Browsing all articles tagged with happy ending
Efe

Şarap

Biz Şarap’ı geçen hafta çarşamba günü Yedikule Hayvan Barınağından aldık. İlk gittiğimizde internet sitesinde formu doldurmamızı, daha sonra gelmemizi istediler. Gittik, istenilen formu, evin fotoğraflarını gönderdik. Birçok maddesi olan ( Hayvan kötü bakıldığında el konup geri alınır, yılda 2 kez barınaktan seçeceğimiz bir dost köpeğe yardım etmemiz gerektiği, herhangi bir durumda önce barınağa gitmemiz gerektiği, bunları yapmadığımız takdirde, köpeğimizi geri alma hakları olduğu ve dava açma hakları olduğu gibi.. oldukça göz korkutucu, ama özendirici hiçbir niteliği bulunmayan) bir belgeyi imzaladık. Üstelik bu kadar hevesle almak istediğimiz yavru için oldukça sıkı bir mülakattan geçirildik. Ben sandım ki, bu kadar dikkat edilerek, çok zor verilen yavrular, aynı şekilde takip ediliyordur.

Şarap’ı aldığımız gün, ordaki veteriner! bize ilk gün ishal olabileceğini söyledi. Şarap’ı eve getirdikten 1 saat sonra ishali başladı. Ve 1 gün boyunca hiç geçmedi.Ertesi gün Şarap kustu. Oldukça telaşlandık. Çünkü ona çok iyi baktık. Hiçbir şeyi yadırgamadı, oynadık, uyuttuk, taradık, yemeğini yedi severek. Ancak yine de sabah olduğunda keyfi kaçmıştı. Meral Hanım, ( bize köpeği veren Barınak
yönetiminin başındaki hanım) bize herhangi bir sorun olduğunda aramamızı söylediği barınak veterinerini aradık. Bize tek söylediği ”

Şarap

Şarap

Hıı, hastalandı demekki. Getirin, bakalım. ” Bu kadar! Herhangi bir uyarı, ne olabileceğine dair bir bilgi, ya da herhangi bir öneri yok. Biz Anadolu Hisarındayız. Yani Yedikule’ye gitmemiz sabah trafiğinde en az 1 saat sürüyor. Ki, Şarap’ın hali bile yok gözünü açmaya. Bu ilgisizlik karşısında ben kendi özel veterinerime götürdüm Şarap’ı.

İyiki de öyle yapmışım. Hemen antibiyotik tedavisine başlandı. ( Bu arada sadece ishaldi, ve birkaç kez kusmuştu.Başka hiçbir şeyi yoktu).  Günde 2 kez veterinere gidiyorduk.

Ertesi sabah, ateşi 40′a çıktı, hemen veterinere gittik, serum takıldı. Veteriner hekimimiz, bize, Şarap’ın durumunun ağırlaştığını, kanlı ishal olmasından endişe ettiği için gözetim altında tutmak istediğini söyledi. Zaten biz de bu hastalıktan endişelendiğimiz için ilk günden itibaren tedavisine başlamıştık.

O gün serumu devam ederken, altına kaçırmaya başladı. Ve 1 saat kadar sonra jel gibi bir dışkı ve kan parçaları gelmeye başladı. O an beynimden vurulmuşa döndüm, ellerimle beslediğim köpeğim, 1 günde 300 gram verdi. zaten 1 kilo 700 gram bir köpekten bahsediyorum. Ne kadar ciddi bir oran olduğunu anlayabilirsiniz. Kanlı ishal olduğu kesinleşince, ilaç tedavisini ona göre devam ettirdi veterinerimimiz. Ancak bize yaşamasının zor olduğunu, biz onu barınaktan almamış olsaydınız, bugün asla uyanamazdı dedi.Ve parvolglob isimli bir ilaç gerektiğini, bulamamamız halinde yaşama şansının %50 olduğunu söyledi.

Şarap

Şarap

Tam 24 saat boyunca, hiç uyumadan, gözümüzü kırpmadan, 10-12 arkadaş ilacı aradık. Ecza depoları, internet siteleri, paylaşım siteleri, veterinlerler, klinikler, hatta yurtdışındaki ilaç şirketleri.

Görüşmediğimiz yer kalmadı. Ancak sonuç , ne yazıkki olumsuzdu. Bir arkadaşım Viktor’a anlatmış durumu, sabaha karşı 2 buçuk gibi arkadaşım beni aradı ve ilacı bize verebilceklerini söylediğinde sevinçten saatlerce ağladım.

Ama önce şunu söylemek istiyorum devamını yazmadan önce, bu ilaca ihtiyaç olduğunu öğrendiğimde, Efe ( erkek arkadaşım , Şarap her ikimizinde köpeği ) , Meral Hanım’ı aradı, ve durumu anlattı. Ancak hiç beklemediğimiz bir tepkiyle karşılaştık. Efe’ye söylediği şey, bu hayvanın bu mikrobu barınakta kapmış olsa dahi, hastalığın kuluçka döneminde olabileceğini ve farketmemiş olduklarını söyledi. Gerçekten böyle de olabilir. Buraya kadar sözüm yok. Ancak, ben Şarap’ı alırken, Gençlik hastalığı olup olmadığını sorduğumda, yok demişlerdi. Ve ishal olabilir panik yapmayın demişlerdi. Üstelik daha ertesi sabah, veterinerini aradığımız halde, bize sadece hastalanmıştır gibi basit ve önemsiz bir cevap vermekten öteye gitmemişti. Ancak Meral Hanımın Efe’ye cevabı ve savunması nedir sizce ? ” Kız arkadaşınız daha önce köpek beslediği için ben ona güvendim biliyordur die söylemedim. ”

Şarap

Şarap

Ben, senelerdir çeşitli köpekler baktım. Kangallarımda oldu, Alman kurdumda, Şu anda da çok sağlıklı 3 yaşında bir Golden oğlum var.

