
Şarap
Biz Şarap’ı geçen hafta çarşamba günü Yedikule Hayvan Barınağından aldık. İlk gittiğimizde internet sitesinde formu doldurmamızı, daha sonra gelmemizi istediler. Gittik, istenilen formu, evin fotoğraflarını gönderdik. Birçok maddesi olan ( Hayvan kötü bakıldığında el konup geri alınır, yılda 2 kez barınaktan seçeceğimiz bir dost köpeğe yardım etmemiz gerektiği, herhangi bir durumda önce barınağa gitmemiz gerektiği, bunları yapmadığımız takdirde, köpeğimizi geri alma hakları olduğu ve dava açma hakları olduğu gibi.. oldukça göz korkutucu, ama özendirici hiçbir niteliği bulunmayan) bir belgeyi imzaladık. Üstelik bu kadar hevesle almak istediğimiz yavru için oldukça sıkı bir mülakattan geçirildik. Ben sandım ki, bu kadar dikkat edilerek, çok zor verilen yavrular, aynı şekilde takip ediliyordur.
Şarap’ı aldığımız gün, ordaki veteriner! bize ilk gün ishal olabileceğini söyledi. Şarap’ı eve getirdikten 1 saat sonra ishali başladı. Ve 1 gün boyunca hiç geçmedi.Ertesi gün Şarap kustu. Oldukça telaşlandık. Çünkü ona çok iyi baktık. Hiçbir şeyi yadırgamadı, oynadık, uyuttuk, taradık, yemeğini yedi severek. Ancak yine de sabah olduğunda keyfi kaçmıştı. Meral Hanım, ( bize köpeği veren Barınak
yönetiminin başındaki hanım) bize herhangi bir sorun olduğunda aramamızı söylediği barınak veterinerini aradık. Bize tek söylediği ”

Şarap
Hıı, hastalandı demekki. Getirin, bakalım. ” Bu kadar! Herhangi bir uyarı, ne olabileceğine dair bir bilgi, ya da herhangi bir öneri yok. Biz Anadolu Hisarındayız. Yani Yedikule’ye gitmemiz sabah trafiğinde en az 1 saat sürüyor. Ki, Şarap’ın hali bile yok gözünü açmaya. Bu ilgisizlik karşısında ben kendi özel veterinerime götürdüm Şarap’ı.
İyiki de öyle yapmışım. Hemen antibiyotik tedavisine başlandı. ( Bu arada sadece ishaldi, ve birkaç kez kusmuştu.Başka hiçbir şeyi yoktu). Günde 2 kez veterinere gidiyorduk.
Ertesi sabah, ateşi 40′a çıktı, hemen veterinere gittik, serum takıldı. Veteriner hekimimiz, bize, Şarap’ın durumunun ağırlaştığını, kanlı ishal olmasından endişe ettiği için gözetim altında tutmak istediğini söyledi. Zaten biz de bu hastalıktan endişelendiğimiz için ilk günden itibaren tedavisine başlamıştık.
O gün serumu devam ederken, altına kaçırmaya başladı. Ve 1 saat kadar sonra jel gibi bir dışkı ve kan parçaları gelmeye başladı. O an beynimden vurulmuşa döndüm, ellerimle beslediğim köpeğim, 1 günde 300 gram verdi. zaten 1 kilo 700 gram bir köpekten bahsediyorum. Ne kadar ciddi bir oran olduğunu anlayabilirsiniz. Kanlı ishal olduğu kesinleşince, ilaç tedavisini ona göre devam ettirdi veterinerimimiz. Ancak bize yaşamasının zor olduğunu, biz onu barınaktan almamış olsaydınız, bugün asla uyanamazdı dedi.Ve parvolglob isimli bir ilaç gerektiğini, bulamamamız halinde yaşama şansının %50 olduğunu söyledi.

Şarap
Tam 24 saat boyunca, hiç uyumadan, gözümüzü kırpmadan, 10-12 arkadaş ilacı aradık. Ecza depoları, internet siteleri, paylaşım siteleri, veterinlerler, klinikler, hatta yurtdışındaki ilaç şirketleri.
Görüşmediğimiz yer kalmadı. Ancak sonuç , ne yazıkki olumsuzdu. Bir arkadaşım Viktor’a anlatmış durumu, sabaha karşı 2 buçuk gibi arkadaşım beni aradı ve ilacı bize verebilceklerini söylediğinde sevinçten saatlerce ağladım.
Ama önce şunu söylemek istiyorum devamını yazmadan önce, bu ilaca ihtiyaç olduğunu öğrendiğimde, Efe ( erkek arkadaşım , Şarap her ikimizinde köpeği ) , Meral Hanım’ı aradı, ve durumu anlattı. Ancak hiç beklemediğimiz bir tepkiyle karşılaştık. Efe’ye söylediği şey, bu hayvanın bu mikrobu barınakta kapmış olsa dahi, hastalığın kuluçka döneminde olabileceğini ve farketmemiş olduklarını söyledi. Gerçekten böyle de olabilir. Buraya kadar sözüm yok. Ancak, ben Şarap’ı alırken, Gençlik hastalığı olup olmadığını sorduğumda, yok demişlerdi. Ve ishal olabilir panik yapmayın demişlerdi. Üstelik daha ertesi sabah, veterinerini aradığımız halde, bize sadece hastalanmıştır gibi basit ve önemsiz bir cevap vermekten öteye gitmemişti. Ancak Meral Hanımın Efe’ye cevabı ve savunması nedir sizce ? ” Kız arkadaşınız daha önce köpek beslediği için ben ona güvendim biliyordur die söylemedim. ”

