Browsing all articles tagged with animal cruelty

People avoid thinking

People don’t wish to think about difficult issues. They are aware in a distant way that not everything is right with the world. But life is too fast and most people have no time to ask abstract questions such as:

Or…

Who is the first owner of the fluffy coat

The huge Chinese fur industry supplies the world with skins from stray and often owned animals. In China cats and dogs are specially bread as well as a variety of exotic animals. Animals are kept in tiny filthy cages and those wild by natire slowly go mad. Minks are territorial animals who roam free accross areas of a few kilometers. Bread in a cage they circle round and round, hour after hour, day and night until their feet are bloody and raw to the bone. Many animal species share the same fate – all those who have had the misfortune to own a fur coat highly valued by humans.

How does it all work

When the day comes the animals are transported to the slaughter house in small wire cages, about 50cm tall in which 5-6 animals are squashed together. Many of them die on the way. Upon arrival the cages are thrown from the trucks to the ground, breaking fragile bones. Animals are taken out of the cages with sharp metal rods. Humane euthanasia methods are expensive so the animals are most often killed by being beaten or kicked to death, or they are skinned alive. Sometimes, the freshly skinned animal, thrown on the pile of dead bodies, blinks…

And a beautiful coat is born

After similar horrors for many more animals His Magesty Man, the sentient boss of the planet, gets soft leather shoes, bags, wallets, coats, hoods, pet toys! “Hey, is this real fur?” – asks a friend. “Yes, authentic!” – boasts the owner. Amen to the first soul who lived in the fluffy coat.

What you can do

1. Check this page out, this is the oficial page of the protest where you can find details about the event in your country, then join the protest in front of your Chinese Embassy on the 16th of September. The protest is organized in association with animalsaviors.org, an Australian organization, dedicated to ending the Chinese fur trade. The organization has already sent over 1’000’000 petitions to the Chinese government, signed by people from the whole world and this protest is part of a worldwide effort to put an end to this barbarian industry.

2. Send an email to the Chinese embassy in your country. Look online for their contact details. Create your own text or just write: “Stop skinning animals alive.” They will figure out what you mean.

3. Share with friends. Ask them to do as you do.

It is acceptable not to know.
It is understandable not to want to hear.
It is a crime to see and remain silent.

Share.



Efe

Şarap

Biz Şarap’ı geçen hafta çarşamba günü Yedikule Hayvan Barınağından aldık. İlk gittiğimizde internet sitesinde formu doldurmamızı, daha sonra gelmemizi istediler. Gittik, istenilen formu, evin fotoğraflarını gönderdik. Birçok maddesi olan ( Hayvan kötü bakıldığında el konup geri alınır, yılda 2 kez barınaktan seçeceğimiz bir dost köpeğe yardım etmemiz gerektiği, herhangi bir durumda önce barınağa gitmemiz gerektiği, bunları yapmadığımız takdirde, köpeğimizi geri alma hakları olduğu ve dava açma hakları olduğu gibi.. oldukça göz korkutucu, ama özendirici hiçbir niteliği bulunmayan) bir belgeyi imzaladık. Üstelik bu kadar hevesle almak istediğimiz yavru için oldukça sıkı bir mülakattan geçirildik. Ben sandım ki, bu kadar dikkat edilerek, çok zor verilen yavrular, aynı şekilde takip ediliyordur.

Şarap’ı aldığımız gün, ordaki veteriner! bize ilk gün ishal olabileceğini söyledi. Şarap’ı eve getirdikten 1 saat sonra ishali başladı. Ve 1 gün boyunca hiç geçmedi.Ertesi gün Şarap kustu. Oldukça telaşlandık. Çünkü ona çok iyi baktık. Hiçbir şeyi yadırgamadı, oynadık, uyuttuk, taradık, yemeğini yedi severek. Ancak yine de sabah olduğunda keyfi kaçmıştı. Meral Hanım, ( bize köpeği veren Barınak
yönetiminin başındaki hanım) bize herhangi bir sorun olduğunda aramamızı söylediği barınak veterinerini aradık. Bize tek söylediği ”

Şarap

Şarap

Hıı, hastalandı demekki. Getirin, bakalım. ” Bu kadar! Herhangi bir uyarı, ne olabileceğine dair bir bilgi, ya da herhangi bir öneri yok. Biz Anadolu Hisarındayız. Yani Yedikule’ye gitmemiz sabah trafiğinde en az 1 saat sürüyor. Ki, Şarap’ın hali bile yok gözünü açmaya. Bu ilgisizlik karşısında ben kendi özel veterinerime götürdüm Şarap’ı.