Tabii ki bu kadar küçük ve barınaktan alınmış bir yavrunun hangi riskleri taşıdığını biliyorum. Zaten bu kadar bilgim olmasaydı,
onların savunduğu gibi , ishal olabilirmiş önemsiz deyip otursaydım, şu anda Şarap yaşıyor olacak mıydı ??

Biz günlerdir uyumuyoruz. Yemek en son ne zaman yedim hatırlamıyorum. Ama hiç şikayetim yok. Ben bir dakika bile umudumu kaybetmedim. Şarap’a onun iyileşeceğini bana güvenmesini söyledim hep. O da bizi haksız çıkarmadı, direndi. Hatta ben yemek yemesini istiyorum diye kendini zorlayıp yemeye çalıştı. O bizden bile güçlü çıktı, ,iyiki.

Şarap

Şarap

Benim bebeğim, Türkiye’deki belki binlerce parvo hastalığına yakalanmış, ve kurtulmuş sayısı çok az köpekten birisi. Ben, ve Şarap
şanslıymışsız ki, sizin gibi insanlarla karşılaştık. Bize her konuda maddi, manevi destek veren veteriner hekimimiz Fikriye Hanım, ve
Viktor Larkhill olmasaydı, şu anda yaşıyor olmayacaktı, maalesef.

Bu hastalığın tek sebebi, zamanında aşılanmamış olması. Ve / Veya, bu hastalığı taşıyan köpeklerle aynı yerde kalmış olması. İlacın
Türkiye’de satışının belli insanların tekelinde olması ve bulunamaması ayrı bir konu. onun için sayfalarca yazı yazmak gerek. Benim
anlamadığım tek şey, biz günlerce sorguya çekilir gibi kendimizi anlattık, ikna etmeye çalıştık ona iyi bakacağımıza. Formlar
doldurduk, geri alınabilir gibi bir maddenin bile altına imza attık.

Neden? Barınaktan alalım, ordaki bir yavruya yardım edelim diye. Ama biz gözümüz gibi baktığımız bebeğimizi kaybetseydik, bize söylendiği gibi onlar da yavrumuza iyi bakmamış oldukları için dava açma hakkına sahip olabilecek miydik ? Hayır!

Burda bir adaletsizlik var. Ben, ve erkek arkadaşım Efe, öğrenciyiz. 1 haftadı günde 6 saat tedavi altında, 1buçuk aylık bir köpeğin, nasıl büyük bir maliyete sebep olduğunu tahmin edebilirsiniz. Çünkü durumu kritikti ve özel bakıma ihtiyacı vardı. Biz öğrenci olmamıza rağmen, ona bu hayatta bakılabilecek en iyi şeklide baktık. Veterinerde tedavi görürken bile insanlar inanamayarak baktılar bize. Şimdi sormak istiyorum, biz elektrık faturamızla ikametgahımızı kanıtladık, altına imza attığımız belgeyle iyi bakacağıma söz verdik, canımızı dişimize taktık, işe, okula gidemedik. Herşey bir yana, çok korktuk. Şanslıyız ki, kurtardık. Ama ya olmasaydı ?

Şimdi, siz köpeklere gerçekten iyi baktığınızı kanıtlayabilir misiniz ?? Gerçek gönüllüler, bir barınak adı altında gönüllü olanlar değil illa.

Sarap

Sarap

Ben GÖNÜLLÜYÜM. bebeğime gönlümle baktım, bakmaya da devam edicem. Gönüllü olmak ne o kağıt üstündeki imzayla, ne de barınak yöneticisi olmakla olmuyor. Keşke Gönüllü olsaydınız!

Ne ilaç bulmamıza yardım ettiler, ne de tekrar arayıp durumu nedir diye sorma zahmetine girdiler.

Bugün, Şarap oldukça iyi. Dün gece yemek yedi. Hiç kusmuyor. İshali düzeldi. Artık kendine geliyor, hayati tehlikeyi atlattı. Bunun için hayatım boyunca minnettar olucam, destek olan herkese, ve en çok size. Son sözüm şudur; bu acıyı yaşamış bir insan olarak, hiçbir barınak ve ya kişiyi suçlamadığımı, ancak sistemin yanlış işlediğini söylemek istiyorum. Gönüllü olmak yalnızca sevmekle olmuyor. İlgi, bakım, özen de gerektiriyor. bu örnek sizi barınaklardaki köpeklerden uzaklaştırmasın, tam tersine daha çok sahip çıkın! o barınaklara bu kadar büyük sorumluluklar vermeye bile gerek kalmayacak günlerin gelmesini umut ediyorum. O gün gelene kadar, bir barınak gezin, gerçek gönüllülere destek olun, hayvanlara yardım edin. Hayat kurtarmak bizim elimizde.

Sarap

Sarap

Ancak yanlışı düzeltmemek, söylememek, en az yanlışı yapanlar kadar suç. bu yazımın sebebi, budur. Ben, doğru olanı yazmakla yükümlü hissediyorum kendimi. Başka bir Şarap hastalanmasın, ölümden dönmesin diye.