Şarap
Ben, senelerdir çeşitli köpekler baktım. Kangallarımda oldu, Alman kurdumda, Şu anda da çok sağlıklı 3 yaşında bir Golden oğlum var.
Tabii ki bu kadar küçük ve barınaktan alınmış bir yavrunun hangi riskleri taşıdığını biliyorum. Zaten bu kadar bilgim olmasaydı,
onların savunduğu gibi , ishal olabilirmiş önemsiz deyip otursaydım, şu anda Şarap yaşıyor olacak mıydı ??
Biz günlerdir uyumuyoruz. Yemek en son ne zaman yedim hatırlamıyorum. Ama hiç şikayetim yok. Ben bir dakika bile umudumu kaybetmedim. Şarap’a onun iyileşeceğini bana güvenmesini söyledim hep. O da bizi haksız çıkarmadı, direndi. Hatta ben yemek yemesini istiyorum diye kendini zorlayıp yemeye çalıştı. O bizden bile güçlü çıktı, ,iyiki.

Şarap
Benim bebeğim, Türkiye’deki belki binlerce parvo hastalığına yakalanmış, ve kurtulmuş sayısı çok az köpekten birisi. Ben, ve Şarap
şanslıymışsız ki, sizin gibi insanlarla karşılaştık. Bize her konuda maddi, manevi destek veren veteriner hekimimiz Fikriye Hanım, ve
Viktor Larkhill olmasaydı, şu anda yaşıyor olmayacaktı, maalesef.
Bu hastalığın tek sebebi, zamanında aşılanmamış olması. Ve / Veya, bu hastalığı taşıyan köpeklerle aynı yerde kalmış olması. İlacın
Türkiye’de satışının belli insanların tekelinde olması ve bulunamaması ayrı bir konu. onun için sayfalarca yazı yazmak gerek. Benim
anlamadığım tek şey, biz günlerce sorguya çekilir gibi kendimizi anlattık, ikna etmeye çalıştık ona iyi bakacağımıza. Formlar
doldurduk, geri alınabilir gibi bir maddenin bile altına imza attık.
Neden? Barınaktan alalım, ordaki bir yavruya yardım edelim diye. Ama biz gözümüz gibi baktığımız bebeğimizi kaybetseydik, bize söylendiği gibi onlar da yavrumuza iyi bakmamış oldukları için dava açma hakkına sahip olabilecek miydik ? Hayır!
Burda bir adaletsizlik var. Ben, ve erkek arkadaşım Efe, öğrenciyiz. 1 haftadı günde 6 saat tedavi altında, 1buçuk aylık bir köpeğin, nasıl büyük bir maliyete sebep olduğunu tahmin edebilirsiniz. Çünkü durumu kritikti ve özel bakıma ihtiyacı vardı. Biz öğrenci olmamıza rağmen, ona bu hayatta bakılabilecek en iyi şeklide baktık. Veterinerde tedavi görürken bile insanlar inanamayarak baktılar bize. Şimdi sormak istiyorum, biz elektrık faturamızla ikametgahımızı kanıtladık, altına imza attığımız belgeyle iyi bakacağıma söz verdik, canımızı dişimize taktık, işe, okula gidemedik. Herşey bir yana, çok korktuk. Şanslıyız ki, kurtardık. Ama ya olmasaydı ?
Şimdi, siz köpeklere gerçekten iyi baktığınızı kanıtlayabilir misiniz ?? Gerçek gönüllüler, bir barınak adı altında gönüllü olanlar değil illa.

Sarap
Ben GÖNÜLLÜYÜM. bebeğime gönlümle baktım, bakmaya da devam edicem. Gönüllü olmak ne o kağıt üstündeki imzayla, ne de barınak yöneticisi olmakla olmuyor. Keşke Gönüllü olsaydınız!
Ne ilaç bulmamıza yardım ettiler, ne de tekrar arayıp durumu nedir diye sorma zahmetine girdiler.
Bugün, Şarap oldukça iyi. Dün gece yemek yedi. Hiç kusmuyor. İshali düzeldi. Artık kendine geliyor, hayati tehlikeyi atlattı. Bunun için hayatım boyunca minnettar olucam, destek olan herkese, ve en çok size. Son sözüm şudur; bu acıyı yaşamış bir insan olarak, hiçbir barınak ve ya kişiyi suçlamadığımı, ancak sistemin yanlış işlediğini söylemek istiyorum. Gönüllü olmak yalnızca sevmekle olmuyor. İlgi, bakım, özen de gerektiriyor. bu örnek sizi barınaklardaki köpeklerden uzaklaştırmasın, tam tersine daha çok sahip çıkın! o barınaklara bu kadar büyük sorumluluklar vermeye bile gerek kalmayacak günlerin gelmesini umut ediyorum. O gün gelene kadar, bir barınak gezin, gerçek gönüllülere destek olun, hayvanlara yardım edin. Hayat kurtarmak bizim elimizde.

