on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Viktor Larkhill on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- from UK on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Viktor Larkhill on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Ekaterina on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Viktor Larkhill on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
Archives
- December 2011 (1)
- November 2011 (5)
- October 2011 (4)
- September 2011 (7)
- August 2011 (7)
- July 2011 (2)
- June 2011 (9)
- May 2011 (8)
- April 2011 (8)
- March 2011 (3)
- February 2011 (6)
- January 2011 (10)
- December 2010 (6)
- November 2010 (3)
- October 2010 (6)
- September 2010 (12)
- August 2010 (15)
- July 2010 (17)
- June 2010 (12)
- May 2010 (23)
- April 2010 (23)
- March 2010 (26)
- February 2010 (31)
- January 2010 (23)
- December 2009 (60)
- November 2009 (44)
- October 2009 (12)
- September 2009 (27)
- August 2009 (20)
- July 2009 (31)
- June 2009 (25)
- April 2009 (6)
- March 2009 (2)
- February 2009 (1)
- December 2008 (1)
- November 2008 (1)
- October 2008 (4)
- August 2008 (5)
- July 2008 (5)
- June 2008 (4)
- May 2008 (21)
Our Trusted Vets
Social Media Advisors
Please share this blog!





