İyiki de öyle yapmışım. Hemen antibiyotik tedavisine başlandı. ( Bu arada sadece ishaldi, ve birkaç kez kusmuştu.Başka hiçbir şeyi yoktu).  Günde 2 kez veterinere gidiyorduk.

Ertesi sabah, ateşi 40′a çıktı, hemen veterinere gittik, serum takıldı. Veteriner hekimimiz, bize, Şarap’ın durumunun ağırlaştığını, kanlı ishal olmasından endişe ettiği için gözetim altında tutmak istediğini söyledi. Zaten biz de bu hastalıktan endişelendiğimiz için ilk günden itibaren tedavisine başlamıştık.

O gün serumu devam ederken, altına kaçırmaya başladı. Ve 1 saat kadar sonra jel gibi bir dışkı ve kan parçaları gelmeye başladı. O an beynimden vurulmuşa döndüm, ellerimle beslediğim köpeğim, 1 günde 300 gram verdi. zaten 1 kilo 700 gram bir köpekten bahsediyorum. Ne kadar ciddi bir oran olduğunu anlayabilirsiniz. Kanlı ishal olduğu kesinleşince, ilaç tedavisini ona göre devam ettirdi veterinerimimiz. Ancak bize yaşamasının zor olduğunu, biz onu barınaktan almamış olsaydınız, bugün asla uyanamazdı dedi.Ve parvolglob isimli bir ilaç gerektiğini, bulamamamız halinde yaşama şansının %50 olduğunu söyledi.

Şarap

Şarap

Tam 24 saat boyunca, hiç uyumadan, gözümüzü kırpmadan, 10-12 arkadaş ilacı aradık. Ecza depoları, internet siteleri, paylaşım siteleri, veterinlerler, klinikler, hatta yurtdışındaki ilaç şirketleri.

Görüşmediğimiz yer kalmadı. Ancak sonuç , ne yazıkki olumsuzdu. Bir arkadaşım Viktor’a anlatmış durumu, sabaha karşı 2 buçuk gibi arkadaşım beni aradı ve ilacı bize verebilceklerini söylediğinde sevinçten saatlerce ağladım.

Ama önce şunu söylemek istiyorum devamını yazmadan önce, bu ilaca ihtiyaç olduğunu öğrendiğimde, Efe ( erkek arkadaşım , Şarap her ikimizinde köpeği ) , Meral Hanım’ı aradı, ve durumu anlattı. Ancak hiç beklemediğimiz bir tepkiyle karşılaştık. Efe’ye söylediği şey, bu hayvanın bu mikrobu barınakta kapmış olsa dahi, hastalığın kuluçka döneminde olabileceğini ve farketmemiş olduklarını söyledi. Gerçekten böyle de olabilir. Buraya kadar sözüm yok. Ancak, ben Şarap’ı alırken, Gençlik hastalığı olup olmadığını sorduğumda, yok demişlerdi. Ve ishal olabilir panik yapmayın demişlerdi. Üstelik daha ertesi sabah, veterinerini aradığımız halde, bize sadece hastalanmıştır gibi basit ve önemsiz bir cevap vermekten öteye gitmemişti. Ancak Meral Hanımın Efe’ye cevabı ve savunması nedir sizce ? ” Kız arkadaşınız daha önce köpek beslediği için ben ona güvendim biliyordur die söylemedim. ”

Şarap

Şarap

Ben, senelerdir çeşitli köpekler baktım. Kangallarımda oldu, Alman kurdumda, Şu anda da çok sağlıklı 3 yaşında bir Golden oğlum var.

Tabii ki bu kadar küçük ve barınaktan alınmış bir yavrunun hangi riskleri taşıdığını biliyorum. Zaten bu kadar bilgim olmasaydı,
onların savunduğu gibi , ishal olabilirmiş önemsiz deyip otursaydım, şu anda Şarap yaşıyor olacak mıydı ??

Biz günlerdir uyumuyoruz. Yemek en son ne zaman yedim hatırlamıyorum. Ama hiç şikayetim yok. Ben bir dakika bile umudumu kaybetmedim. Şarap’a onun iyileşeceğini bana güvenmesini söyledim hep. O da bizi haksız çıkarmadı, direndi. Hatta ben yemek yemesini istiyorum diye kendini zorlayıp yemeye çalıştı. O bizden bile güçlü çıktı, ,iyiki.

Şarap

Şarap

Benim bebeğim, Türkiye’deki belki binlerce parvo hastalığına yakalanmış, ve kurtulmuş sayısı çok az köpekten birisi. Ben, ve Şarap
şanslıymışsız ki, sizin gibi insanlarla karşılaştık. Bize her konuda maddi, manevi destek veren veteriner hekimimiz Fikriye Hanım, ve
Viktor Larkhill olmasaydı, şu anda yaşıyor olmayacaktı, maalesef.