Sarap
Ancak yanlışı düzeltmemek, söylememek, en az yanlışı yapanlar kadar suç. bu yazımın sebebi, budur. Ben, doğru olanı yazmakla yükümlü hissediyorum kendimi. Başka bir Şarap hastalanmasın, ölümden dönmesin diye.
Ve siz bir tek nefes daha alsın diye köpeğinizin gözlerinin içine bakarken, onlar arayıp ” o bizim de köpeğimiz ” dediklerinde, bunun sadece boş bir laf olduğunu görmemk için.
Gönüllü olan, gönlüyle seven herkese teşekkür ediyorum.
Gonca Gökçek
Yaşadığınız “barınak” hikayelerini bizimle paylaşın, barınak cehennemine beraberce çozüm bulalım.
v.larkhill@googlemail.com

Petuk
Petuk ve Allie, harekete geçme sırası SİZDE.
Sevgili Arkadaşlar,
Bir kaç ay önce çok güzel bir Terrier kurtardık…Ona Grace ismini verdik.
Veterinerimizde genel bir kontrole tabi tuttuk, gayet masraflı bir şekilde iyi bir bakımdan geçirdik ve Grace’i geçici bir eve yerleştirdik.
Bir hafta sonra beklenmedik bir olay gerçekleşti. Grace üç bebek doğurdu!!!
Veterinerimiz, hamilelik ihtimali üstünde durmayı ihmal etmişti…Böylece, kurtardığımız köpek sayısı birden dörde çıktı. Ardından gelişen olaylar asla unutamayacağımız türden. Grace, doğal olarak, bebekleri için koruyucu bir anne oldu ve bu durum geçici evlerle sorun yaşamamıza yol açtı. Bir değil, iki değil, tam üç tane geçici ev değiştirdi. Sonunda, Grace’i bebekleri ile beraber bir pansiyona yerleştirdik. Geçici evlerimizi kaybettik ve kimse Grace ve bebeklerini sahiplenmedi.
Grace safkan bir Terrier. Şanslıydı ki, iki hafta sonra harika bir kadın, Esra, tarafından sahiplenildi. Grace şu an, onu çok seven sahibi ile birlikte, evdeki bir grup kedi arkadaşı ile bütün gün oyunlar oynadığı rüya gibi bir yaşam sürüyor.
Grace’in üç yavrusu pansiyonda kaldı.
Erkek olan yavru, Vernon, kısa bir süre sonra, sağlıklı, sosyal ve harika bir şekilde yaşadığı geçici evine yerleşti. Harika bir köpecik…
Fakat, iki dişi yavru, Petuk ve Allie arkada kaldılar…kafeslerde…ve bu zamana kadar HİÇKİMSE, evet gerçekten HİÇKİMSE onları sahiplenmeye yanaşmadı bile.
Geçici aile olmak isteyen iki kişi bulmuştuk, fakat değişik sebeplerden ötürü her ikisi de olmadı.
Böylelikle, bugünden itibaren, iki harika bebek, iki küçük kızkardeşin ömürleri bir kafeste ziyan oluyor. Tüm bebeklikleri 4 ufacık duvarın içinde harcanıyor. Halbuki, oyunlar oynuyor olmaları, aileleri ile birlikte harika zamanlar geçirmeleri, bahçede koşuşturuyor olmaları gerekirdi…bunun yerine, onlar şu an kafesteler.
Kurtardığımız çocuklardan birinin fotoğrafını profilimde paylaştığım zaman, bir çoğunuz yorumlar bırakıyor. Çoğunuz, grubumuzda paylaştıklarımızı yayabilmek, sahiplenmeyi bekleyen hayvanlarımızın şansını arttırabilmek için elinizden geleni yapıyorsunuz.
Her gün, üyelerimizden kendilerine golden retriver yavrular bulmamızı isteyen mektuplar alıyoruz. Çoğu zaman, bu insanları yanıtlamaktan usanmıyorum; bu anlayıştaki insanlar bizim aradığımız türden sahipler olmamalarına rağmen, zaman geçtikçe eskiden duyduğum o güçlü hayalkırıklıklarını hissetmemeye başladım.
Petuk ve Allie bu gece sıcak bir evde uyuyabilirlerdi ama bunu yapamayacaklar.
Daha fazla bir şey söyleyemeyeceğim. Gerek de yok. Ama şimdi sizden, dönüp köpeğinize bakmanızı ve o iki bebeği düşünmenizi istiyorum; hayatları ziyan olan Petuk ve Allie’yi.
Bu iki bebeğin hayatını değiştirme şansınız var. Bazı üyelerimiz her gün hayat kurtarıyor, şimdi sıra sizde.
Viktor
V.larkhill@googlemail.com
—-

Petuk
Petuk and Allie, YOUR turn to act.
Dear friends,
A few months ago we rescued a beautiful terrier.. we named her Grace.
We took her for a check up at our vet, she was given a clean bill of health and was placed directly onto a foster home.
One week later the unexpected happened, Grace delivered three babies!!!!
Our vet had failed to spot the pregnancy… so we went from one rescue to four.
What followed is something we will never forget. Grace, naturally, became protective of her babies and this created problems with the
foster homes.. she went to 1, 2, three foster homes!.. in the end Grace, together with her three puppies was moved to a pension.
We had run out of foster homes and nobody wanted to adopt them.
Grace is a purebreed terrier. She was lucky and two weeks later she was adopted by a wonderful woman, Esra. She now lives a dream life, with an owner that loves her and a bunch of cat friends to play all day.
Her three babies stayed at the pension…
The male puppy, Vernon, was moved shortly afterwards to a foster home where he is growing wonderfully, healthy and sociable. A wonderful pup…
But the two females, Petuk and Allie stayed behind…on the cages… and so far NOBODY, and I mean, NOBODY has showed any interest in adopting them.
We had two people interested in fostering but for different reasons it didn’t happen.
So as of today we have two wonderful puppies, two little sisters, wasting their lives away on a cage. Their entire childhood is being
spent between 4 tiny walls.
They should be out playing, having a great time, hanging out with the family, running around the garden.. instead they are in a cage.
So many of you leave comments on my page whenever I publish the pictures of one of our rescues. Most of you do whatever you can to
spread the word about our group, to increase the chances of adoption of our animals.
Every day we receive letters from members asking us to find golden puppies for them. Most of the time I dont bother answering those
people, they are not what we are looking for, but time after time I cannot feeling a strong feeling of disappointment.
Petuk and Allie could be sleeping on a warm home tonight but they wont.
I wont say anymore… there is no need…. but I want you to look at your dog, right now and think of this two babies, Petuk and Allie,
their lives wasted.
You have the chance to change the life of this two puppies. A number of our members are saving lives, every day, it’s your turn to act now.
Viktor
V.larkhill@googlemail.com
Sahip Çıkalım’da ne yaparız?
Herşeyi değiştirmeye çalışırız.
Statükonun bizi rahatsız eden bir parçasını bulduk, iyileştirilmesi gereken, değişmek için sabırsızlanan bir şey, ve onu değiştirdik.
Biz büyük, kalıcı ve önemli bir değişiklik yapmaya çalışıyoruz.
Nihai hedefimiz Türkiye’de hayvanlara gösterilen davranışları iyileştirmek. Biz, bir barınağa hapsedilmek ya da bir belediye tarafından uzak bir ormana atılmak yerine her köpeğin ve her kedinin sahiplenileceği bir ülke yaratmak istiyoruz.