Ve siz bir tek nefes daha alsın diye köpeğinizin gözlerinin içine bakarken, onlar arayıp ” o bizim de köpeğimiz ” dediklerinde, bunun sadece boş bir laf olduğunu görmemk için.

Gönüllü olan, gönlüyle seven herkese teşekkür ediyorum.

Gonca Gökçek


Yaşadığınız “barınak” hikayelerini bizimle paylaşın, barınak cehennemine beraberce çozüm bulalım.

v.larkhill@googlemail.com



Simba at the shelter

Simba, Hayatımı Değiştiren Terrier…

Bugünün yazısı, Simba’ya, ondan her bahsedişimde gözlerimin dolu dolu olması ve boğazımın düğümlenmesine dair olacak.

Sanıyorum ki çoğunuz Sahip Çıkalım’ın çıkış öyküsünü, bu işe nasıl başladığımızı bilmiyorsunuz…

6 Ocak 2008, yaşlı Terrier’im Simba, ameliyat masasında hayatını kaybetti. Memelerindeki tümörler sebebi ile tedavi görüyordu. Tümörler yayıldı. Sahibi, onu kısırlaştırmadığı için hastalığa yakalanmıştı. Bunun yerine onu çiftleştirmişti. Simba, o kör haliyle başının çaresine baksın diye sokaklara atıldığında 14 yaşındaydı.

Bu fotoğraf, onu SHKD’de ilk gördüğüm anda çekilmişti. Barınakta çalışanlar ciddi davranış bozukluğu olan kör bir köpeğin varlığından bahsetmişlerdi. Kimseyi yanına yaklaştırmıyordu, cesur ve haşindi… Ona ait ilk anım, bir tomar gri tüyün aniden üstüme saldırarak beni öldürmeye çalışmasıydı. Sonra, aniden hırlamayı kesip elimi yalamaya başmıştı.

İlk görüşte aşktı bizimki. O gün barınaktan, herkesin korktuğu ve kimsenin istemediği o kör köpekle beraber ayrıldım. Bu yaşlı köpek hayatımı sonsuza dek değiştirecekti.

Simba resting

Simba resting

Neredeyse üç sene boyunca Simba ve ben hep beraberdik. Bana çok düşkündü ve benden başka kimseye güvenmediğini söylersem abartmış sayılmam. Başlarda diğer iki köpeğimle beraber evde kalırken, zaman içinde benimle beraber toplantılara bile gelmeye başlamıştı. Simba, daha önce hiç bir köpeğin bulunmadığı yerlere gidiyordu.
Simba kördü. Tedavisi yapılmamış hipermatüre kataraktı vardı… Durum karmaşıktı ve çok acı çekiyordu. Simba’yı iki kere ameliyat ettirdim.

Sadece çok az bir süre görebildi ve yeniden kör oldu. Sonra kanseri ilerledi.

Tüm bu yıllar boyunca inanılmaz yoğunlukta deneyimler yaşadık birlikte, buna ailemin dağılması da dahil. Tamamen dürüst olmam gerekirse, itiraf etmeliyim ki, vazgeçtiğim anlarda bana hep Simba engel oldu.

Simba, Ali’nin ameliyat masasında hayata gözlerini yumdu. Tarih 6 Ocak 2008′di ve ben orada, onun yanında değildim.

Simba, last days

Simba, last days

Simba benim için müthiş bir öğretmendi. Bana şefkatin gerçek anlamını, hayatta hep dik durmayı, sebat etmeyi ve yenildiğim anlarda bile asla vazgeçmeyip, ayakta kalmayı öğretti. O bana, sonsuz güvenin gerçek anlamını öğretti.

Bugün, hepimiz, burada bu yazıyı Simba’nın sayesinde okuyoruz. Bugün, ağımız sayesinde arkadaşlıklar kuran hepiniz, kurtardığımız köpekler ve hayatlarına mutluluk kattığımız tüm aileler, hepimiz, bunu Cesur Yürek Simba’ya borçluyuz.

Teşekkürler Simba.

Eğer Simba gibi bir köpek sahiplenmek, evinizi ve kalbinizi kendi “Simba”nıza açmak isterseniz Karam‘ı evlat edinebilirsiniz…

——-

Simba at the shelter

Simba at the shelter

Simba, the terrier that changed my life.

Today’s post is likely to be brief mainly due to the fact that whenever I try to write or speak about her I get all teary eyed and I get a fist stuck in my throat.

I realize that many of you don’t know the history of Let’s Adopt!, how we began…

6 of January 2008, my old rescued blind terrier Simba passed away on the operation table. She was being operated of mammary tumors. It had spread. She developed the disease because her previous “owner” did not neutered her. Instead they bred her. When Simba was 14 years old she was thrown to the streets, blind, to fend for herself.
This picture was taken the moment I saw her for the first time at SHKD. The workers had told me that there was a blind dog with serious behavior issues. She wouldn’t let anyone get anywhere near her, she was fearless, and fierce… My first memory of her is of a grey ball of hair lunging at me wanting to kill me. She then suddenly stopped growling, and started licking my hand.

It was love at first sight. I left the shelter with the old blind dog that everyone feared and nobody wanted. That old dog would change my life forever.

Simba

Simba

For nearly three years Simba and I spent all our time together. She was very attached to me and I would go as far as saying that she
trusted no one but me. At first she would stay at home with our other two dogs but in time she would end up coming with me to my meetings.