Bu hastalığın tek sebebi, zamanında aşılanmamış olması. Ve / Veya, bu hastalığı taşıyan köpeklerle aynı yerde kalmış olması. İlacın
Türkiye’de satışının belli insanların tekelinde olması ve bulunamaması ayrı bir konu. onun için sayfalarca yazı yazmak gerek. Benim
anlamadığım tek şey, biz günlerce sorguya çekilir gibi kendimizi anlattık, ikna etmeye çalıştık ona iyi bakacağımıza. Formlar
doldurduk, geri alınabilir gibi bir maddenin bile altına imza attık.

Neden? Barınaktan alalım, ordaki bir yavruya yardım edelim diye. Ama biz gözümüz gibi baktığımız bebeğimizi kaybetseydik, bize söylendiği gibi onlar da yavrumuza iyi bakmamış oldukları için dava açma hakkına sahip olabilecek miydik ? Hayır!

Burda bir adaletsizlik var. Ben, ve erkek arkadaşım Efe, öğrenciyiz. 1 haftadı günde 6 saat tedavi altında, 1buçuk aylık bir köpeğin, nasıl büyük bir maliyete sebep olduğunu tahmin edebilirsiniz. Çünkü durumu kritikti ve özel bakıma ihtiyacı vardı. Biz öğrenci olmamıza rağmen, ona bu hayatta bakılabilecek en iyi şeklide baktık. Veterinerde tedavi görürken bile insanlar inanamayarak baktılar bize. Şimdi sormak istiyorum, biz elektrık faturamızla ikametgahımızı kanıtladık, altına imza attığımız belgeyle iyi bakacağıma söz verdik, canımızı dişimize taktık, işe, okula gidemedik. Herşey bir yana, çok korktuk. Şanslıyız ki, kurtardık. Ama ya olmasaydı ?

Şimdi, siz köpeklere gerçekten iyi baktığınızı kanıtlayabilir misiniz ?? Gerçek gönüllüler, bir barınak adı altında gönüllü olanlar değil illa.

Sarap

Sarap

Ben GÖNÜLLÜYÜM. bebeğime gönlümle baktım, bakmaya da devam edicem. Gönüllü olmak ne o kağıt üstündeki imzayla, ne de barınak yöneticisi olmakla olmuyor. Keşke Gönüllü olsaydınız!

Ne ilaç bulmamıza yardım ettiler, ne de tekrar arayıp durumu nedir diye sorma zahmetine girdiler.

Bugün, Şarap oldukça iyi. Dün gece yemek yedi. Hiç kusmuyor. İshali düzeldi. Artık kendine geliyor, hayati tehlikeyi atlattı. Bunun için hayatım boyunca minnettar olucam, destek olan herkese, ve en çok size. Son sözüm şudur; bu acıyı yaşamış bir insan olarak, hiçbir barınak ve ya kişiyi suçlamadığımı, ancak sistemin yanlış işlediğini söylemek istiyorum. Gönüllü olmak yalnızca sevmekle olmuyor. İlgi, bakım, özen de gerektiriyor. bu örnek sizi barınaklardaki köpeklerden uzaklaştırmasın, tam tersine daha çok sahip çıkın! o barınaklara bu kadar büyük sorumluluklar vermeye bile gerek kalmayacak günlerin gelmesini umut ediyorum. O gün gelene kadar, bir barınak gezin, gerçek gönüllülere destek olun, hayvanlara yardım edin. Hayat kurtarmak bizim elimizde.

Sarap

Sarap

Ancak yanlışı düzeltmemek, söylememek, en az yanlışı yapanlar kadar suç. bu yazımın sebebi, budur. Ben, doğru olanı yazmakla yükümlü hissediyorum kendimi. Başka bir Şarap hastalanmasın, ölümden dönmesin diye.

Ve siz bir tek nefes daha alsın diye köpeğinizin gözlerinin içine bakarken, onlar arayıp ” o bizim de köpeğimiz ” dediklerinde, bunun sadece boş bir laf olduğunu görmemk için.

Gönüllü olan, gönlüyle seven herkese teşekkür ediyorum.

Gonca Gökçek


Yaşadığınız “barınak” hikayelerini bizimle paylaşın, barınak cehennemine beraberce çozüm bulalım.

v.larkhill@googlemail.com



Chains

Chains

Yapmaya değer her şey imkânsız gözükür…

Yapmaya değer her şey imkânsız gözükür… Ama başkalarına…

Sahip Çıkalım! Türkiye’deki “hayvan refahı” konusunu yeniden ele alıyor, baştan yaratıyor. Bu işi üstlendik çünkü kabul etmeliyiz ki, Türkiye’de hayvanların refahından sorumlu olan kesim, yönünü ve amacını kaybetmiş durumda.