Sahip Çıkalım topluma ulaştı ve hayvanları umursayan, daha önce barınaklarla ilişkisi olmamış, tutkulu insanlarla bağlantı kurdu. İlerleme büyük bir hızla gerçekleşiyor. Hedefimiz toplumu tamamen değiştirmek.
Bir fikir yaratmak, bir fikri yaymak basit bir iş değil.
Biz değişikliği simgeliyoruz. Öncekinden sonrakine. Zamanda, fikirlerin yaratıldığı ve farklı şekilde uygulandığı bir anı yaşıyoruz.
Biz önderliğe inanıyoruz. Değişiklik yapma tarzımız bir sistemi etkilemek için para ya da güç kullanmak değil, önderlik etmek.
Biz bir kabile yarattık.

Sahip Çıkalım, önderlik etmekle ve insanları bir fikre bağlamak, kendi kabilemizi yaratmakla ilgili.
Kabileler dünyamızı değiştirebilir, kabileler politikaları değiştirebilir, sayısız insanı, onları yapmak istemedikleri bir şeyi yapmaya zorladığınız için değil, onlar bağlantı kurmak istedikleri için bir araya getirebilir.
Sahip Çıkalım değiştirilmeye değer bir şey buldu, bir kabile topladık, bir fikri yaydık, ve bizden çok daha büyük bir şey, bir hareket oluştu.
Sahip Çıkalım sadece bir organizasyon değildir, bir harekettir.

Sahip Çıkalım’da ülkenin her tarafında hayvanlar için çalışmaya ve fikirlerimizi yaymaya istekli binlerce insan var.
Milyonlarca insana değil, fikirlerimizi tekrar tekrar yaymayı üstlenecek kadar onları önemseyecek sadece bin kişiye ihtiyacımız vardı.
Sahip Çıkalım bir kitlesel hareket değil, onunla hiç ilgisi yok. Biz gerçekten inananları bulmaya çalışıyoruz. Nitelik istiyoruz, nicelik değil.
Hayvan severleri biz icat etmedik. Biz sadece onlara önderlik etmeye karar verdik.

Bir buçuk yıl önce, zaten bu arzuya sahip, ama birbiriyle bağlantısız bir grup oluşturduk. Biz sadece insanları organize ettik ve bir hareket yarattık.
Biz aykırı inançlara sahibiz. Biz saldırganız. Statükoya baktık, abartılmış hayvan istifçileri tarafından yönetilen hayvan barınaklarına baktık, ve bu devam edemez dedik. Bu statükoya katlanamayız. Beğenmiyoruz. Ayağa kalkıp durumu zorlamaya, ileri götürmeye istekli idik. Başımızı eğmek, bunun işe yaramayacağını söyleyenlere inanmak yerine herşeyi farklı organize ettik. Üyelerimiz statükoya baktılar, anlamsız olduğunu gördüler, ve bağlantı kurmayı ne kadar istediklerini farkettiler. Bunu tek başımıza yapamayacağımızı anladık, ama başkalarının da bize katılmasını sağlarsak hep beraber inanılmaz sonuçlar elde edebilecektik.
Dinlemek isteyen insanlara bir öykü anlattık. Şiddetle birbiriyle bağlantı kurmak istiyen insanlardan bir kabile oluşturduk. Biz bir harekete önderlik ediyoruz, ve değişiklikler yapıyoruz.

İnsanları rahatsız etmemiz gerekiyordu. Neden? Çünkü eğer kimseyi rahatsız etmiyorsanız statükoyu değiştirmiyorsunuz. Çoğumuz bizim gibi insanlarla bağlantı kurmak istediğimiz için bağlantılar yaratıyoruz. Biz önderlik yapıyoruz. Değişiklikler önderliğe odaklanarak gerçekleştirilebilir.
Ayrı ayrı çalışarak grubun büyümesini ve fikirlerimizin yayılmasını sağlayacak, güçlenmemiz için zamanlarını ve becerilerini hibe edecek üyelerden bir çalışma grubu oluşturduk.
Niye hayvanlara yardım etmeyi seçtik? Çünkü bu bizim için önemli. Etrafımızdaki insanların bu bağlantıya, önderliğe ihtiyaçları vardı, onlar için bir fark yarattı.
Önderlik etmek için insanlardan izin almak gerekmez. İnsanlar buradan sonra nereye gideceklerinin gösterilmesini bekliyorlardı.
Sahip Çıkalım statükoya meydan okudu. Eşsiz bir kültür oluşturduk. İnsanlar arasında bağlantı kurduk. Ve son bir şey daha yaptık, bağlılık sözü verdik. Davaya bağlandık, kabileye bağlandık, insanlarımıza bağlandık, hayvanlara bağlandık.