Simba went to places where no dog had been before.

Simba was blind, a hypermature cataract that went untreated… The condition complicated and she was in a lot of pain. I had her operated twice, and she recovered sight slightly only to loose it again. Then, cancer developed…

During her years with me we went through incredibly powerful experiences, including the break-up of our family pack. I am being
truly honest when I tell you that she kept me going at times when I considered giving up.

Simba passed away at Ali’s operation table on the 6th of January 2008. I was not there to hold her.
Simba was a great teacher for me. She taught me the real meaning of compassion, she taught me to be tough, to persevere, to never give up and always stand tall, even at times of defeat.

Simba during cancer therapy

Simba during cancer therapy

She taught me the meaning of blind trust…

Today, you are all here, right now, reading this post, because of her. Today all of you who have formed friendships through our network, the dogs that we have saved, the families that they have brought joy to, we are all indebted to Simba, the Braveheart.

Simba, thank you.

Would you like to give a chance to a senior dog like I did with Simba? Here we have a very special dog.. his name is Karam . He is very very special…

Viktor Larkhill



Gulumser today

Gulumser today

Gülümser’in aileye ihtiyacı var!

Geçtiğimiz ay hepiniz mucize kedimiz Gülümser’in nasıl iyileştiğine tanık oldunuz.

Albüme tıklayip bu mucizeyi tekrar izleyebilirsiniz.

Gülümser artık tamamen iyileşti, ve mutlu sağlıklı bir kedicik oldu. Köpeklerle, kedilerle oynamaya bayılıyor, atlayıp zıplamayı seviyor, bir kaplan gibi çiğ et yiyor ve herşeyden önce, insanları çok seviyor.

Gülümserin hikayesinden bahsettiğimiz andadünyanın dört bir yanından yüzlerce ileti aldık. Çoğu destek ve sevgi mesajları, dualardı. Bir çoğu da iyileştiğinde evlerini açmak istiyordu Gülümser’e.

İşte burada, Gülümser, mucize bebek artık yeni ve mükemmel evine gitmeye hazır.

Bu çok özel bir kedi ve onu sahiplenmek için başvuracaklar da son derece özel olacak. Bu kedi bir mucize, onun için mucizevi bir eve ihtiyacımız var.

Bütün hayvanlarımız, tek tek, son derece özel, ve hepsinin anlatacak bir hikayesi var, ancak Gülümser eşsiz, öyküsü çok etkileyici. Onu kim sahiplenecek olursa evine, ailesini sonsuza kadar değiştirecek bir mücevher, azmin, cesaretin ve gücün ne olduğunu öğretecek minik ve özel bir can kazandırmış olacak.

Lütfen bu e-mail’ı iletişim listelerinizde olan herkese iletin; sosyal ağlarınızda, bloglarınızda, vs. paylaşın.

İletişim: v.larkhill@googlemail.com

—-

Gulumser today

Gulumser today

Gulumser is in need of a home!

Over the last month you all have  been witnesses to the recovery of Gulumser, our miracle cat.

Click on the picture for her full photo album

Gulumser is now completely recovered from her ordeal and she is a healthy happy kitten, who loves to play with dogs, with cats, who
loves to run, jump, eat raw like a tiger and above all, who loves people.
The moment we told the story of Gulumser to the world we received hundreds of letters. Most of them were expressions of support,
hundreds were offering their love, their prayers. Many of them offered a permanent loving home to Gulumser once she recovered fully.
So here she is, Gulumser, the miracle baby is now ready to go to the perfect home.
This is a very special cat, and we are sure only very special people will apply for her. This cat is a miracle, we are looking for the
miracle home.
Each one of our animals is special, and they all have a story to tell, but Gulumser is unique, her story so compelling. Whomever adopts her, will add one of the most beautiful gems to his home, an animal so special, with so much to teach us all about life, about tenacity,
about strenght and courage, that the life of the family will change..  forever.

Adopt Gulumser!

Please forward this email to everyone on your contact list, share it on your preferred social networks, blogs, etc..

Contact: v.larkhill@googlemail.com



Animal_Rights_by_morningmoonfaerie

Animal abuse: Time for change

Dear friends,

The turmoil we are witnessing in the aftermath of Ebru’s death was expected. Its the usual succession of events, surprise, shock, anger, denial, acceptance and in the end the realization that some things have to change and that those changes must be led by us as individuals.

We don’t know who killed Ebru, but we know she died because of massive trauma. We hope one day we will find out who did it. I’m sure we will.

We must now look at the bigger picture.

Ebru was a lucky dog who enjoyed a long life because of the protection or the Marmara Hotel. Not every stray dog is as lucky. As a matter of fact very few are. The average life of a dog in the streets its no more than four to five years, and those years are marked by constant abuse. I shouldn’t go into it but I will. The amounts of animals being kicked to death, tortured, burned, chained, confined, knifed, is staggering. Animal welfare organizations across the country deal with those cases on a daily basis. We know that. Only a oerson of limited intelligence  would deny it (there are plenty of those amongst us infortunately).
To those cases we must add the tens of thousands of abandoned animals that we find wandering losts on the streets regularly.

This problem is not Turkey’s alone. It is specially bad in Mediterranean countries like Greece, Italy or Spain.

We are, however going to focus our attention in Turkey. Why? Because this is our nation and because here is where, each one of us, can make lasting changes.

The tragic death of Ebru, sad as it is, must serve a purpose. The outcry created by her untimely death must translate on changes in the law, and most importantly on the way the law is applied.