Benim için bir şey yapmanızı isiyorum. Yapmanızı istediğim şey hareketimizi yaymak için etrafınızdaki herkese bizden bahsetmeniz, bir arada hareket ederek Türkiye’deki bütün hayvanların yaşamını iyileştirebileceğimiz fikrini yaymanız.
Başlayın!
Yapın bunu!
Hayvanların buna ihtiyacı var!
İletişim: v.larkhill@googlemail.com
What do we do at Lets Adopt?
We try to change everything.
We found a piece of the status quo, something that bothered us, something that needed to be improved something that was itching to be changed, and we changed it.
We try to make big, permanent, important change.
Our final aim is to improve the treatment of animals in Turkey. We want to create a country where every dog and cat will be adopted instead of being locked up in some shelter or drop in some far away forest by a municipality
Lets Adopt has gone to the community and connected with people who care about animals, people not previously involved in animal shelters, people with passion. Progress is made at a fast rate.Our aim is to completely transform the community.

Creating an idea, spreading an idea is not a simple task.
We signify change. From before to after. We are living a moment in time when ideas are created and implemented differently.
We believe in Leadership. The way we make change is not by using money or power to influence a system but by leading.
We have created a tribe.

Lets Adopt Its about leading and connecting people with an idea, creating our own tribe.
Tribes can change our world, tribes can change politics, align numbers of people not because you force them to to do something against their will but because they wanted to connect.
Lets Adopt found something worth changing and we assembled a tribe that spread an idea that became something far bigger than ourselves, creating a movement.
Lets Adopt is not just an organization, it’s a movement.

Lets Adopt has thousands of people around the country willing to work on behalf of animals and spread our ideas.
We didnt need millions of people..we only needed a thousand people who cared enough to spread the idea time and again.
Lets Adopt is not a mass movement, that is not what it’s about. What we are trying to do is finding the true believers. We want quality, not quantity.
We have not invented animal lovers. We merely decided to lead them. One and a half years ago we funded a group that was disconnected but who already had a yearning. We just organized people and created a movement.

We are heretics. We are transgressors. We looked at the status quo, we looked at the animal shelters run by glorified animal hoarders and said: this cannot continue. We can’t abide this status quo. We dont like it. We were willing to stand up and move things forward. Instead of keeping our head down, instead of believing those who told us this wouldn’t work we organized things differently. Our members looked at the status quo, they could see it made no sense and realized how much they wanted to be connected. We could see we could not do this by ourselves, but if we could get other people to join us then together we could all achieve amazing results.
We told a story to people who wanted to hear it. We connected a tribe of people who were desperate to be connected to each other. We lead a movement and make changes.

We needed to upset people. Why? Because If you are not upsetting anyone you are not changing the status quo. We build connections, realizing that most of us needed to connect with people like us. We lead. By focusing on leading is where change comes.
We created a working group with members that would work individually to make the group grow and spread our ideas, members that would donate their time and skills to make us stronger.
Why did we choose to help animals? Because its important to us. The people that surround us needed the connection, needed the leadership, it made a difference to them.
We didn’t need permission from people to lead them. People were waiting to be shown were to go next.
Lets Adopt has challenged the status quo. We have built a unique culture. We connected people to one another. And we did one last thing.. we committed. We committed to the cause, we committed to the tribe, we committed to our people, we committed to the animals.

I want to ask you to do something for me. What I want you to do is to enlarge our movement, to talk to everyone around you about us, to spread the idea that we can improve the life of all animals in Turkey by acting together.
Start!
Do it!
The animals need it.
Contact: v.larkhill@googlemail.com
11
Sezar’ın hakkı Sezar’a…

Bir özür hayatın süper yapıştırıcısıdır. Neredeyse her şeyi tamir edebilir..
~Lynn Johnston
Sahip Çıkalım bugün Dr. İlhan Gökhol ve eşi Özlem’le bir toplantı yaptı. Ebru meselesini konuştuk ve konu üzerinde kendi tutumlarımızı karşılaştırdık.
7 Haziran tarihli yazımızda Dr. İlhan Gökhol’un Ebru hakkındaki ilk ifadesini değiştirdiğini yazmıştık.
Bizim ifademizin yanlış olduğu çıktı ortaya. Gerçek, Dr. İlhan Gökhol’un en baştan beri Ebru’nun ölüm nedeninin akut travma olduğunu açıklayan bir ifade vermiş olduğu. Yaşlılık hiç söz konusu değildi.
Bu noktada Dr. Gökhol’a, eşi Özleme ve Animalia Kliniği çalışanlara, bu yanlış bildirimiz için içten bir özür borçluyuz.
![]()
Bu baştan beri savunduğumuz, “yaşlılık” açıklamasının trajik olayı örtbas etmek için Marmara otelinin Halkla İlişkiler Ekibinin bir uydurması olduğu ifademizi destekliyor. The Marmara, Ebru’nun doğal nedenlerle, yaşlılıktan öldüğünü açıklayan bir basın bülteni yayınladı. Basın onlara inandı, birçok okuyucu da onlara inandı, ve kızgınlıkla Sahip Çıkalım’a yönelip bizi yalancılıkla suçladılar.
Otelin Genel Müdürü, bir köşe yazarı olan Ayşe Arman’a grubun Avrupa Birliği’nden ödenek almaya çalıştığını iddia edecek kadar ileri gitti, ve bu saçma iddiaya birçok zayıf mantıklı insan inandı.
Baştan itibaren Sahip Çıkalım The Marmara’nın Ebru’ya yıllarca bakmış olmasını alkışlamıştır. Ancak şimdi onun ölümünü ele alış şekillerine ve onun anısına sürdükleri lekeye sert tepkimizi dile getirmek bizim görevimizdir.
Sahip Çıkalım The Marmara Oteli’ nden bu blog vasıtasıyla olayı kötü ele alış şekilleri ile ilgili yazılı bir özür talep etmektedir, ve bu kötü durumdan sorumlu olan kişilerin, yani Otel Genel Müdürü’nün ve Halkla İlişkiler Ekibinden sorumlu “uydurma uzmanının” en kısa zamanda değiştirilmelerini saygıyla önerir.
The Marmara Otelinin Genel Müdürüne ulaşmak için sarf ettiğimiz bütün çabalar sonuçsuz kaldı.
The Marmara Tel: 0212 251 46 96 / istanbul-info@themarmarahotels.com
Saygılarımla,
Viktor Larkhill