Let’s Adopt will create a separate section within its organization solely dedicated to exposing and uncovering cases of animal abuse. Our purpose won’t be to judge, well leave the judicial powers to that. But we will be bringing to light such cases and publicise them to the full extent.

We will require volonteers to join us in this quest. We will need lawyers, photographers and in general people who are tired of seeing such cruelty around and would want to do something.

We will target four cases specially:

- Extreme cases of animal neglect

- Dog fighting organizations

- Animal abandon.

- Abuse in shelters/animal hoarding
We have set up a special email address:  abuse.letsadopt@gmail.com

If you hate animal cruelty as much as we do please get in touch

Contact: v.larkhill@googlemail.com

Please join Animal Justice

http://www.facebook.com/group.php?gid=18394715517

logo



Lets adopt final logo

Sevgili arkadaşlar,

Son bir-iki günün olayları bize bazı şeyler öğretti.

1. Türk toplumu hızla değişiyor. Birkaç  yıl önce Ebru gibi bir hayvanın ölümü oradaki taksi durağından öteye geçmezdi. Bugün Türkiye’deki bütün büyük (ve küçük) gazeteler yaşlı bir sokak köpeğinin ölümünü yazıyor.

2. Gazetecilik kendisini tanınmayacak boyutlarda değiştiriyor. Haber inanılmaz hızla yayılıyor, ve bu haber inanılır bir kaynaktan geliyorsa bu ülkenin her köşesine ulaşıyor. Yalan ve iftiranın modası geçti. Şimdi gerçek hakim.

3. Beklenmedik bir durumla karşılaşınca insanların, kurumların, hükümetlerin ilk tepkisi gerçeği inkar etmek, karmaşık ve kapsamlı yalanlar uydurmak. Bu strateji eskiden işe yarıyordu, artık yaramıyor. Bugünün bilgi toplumunda gerçek uzun süreli saklanamıyor.

4. Sahip Çıkalım bir buçuk yıl gibi kısa bir zamanda Türkiye’deki en yaygın hayvan koruma ağı haline geldi. Binlerce dağılmış ve birbiriyle bağlantısı olmayan insan bugün görünmez bağlarla bağlı, ve tek amaçları bu ülkedeki hayvanlar yararına çalışmak. Hayvanları barınaklara hapsetmekle meşgul yorgun ve acımasız insanlarla (onların kimler olduğunu biliyorsunuz) dolu bölünmüş ve dağılmış hayvan organizasyonları, yerini yeni bir nesil hayvan aktivistlerine bırakıyor. Her boş dakikalarını hayvanların yaşamlarını değiştirmeye çalışarak geçirmeyi seçen bir grup genç (ve o kadar genç olmayan), hevesli profesyonel… Bir idealle yönlenen, silahları mantık ve bilgi olan, ve hepsinden önce iletişimin temel kurallarının farkında olan insanlar…

5. Bugün Sahip Çıkalım yeni logosunu açıklıyor. Slogan, ‘Hayvanlara umut, insanlara esin’  bizim hedefimiz. Türkiye’nin hayvanlara davranışlarında kalıcı değişiklikleri ancak ilham ve eğitimle gerçekleştirebiliriz.

Ebru’nun ölümünü izleyen saatlerde kendiniz hakkında ne öğrendiniz? Büyük olasılıkla, daha önce tahmin ettiğinizden daha fazla etkilendiğinizi öğrendiniz. Aniden bir boşluk ve utanç duydunuz. Ebru’nun ölümünün farkına varılmadan geçip gitmesine izin vermeyin. Eğer siz de benim gibi düşünüyorsanız, ve benim ümit ettiklerimi ümit ediyorsanız, sizden rica ediyorum, bir daha asla Ebru’nun katlanmak zorunda kaldığı gibi bir haksızlığa göz yummayın. Sizden, hayvanlara eziyet edenlere engel olmanızı, onların karşısına, onlar doğaları gereği korkak oldukları için hiç korkmadan çıkmanızı rica ediyorum. Hayvanına kötü davrandığını bildiğiniz birini sorgulamaya çekinmeyin, şu anda cehennem hayatı yaşamakta olan bir masum için müdahale etmeye, onu kurtarmaya ve yeni bir yaşam sunmaya korkmayın.

Son olarak, Ebru’nun kritik durumunun duyurulmasından sonraki saatlerde onlarca insandan yaşlı dostumuzu evlat edinme teklifleri geldi. Şimdi o, kendisini hiç kimsenin incitemeyeceği daha iyi bir yere gittiğine göre, aşağıdaki evlat edinilecekler listemizdeki hayvanlardan birini evlat edinmeyi, ya da ona geçici bir yuva sağlamayı düşünmenizi rica ediyorum:

Harley: http://www.facebook.com/album.php?aid=25708&id=1314867706&l=2bc97ec4ac

Caspi

Caspi

Caspi:     http://www.facebook.com/album.php?aid=25185&id=1314867706&l=b88dddd095

Oscar

Oscar

Oscar:  http://www.facebook.com/album.php?aid=26853&id=1314867706&l=673a4d8e76

Dot

Dot

Dot: http://www.facebook.com/album.php?aid=26256&id=1314867706&l=8cb365a656

Anatoli the Kangal

Anatoli the Kangal

Anatoli:   http://www.facebook.com/album.php?aid=25206&id=1314867706&l=b59df048b1

Frida

Frida

Frida:        http://www.facebook.com/album.php?aid=24986&id=1314867706&l=955b59ca37

Tamika

Tamika

Tamika:    http://www.facebook.com/album.php?aid=20738&id=1314867706&l=70dcf50fac

Socks

Socks

Socks:     http://www.facebook.com/album.php?aid=20742&id=1314867706&l=6b86369012

Leyla

Leyla

Leyla:     http://www.facebook.com/album.php?aid=20747&id=1314867706&l=cba4e2aa50

Tibet

Tibet

Tibet:     http://www.facebook.com/album.php?aid=24241&id=1314867706&l=ec064b8885

Join Sahip Cikalim:      http://www.facebook.com/home.php#/group.php?gid=7736862020



Lets adopt final logo

Dear Friends,

The sad events of the last couple of days have taught us a number of things.