An apology is the superglue of life. It can repair just about anything.
Lynn Johnston
Lets Adopt had a meeting with Dr. Ilhan Gökgöl and his wife Ozlem
today. We discussed the Ebru case and compared positions on the issue.
In our post of the 7th of June we wrote that Dr. Ilhan Gökgöl had
changed his initial statement about Ebru’s death.
It turned out our statement was incorrect. The truth is that Dr. Ilhan
issued a medical report stating from the very beginning that the Cause
of Death was acute trauma. Old age was never a cause.
At this point we must sincerely apologize to Dr. Gökgöl, his wife Ozlem
and to the staff of the Animalia Clinic for our inaccurate reporting.
![]()
This confirms what we always maintained, the “old age” explanation was
fabricated by the PR Team of the Marmara hotel in a desperate effort
to cover up the tragic event. The Marmara proceeded to issue a Press
Release explaining that Ebru died of natural causes, of old age. The
Press believed them and so did many readers who turned in anger
against Lets Adopt and accused us of lying.
The General Manager of the Hotel went as far as suggesting to Ayse
Arman, a columnist, that the group was trying to apply for European
Union funding, a ridiculous suggestion that again, many weak minds
believed.
From the beginning Lets Adopt applauded the way the Marmara had taken
care of Ebru for years. It is our obligation now to express our stern
rejection for the way they handled her passing and the stain they have
left in her memory.
From this blog Lets Adopt demands a written apology from the Marmara
Hotel for its mishandling of the situation and respectfully suggests
that the people responsible for this mess, namely, the Hotel General
Manager and the “spin doctor” responsible of the PR Team, be replaced
at once.
All our efforts to contact the GM of the Marmara Hotel remain unsuccessful.
The Marmara tel: 0212 251 46 96 / istanbul-info@themarmarahotels.com
Regards
Viktor Larkhill

Song for Ebru
Dear Friends,
Ebru continues to inspire and the debate has not ended. Animal cruelty is a major issue that requires attention.
Over the coming weeks Let’s Adopt! will be unveiling a set of initiatives in order to raise awareness against animal cruelty in the country.
Here is the first. Our friend Maria Daines has written and performed a song inspired on Ebru‘s story. An emotive Rock Ballad retrospect titled Ebru and how she impacted the lives of so many people who directly or indirectly got to know her.
We leave you with Maria’s MySpace page. Just click on the link and you’ll be able to listen to this fantastic and moving song.
‘Ebru’
Written and performed by Maria Daines and Paul Killington
Published by NorthStar Music, UK
www.maria-daines.com