1. Turkish society is changing fast. Just a few years ago the death of an animal like Ebru wouldn’t have made it past the local taxi stand. Today every major (and minor) newspaper in Turkey is reporting on the death of an old stray.

2. Journalism is transforming itself beyond recognition. News travel at an amazing speed, and when the news come from a credible source those news will reach each and every corner of this nation. Slander and lies are out. Truth is in.

3. When faced with an unforeseen circumstance people, corporations, governments first reaction will always be to deny the truth is build elaborate lies. This strategy worked in the past, it doesn’t today. In today’s information society truth cannot be hidden for long.

4. Lets Adopt has become, in barely one and a half years, the largest animal protection network in Turkey. Thousands of previously scattered an unconnected people united now through an invisible link, a group whose only goal is to work on behalf of the animals in this country.

What was previously a divided and scattered group of animal organizations filled with tired and bitter people busy locking dogs in shelters (you know who they are) has given way to a new generation of animal activist. A group of young (and not so young), energetic professionals willing to spend every spare minute in changing animals lives. People driven by an ideal and armed with logic and knowledge and above all a clear understanding of the basic rules of communication.

5. Today Lets Adopt launches its new Logo. The tagline: “Saving animals, inspiring humans” is precisely our aim. Only through inspiration and education we will be able to make lasting changes in the way Turkey treats its animals.

What did you learn about yourself in the hours after Ebru’s death? You very likely learned that you cared more than you previously thought. You suddenly felt a feeling of emptiness and shame. Dont let Ebru’s death pass unnoticed. If you feel what I feel, and if you hope as I hope, I ask you never again to turn a blind eye to an injustice like the one Ebru had to endure. I ask you to stop animal abusers and face them head on without fear as they are, by nature, cowards. Dont be ashamed of questioning someone that you know mistreats his animal, dont be affraid of intervene, rescue and offer a new life to an innocent who is currently living in hell.

Finally, In the hours after the announcement of Ebru’s critical condition we received tens of offers from people wanting to adopt our old friend. Now that she is gone to a better place where noone will hurt hurt her, I will kindly ask you to consider adopting or fostering one of the animals in our adoption list, here:

Harley the Boxer

Harley the Boxer

Harley:     http://www.facebook.com/album.php?aid=25708&id=1314867706&l=2bc97ec4ac

Caspi

Caspi

Caspi:     http://www.facebook.com/album.php?aid=25185&id=1314867706&l=b88dddd095

Oscar

Oscar

Oscar:  http://www.facebook.com/album.php?aid=26853&id=1314867706&l=673a4d8e76

Dot

Dot

Dot:  http://www.facebook.com/album.php?aid=26256&id=1314867706&l=8cb365a656

Anatoli the Kangal

Anatoli the Kangal

Anatoli:   http://www.facebook.com/album.php?aid=25206&id=1314867706&l=b59df048b1

Frida

Frida

Tamika

Tamika

Tamika:    http://www.facebook.com/album.php?aid=20738&id=1314867706&l=70dcf50fac

Socks:     http://www.facebook.com/album.php?aid=20742&id=1314867706&l=6b86369012

Leyla

Leyla

Leyla:     http://www.facebook.com/album.php?aid=20747&id=1314867706&l=cba4e2aa50

Tibet

Tibet

Tibet:     http://www.facebook.com/album.php?aid=24241&id=1314867706&l=ec064b8885


contact v.larkhill@googlemail.com

Join Sahip Cikalim:      http://www.facebook.com/home.php#/group.php?gid=7736862020



Sahip Çıkalım, Oyunun Kuralları

Sevgili Üyelerimiz,

Gruplarımızın (1,2, 3,…) büyümesiyle yardıma muhtaç hayvanları sahiplendirme gücümüz ve  imkanlarımız da gelişiyor. Ne yazık ki sorunlarımız da büyüyor. Grubumuzun nasıl işlediğini anlamayan üyelerimiz, yardımımızı İSTEYİP, hayvanları bizlere bırakıyorlar.

Bu tür durumların tekrarlanmaması adına işte sizlere grubumuzun idari kurallari , bu grubu diğerlerinden ayıran prosedürler ve bizi ”benzersiz” yapan özellikler:

Burada: letsadopt.wordpress.com

a)Viktor Larkhill’ in portfolyosundaki köpekler nereden bulunuyor?

Köpekler Türkiye’nin her yerinden ve çeşitli kaynaklardan geliyor. Hayvanları kurtaran ve onlara sahip arayanlar, sahiplerinin ”terkettiği” hayvanlara bakan veterinerler, satamadıkları için hayvanları öldürmek yerine vermek isteyen pet shoplar,orman ve oto yolda başıboş dolaşan hayvanlar, köpek alıp bir hafta sonra ondan kurtulmak isteyen insanlar…

Sahip Çıkalım burada hayvanseverlere yardımcı oluyor. (ve eğitiyor).