Ebru için Çiçekler: Gerçek Ortaya Çıkar
Bazı gerçekler o kadar çıplaktır ki, insanlar onlara acır ve biraz da olsa üstlerini örtmeye çalışır.
Edward R. Murrow
Beklendiği gibi, Animalia Kliniği’nden Dr. İlhan Gökgöl, nihayet ifadesini değiştirdi.
Basına geçen Cuma verdiği bir açıklamada, İlhan Bey Marmara’nın köpeği Ebru’nun Akut (Ağır) Travma’dan öldüğünü kabul etti.
Ebru yaşlılıktan ÖLMEDİ.
Ardından İlhan Bey, bir hafta önce Sahip Çıkalım tarafından açıklanan, korunmasız bir hayvana bir veya daha fazla kişi tarafından yapılan bir saldırının profiline tıpatıp uyan bir resmi tamamlamak üzere yaralanmaların ayrıntılı bir tarifini verdi.
Biz tesadüflere inanmayız. Bir binanın içine girmesine izin verilmeyen sokak köpeği Ebru’nun yüksek bir yerden düşmüş olabilmesi ihtimali yok denecek kadar azdır. Yaralanmaların şekli araba çarpması sonucu oluşabilecek yaralanmalara uymuyor. Yaralanmanın zamanı önemli değil.
Öte yandan, Marmara Oteli Ebru’nun yaşlılıktan öldüğünde ısrar ediyor.
Halkla İlişkiler felaketleri açısındanbu kolay unutulacak gibi değil. Halkla İlişkiler örtbası nadiren işe yarar, ve toplu iletişimin parmağımızın ucunda olduğu bir toplumda hiç yaramaz. Kötü Halkla İlişkiler, ne kadar çok olursa olsun, gerçeği saklayamaz. Gerçek her zaman kazanır
Dün saygın bir köşe yazarı Ebru’nun katilini bulmak için koyduğumuz USD 2,000 ödülü köpeğe Taksim Meydanında bir anıt dikmek için kullanmamızı önerdi, ve çok kimse bu fikri uygun buluyor. Sahip Çıkalım iki nedenle bu gibi planlara katılmamaktadır:
a) Biz bu işi yapan kişi veya kişilerin oralarda bir yerde olduğuna, ve yakında bulunacaklarına inanıyoruz.
b) Eğitim parayı harcamak için çok daha iyi bir yoldur.
Yarın, 8 Haziran Pazartesi günü, Sahip Çıkalım Marmara Oteli’nin sahipleri ve Animalia Veteriner Kliniği’nden Veteriner İlhan Gökgöl’e ulaşıp onları Türkiye’de Hayvanlara Kötü Muameleye karşı ülke çapındaki bir farkındalık kampanyasının ön saflarında olmaya davet edecek.
Bir hatayı kabul etmekte küçük düşürücü hiçbir şey yoktur. Marmara Oteli hiçbir şekilde Ebru’nun ölümünden sorumlu değildir, ama bu konudaki duruşunu en kısa zamanda değiştirmelidir. Bunu yapmaları bir zayıflık olarak algılanmayacaktır. Tam tersine, Ebru’nun ölümünün gerçek nedenleri konusunda nihayet aydınlatılmış olan halk bunu olumlu bir gelişme olarak görecektir. Şimdiye kadar gösterilen ilgiye bakılırsa, hem basılı hem de internet tabanlı medya da bunu olumlu bir ışıkta algılayacaktır.
Viktor Larkhill’in Sahip Çıkalım’ı medya tarafından ancak bir aptalın inanacağı akılalmaz yalanlarla suçlanmıştır. Hayvan ticareti, hayvan katliamı, hayvan kaçakçılığı… Hatta Marmara Otelinin müdürü tarafından köşe yazarı Ayşe Arman vasıtasıyla açıkça Avrupa Birliğinden milyonlarca Euro elde edebilmek için bir tiyatro sergilemekle bile suçlandık. Ayşe Arman’a cevabımız şuydu: SİZ buna gerçekten inanıyor musunuz? Maskeli bir adam tarafından yönetilen AB sponsorluğunda bir Facebook grubu… SİZ buna gerçekten inanıyor musunuz?
Saygılarımızla,
Viktor Larkhill

Gerçek her zaman kazanır


Flowers for Ebru: Truth Prevails
Most truths are so naked that people feel sorry for them and cover them up, at least a little bit.
Edward R. Murrow
As expected, Dr. Ilhan Gökgöl, of Animalia Clinic has finally changed in tune.
In a statement issued to the Press last Friday Mr. Ilhan finally conceded that Ebru, the dog of the Marmara died of Acute (Severe) Trauma.
Ebru did NOT die of old age.
Mr. Ilhan then proceeds to give a detailed description of the injuries, to complete a picture that, as announced by Sahip Cikalim already a week ago, fits perfectly the profile of an attack by one or more people on a helpless animal.
We don’t believe in coincidences. The chances that Ebru, a stray dog that was never allowed inside a building could have fallen from a high place are absolutely negligible. The nature of the injuries do not correspond with the nature of the injuries sustained on a car crash. The timing of the injury is irrelevant.
On the other side, the Marmara Hotel, continues maintaining that Ebru died of old age.
As PR disaster goes this is one of those that wont be forgotten easily. PR Spin seldom works and even less so in a society where mass communications are at the reach of our fingertips. No amount of bad PR can hide the truth.
Truth always prevails.
Yesterday a prestigious columnist suggested that Lets Adopt uses the USD 2000 reward offered to find Ebrus killer to build a statue to the dog in Taksim Square, an idea that is being currently considered by many.
Lets Adopt wont be involved in such plans for two reasons:
a) We are convinced the person or persons who did this are out there and will soon be brought to light.
b) Education is a much better way to spend the money.
Tomorrow Monday the 8th of June Lets Adopt will reach out to the owners of the Marmara Hotel and to the Veterinarian Ilhan Gökgöl from Animalia Veterinary clinic and invite them to be at the forefront of a nation-wide awareness campaign of awareness against Animal Abuse in Turkey.
There is nothing humiliating about admitting a mistake. The Marmara Hotel is in no way responsible for Ebru’s death, but it must quickly reverse its stance on this issue. Doing so would not be perceived as an act of weakness, on the contrary, the general public who has now been finally enlightened about the real causes of Ebru’s death, would perceive this in a positive manner. Judging by the interest shown so far, Media, both printed and internet-based, would also look at this in a good light.
Viktor Larkhill’s Lets Adopt was publicly accused by the media of a number of outrageous falsehoods that only a fool would believe. Animal trading, animal slaugthering, animal smuggling. We were even publicly accused by the Manager of the Marmara Hotel by way of Ayse Arman, the newspaper columnist of orchestrating a charade in order to seek millions of Euros from the European Union. Our reply to Mrs. Arman was: Do YOU really believe that? A EU sponsored Facebook group run by a guy with a mask… Do YOU really believe that?
Kind regards
Viktor Larkhill

Truth Prevails


Sevgili arkadaşlar,
Ebru’nun ölümünün ardından yaşadığımız karmaşa beklenen bir şeydi. Bu olayların normal gelişmesi, şaşkınlık, şok, kızgınlık, inkar, kabul etme ve sonunda da bazı şeylerin değişmesi, ve bu değişikliklere birey olarak bizlerin önayak olması gerektiğini farketmek.
Ebru’yu kimin öldürdüğünü bilmiyoruz, ama büyük bir travma sonucu öldüğünü biliyoruz. Bir gün bunu kimin yaptığını öğreneceğimizi umuyoruz. Ben bundan eminim.
Şimdi daha büyük resme bakmalıyız.
Ebru Marmara Oteli’nin koruması sayesinde uzun bir yaşam elde eden şanslı bir köpekti. Her sokak köpeği bu kadar şanslı olmuyor. Aslında çok azı öyle. Sokaktaki bir köpeğin ömrü 4-5 yılı geçmiyor, ve bu süre sürekli kötü muamelenin izlerini taşıyor. Bundan söz etmemem gerekirdi, ama edeceğim. Tekmelenerek öldürülen, işkence gören, yakılan, zincirlenen, küçücük yerlere kapatılan, bıçaklanan hayvanların sayısı inanılır gibi değil. Ülkenin her yanındaki hayvan sağlığı organizasyonları bu gibi olaylarla her gün karşılaşıyor. Bunu biliyoruz. Ancak kısıtlı zekaya sahip biri (ne yazık ki onlardan da çokça var) bunu inkar eder.
Bu olaylara sokaklarda kaybolmuş halde dolaşan onbinlerce terkedilmiş hayvanı da katmalıyız.
Bu sorun sadece Türkiye’nin sorunu değil. Özellikle Yunanistan, İtalya veya İspanya gibi Akdeniz ülkelerinde durum kötü.
Ancak biz Türkiye’ye odaklanacağız. Neden mi? Çünkü bu bizim ülkemiz, ve her birimizin kalıcı bazı değişiklikler yapabileceğimiz yer burası.
Ebru’nun trajik ölümü, ne kadar üzücü olursa olsun, bir amaca hizmet etmeli. Onun zamansız ölümü üzerine yükselen sesler kanunlardaki, ve daha da önemlisi, kanunların uygulanış şeklindeki değişiklikler olarak yansımalı.
Sahip Çıkalım organizasyon bünyesinde sadece hayvanlara uygulanan kötü muamelelerin saptanıp açıklanmasına adanmış bir bölüm oluşturacaktır. Biz yargılamayacağız, o işi yargıya bırakacağız. Ama bu gibi durumları ışığa çıkaracağız ve onları sonuna kadar ilan edeceğiz.
Bu seferberliğimizde bize yardımcı olacak gönüllülere ihtiyacımız var. Avukatlara, fotoğrafçılara, ve genelde etraflarında bu zulmü görmekten bıkmış ve bir şeyler yapabilmek isteyen insanlara ihtiyacımız var.
Özellikle üç durumu hedefleyeceğiz:
- Aşırı hayvan ihmali durumları
- Köpek dövüştüren organizasyonlar
- Hayvanların terk edilmesi.
Aynı zamanda:
- Hem barınaklarda, hem de özel evlerde hayvanlara kötü muamele / hayvan biriktirme olaylarıyla da ilgileneceğiz.
Özel bir email adresimiz var: abuse.letsadopt@gmail.com
Hayvanlara yapılan zulümden siz de bizim kadar nefret ediyorsanız lütfen irtibat kurun.
İletişim: v.larkhill@googlemail.com
Please join Animal Justice
http://www.facebook.com/group.php?gid=18394715517

Where to sign in? Here… :-)
Join our new Facebook Page
Making dreams come true
Let’s Adopt TV
Let`s Adopt Network!
Let’s Adopt! Community Map
Follow us on Twitter
Recent Posts
- Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Let’s Adopt! Testimonials
- Lady, a kitty torn apart in Istanbul
- Open your eyes Dolores!
- Saving Otto: an Amazonian Rescue
- Ajoo, The far edge of pain
- Children of Nashville robbed of their souls
- Tom and Jerry, a story of love and cruelty
- Operation No-Kill Nashville
- The rescue of the Nashville Nine
- Death by the Lake
- Rescuing 15 puppies from HELL
- Saving Benji and the kitties
- Zoe, a Greek Goddess
- Sometimes, the freshly skinned animal blinks..
Recent Comments
- Viktor Larkhill on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Burcu on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Terri Hughes on The Butcher of Hyderabad
- Dawn on The Butcher of Hyderabad
- MARCHAL on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Viktor Larkhill on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Pami on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Viktor Larkhill on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Martina on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Carin Zellerman on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Viktor Larkhill on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- from UK on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Viktor Larkhill on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Ekaterina on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
- Viktor Larkhill on Persian cat brutally injured at Hairdresser salon
Archives
- December 2011 (1)
- November 2011 (5)
- October 2011 (4)
- September 2011 (7)
- August 2011 (7)
- July 2011 (2)
- June 2011 (9)
- May 2011 (8)
- April 2011 (8)
- March 2011 (3)
- February 2011 (6)
- January 2011 (10)
- December 2010 (6)
- November 2010 (3)
- October 2010 (6)
- September 2010 (12)
- August 2010 (15)
- July 2010 (17)
- June 2010 (12)
- May 2010 (23)
- April 2010 (23)
- March 2010 (26)
- February 2010 (31)
- January 2010 (23)
- December 2009 (60)
- November 2009 (44)
- October 2009 (12)
- September 2009 (27)
- August 2009 (20)
- July 2009 (31)
- June 2009 (25)
- April 2009 (6)
- March 2009 (2)
- February 2009 (1)
- December 2008 (1)
- November 2008 (1)
- October 2008 (4)
- August 2008 (5)
- July 2008 (5)
- June 2008 (4)
- May 2008 (21)
Our Trusted Vets
Social Media Advisors
Please share this blog!

