Zaman zaman şiddete maruz kalmış hayvanları ki çoğu vakada bunlar “hayvan severlerin” elinden oluyor, kurtarmak için bizler devreye giriyoruz.

Kesinlikle kabul edemeyeceğimiz iki durum var:

-birinin köpek yavrusu almaya karar verip, şimdi onunla ne yapacağını bilememesi.
-birinin bir hayvana ev/sahip bulunabilmesi için bizlerden yardım isteyip, bizim kararımıza güvensizlik duyup hayvanın nereye gideceğinde son söz hakkını kendinde görmesi

Diğer tüm şartlarda her zaman yardım ediyoruz.

b) Bir Hayvan bulduğunuzda yapmanız gerekenler:

Kurtarma prosedurumuz :

- ASLA hayvani barınağa götürmeyin. ASLA. BUNU YAPMAYIN!!
Barınağın anlamı koruma, bakım ve güvenliktir. Türkiye’ de barınaklar (bir ya da ikisi haricinde) köpekleri sadece bayat ekmek ve çöp olan menü ile besleyen tembel ,hiç motivasyonu olmayan, duyarsız çalışanlara asistanlik eden, hayvan istifçileri tarafindan yönetiliyor. Eğer bana bağlı olsa Türkiye’deki tüm barınakları kapatır,buradaki çogu müdürü uyguladıkları hayvan zulmünden dava ederdim.

Bu barınakların büyük çoğunluğunun neler yaptiğı sözle anlatılamaz.

-yaralı hayvan: onu veterinere götürün ve yaralarını tedavi ettirin. Eğer  köpek sokakta yaşayabilecek durumdaysa, onu bulduğunuz yere götürün. Eger açıkça terk edilmiş ise ya da o şekilde yaşayamayacak ve yeterince çekmiş olduğunu düşünürseniz, bizler ona yeni ev bulacağız.

- Sahip Çıkalım tarafından yeni evlere yerleştirilen köpekler: öncelikle onu kurtaran olarak sizler ,biz bir ev bulana kadar hayvanın guvenliği icin tüm sorumluluğu üstlenirsiniz. Eviniz ya da pansiyonda bakabilirsiniz. Eğer varsa bizler geçici yuva bulmaya çalışırız.(Bu yüzden geçici yuvalar çok önemli).

Köpeğin yeni evine yerleşmesi için elimizden geleni yapıyor olsak da, bu her zaman bize bağlı olmayabiliyor.

Bize hayvanın en az 10 adet fotoğrafını göndermeniz gerekiyor. Fotoğraf kalitesi iyi olmali. Fotoğraflar ne kadar iyi olursa hayvan için ev bulma şansımız o kadar yükseliyor. Fotoğraflarınızın yeterince iyi olmadığını düşünürsek size fotoğrafçı göndermeye calışacağız. Ancak bu her zaman mümkün olmuyor ve süreci uzatıyor.

Tüm harcama,tıbbi tedavi masrafı,kısırlaştırma operasyonu,pansiyon gideri,en son yerleşeceği eve ulaşım gideri kurtarıcıya aittir. Sahip Çıkalım bir elin parmakları kadar sayıdaki gönüllüsünün çabalarıyla sürüyor. Bu yüzden  kurtacıların getirdikleri hayvanların masraflarını ödemeyi kabul edemiyoruz.

Bir köpeği ‘’kurtarmak’’;  onun hayati tüm sorumluluğunu almak, uygun bir ev bulunana dek tüm ihtiyaçlarını sağlamayı üstlenmek demektir. Çok az insan bunu anlıyor ve anlamadıklarında geride maddi yükünü bizler çekmek zorunda kalıyoruz.

Sahip Çıkalım, bu kuralda hiç bir istisna yapmayacaktır.

Sahip Çıkalım’ ın Simba adında kurduğu bir fonu var. Amacı kurtarıcısı olmayan hayvanların , hayatta kalmalarını sağlayan cerrahi prosedürlerine finansal destek vermek… Diğer tüm durumlarda giderler kurtarıcıya aittir.

- Ev bulma,başvuranları inceleyip en önemlisi hayvanın kim tarafından sahipleneceği konusunda son kararı verme sorumluluğu Sahip Çıkalım’ a aittir. Kararlarımızdaki tüm sorumluluğu üstleniyoruz. Bizlerin tek önceliği ve isteği hayvanlara yardım etmektir, kararlarımızı kafamızda bu hedef varken veririz.

Tüm sorularınızı cevapladığımı umuyorum. Çalışmalarımıza  katılmak isterseniz lütfen çekinmeden benimle bağlantıya geçin.

En iyi dileklerimle

V

v.larkhill@googlemail.com

letsadopt.wordpress.com



Let’s Adopt, rules of the Game

Dear members,

As the groups grow so do our reach and our ability to find homes for animals in need. Unfortunately our problems grow as well, group members who don’t really understand the way the group works, DEMAND our help and animals end up dumping on us.

In order to avoid the repeat of this situations here you have the Rules of this Group, our code of conduct, the procedures that make the difference between this group and all others, the stuff that makes us “unique”.

a) Where do we get the dogs in Viktor Larkhill’s portfolio?

The dogs come from all over Turkey and from a variety of sources.. Animal rescuers who have saved an animal and are now looking for a home, veterinarians who have an animal whose owner has “disappeared”, petshops who have failed to sell an animal and want to give it away instead of killing him, animals that have been found wandering in the forest, or the highways, people who were given a dog and after a week want to get rid of it.

Let’s Adopt is here to assist (and educate) animal lovers.

We also do our own rescues. Periodically we have to intervene in cases of animal abuse, in most cases at the hands of “animal lovers”.

There are only two cases we refuse:

- someone decides to have puppies and now doesn’t know what to do with them.

- someone wants us to help find a family for an animal but doesn’t trust our judgement and wants to have the final word on where the animal goes.

Every other case we will always help with.

b) What to do if you find an animal.

Here are our rescue procedures:

- NEVER take an animal to a shelter. NEVER. DONT DO IT!!

The word “shelter” stands for protection, care, safety. In Turkey shelters are (with one or two exceptions) abject places run by animal hoarders assisted by insensitive, lazy and unmotivated municipal employees where dogs are fed a menu consisting of stale bread and garbage. If this depended on me all shelters in Turkey would be closed, and a large number of its managers would be charged with animal cruelty.

What those places do is, in the vast majority of cases, unspeakable.

- Injured animal: take him to a vet and treat him from his injuries. If the dog can survive on the streets, return him where you found him. If the dog has clearly been abandoned or you consider that he cannot survive out there and that he has already suffered enough then we’ll rehome him.

- Dogs to be rehomed by Let’s Adopt: First of all you, as the rescuer will assume full responsibility for the safety of the animal until we find him a family. You could keep him a home, or put him on a pension or, if available, we will try to find a foster home (this is why foster homes are so important).

We do all we can so that the dog is rehomed as quickly as possible but this doesn’t always depend on us.

You need to send us at least 10 pictures of the animal. The pictures have to be of good quality. The better the pictures are the bigger the chances of finding a home for the animal. If we think the pictures are not good enough we will try to send a photographer to you but that is not always possible and it will delay things.

Every cost, medical treatment, neutering operation, pension costs, transportation costs to the animal final home are to be covered by the rescuer. Let’s Adopt is run with the money of a handful of volunteers, therefore we cannot accept to cover the expenses of animals brought in by private rescuers.

“To rescue” a dog means to assume full responsibility for that animals life and provide for his every need until a suitable family is found. Very few people understand this and more often than not we are the ones left with the financial burden.

Let’s Adopt won’t make exceptions to this rule.

Let’s Adopt has set up a Fund, Simba’s Fund, whose goal is to finance life saving surgical procedures on animals who have no “rescuer”. In all other cases the cost will have to be covered by the rescuer.

- The responsibility for finding a home, screen the applicants and, very important, the final decision of who gets to adopt the animal lies on the management of  Let’s Adopt. We assume full responsibility for our decisions. Our only priority and interest is to help the animals, our decisions are taken with only that goal in mind.

I hope this has answered all your questions. Please don’t hesitate to contact me if you want to get further involved in our work.

Best

V

v.larkhill@googlemail.com



Please say hi to Ihsan the academic cat. He is a 4.5-month kitten, and he was rescued as he was trying to enter the main library building on the Bilkent University campus in Ankara. Perhaps he had some reading to do we don’t know… We named him Ihsan, after the founder of Bilkent Univeristy Ihsan Dogramaci.

Ihsan is was very healthy boy. Our member who rescued him took him to a vet for a full health check, and Ihsan turned out to be perfect for adoption. He was immediately placed at a Let’s Adopt foster home in Ankara where he continued his academic activities. Ihsan’s foster mother was a Bilkent faculty member who continued his scholarly upbringing!

And true to his style, Ihsan’s permanent owner now is also an academic! Ihsan is now living a happy life with a post-graduate student in Ankara, and helping her finish up that thesis!



Melek was found on the street in Kozyatagi on Sept. 5th. Her rescuer
was walking home from work on a hot day, and saw an extremely thin
kangal mix (Melek) staggering down the sidewalk. She was completely
emaciated and lost, obviously dropped by one of the criminal
municipalities in some random street. Melek had freshly shaved patches
on an inner thigh and on a front leg. She had been prepped for
surgery by the inept municipality veterinarian before they noticed she
was already spayed… so they dropped her like garbage.

In the first picture you can see the state in which she
was found.. Underweight, anemic and covered in fleas.

Thanks to Sharon’s amazing care Melek then completely adapted
to life at a home, including riding in cars and elevators, sitting
before being fed, and walking on a leash. The pictures say it all,
she is sweet, gentle and mellow.

After about 4 weeks in foster care, Melek was close to her ideal
weight, and her coat was healthy and shiny. She was ready to go to her
forever home.

And that forever home has been offered by Rebecca and Martin, and their 3 sweet boys. Melek is now a member of this beautiful family in Istanbul wishing that all her fellow rescue dogs will be as lucky as she has been.



Where to sign in? Here… :-)

Enter your email address:

(We respect your privacy)

Join our new Facebook Page

Making dreams come true

Here are some of our 2000+ success stories. JOIN US! Rescue. Foster. Adopt.





Let’s Adopt TV


Let`s Adopt Network!

Let’s Adopt! Community Map


View Let's Adopt Network in a larger map

Follow us on Twitter


Btn_wht_122x44

Recent Posts

Recent Comments

Archives

Our Trusted Vets







Social Media Advisors





Please share this blog!

Share |

Web hosting for webmasters
V
E
R
I
B
I
R