Sizi, çevrenizdeki nesneleri yeniden şekillendirmeye, değiştirmeye davet ediyoruz. Hiçbir şey şu anda olduğu şekilde olmak zorunda değil. Korktuğunuz ya da başarıp başaramayacağınızdan emin olmadığınız için bir adım atmazsanız, atmıyorsanız, bu ülkenin hayvanlarının sonu ne olur?..

Birlikte yapabileceklerimizin bir sınırı yok. Peki, ya birlik olmazsak?.. O zaman hayatınızın geri kalanını öldürülen, katledilen hayvanların(ızın) arkasından ağlayarak ya da hayvan severliklerini yitirip bakmakla yükümlü oldukları köpekleri toplama kampı gardiyanları gibi ezen kişilerce yönetilen rezil bir barınaktan diğerine giderek geçirirsiniz.

Chains

Chains

Bir gün, bütün bu barınaklar geçmişte kalacak. Bir gün, yakın bir gelecekte, bütün bu “hayvan severler” -köpekleri hayattan koparıp zincire vuran, yüzlercesini bir odaya hapsedip hastalıktan öldüren ve/veya “doğal ayıklanma/seleksiyon” adı altında hayvanları ormana yani açlığa ve ölüme terk eden bu hayvan severler- kendilerine bakıp şöyle diyecekler:

BİZ ne yaptık?..

Ne düşünüyorduk?..

Eğer Türkçe biliyorsanız, geçen hafta sonu Sabah gazetesinde yer alan, Sahip Çıkalım! ile ilgili makaleyi okumanızı öneririm.

Buraya tıklayın
Kendinizi ve çevrenizdekileri eğitin. Fikirlerinizi yayın. Bize katılın.

Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com

—–

Shelters in Turkey

Shelters in Turkey

Everything worth doing seems impossible

Everything worth doing seems impossible. To other people….

Let’s Adopt! is reinventing animal welfare in Turkey. We took up this mission upon ourselves because, let’s face it, the animal welfare community has lost direction.

We invite you to re-image, to change things around you. Things dont have to be the way they are. If you dont start something because you are afraid or because you dont know if its going to work what will be of the animals of this country?

"Animal Lovers" .. Chained animals.

"Animal Lovers" .. Chained animals.

There are no limits to what, together, we can do. What is the alternative? Spending the rest of your life crying at seeing your animals killed, or going from one shitty shelter to another one, all of them run by animal lovers who, simply, lost their way and became guards in massive concentration camps for dogs.

One day, all those shelters will be a thing of the past. One day, not too far away, all those “animal lovers” who did nothing but chaining dogs from life, or dump them in a room with hundreds of others to die of disease, or to dump them in the forest to survive (or die) according to “natural selection”, one day all those “animal lovers” will look at themselves in shame and think:

What did WE do?

What were WE thinking?

If you read Turkish I invite you to read this great article about Let’s Adopt! published in Sabah last weekend…

Click HERE

Educate yourself and educate those around you. Spread our ideas. Join our movement.

Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com



Ismail Yuksek

Ismail Yuksek

A lesson for the Rector of the Yildiz Technical University

Yildiz Technical University.

A respected center of higher learning, training ground for some of the brightest young minds in the country. So many people hold this institution in high regard.
Unfortunately, sometimes, even Universities can align themselves with the views and positions of the uneducated.
The story that follows would be bad enough on its own but it is truly scandalous and pathetic coming from such a respected institution.
I could tell the story with all kind of details but as I don’t want to bore you. I will be straight to the point.

- Rumours start circulating that the Office of the Rector of the Yildiz University will be catching the cats living in an out the campus and dumping them somewhere else. Apparently the rector, Prof. Dr. Ismail YUKSEK believes that there are too many cats and that they are dangerous animals filled with fleas.

-  We called the General Secretary and offered our assistance in neutering the cats and sterilize, vaccinate. They told us that under no circumstance they were planning to catch any cat and that they understood to drop the cats somewhere else would be dangerous to the cats. We would never do that! they say…

- Those who never tell the truth express themselves in the same way so we didn’t believe a word….

- In the evening we sent a group of volunteers to patrol the campus and make sure all cats were ok. And what did we found? To our surprise we bumped face to face with a couple of university workers busy catching cats and dropping them on a plastic bag to be closed with rope and thrown away.

- As usual people doing that kind of job are cowards.. they run away the moment they saw us, dropping the bags behind. Upon questioning they denied everything, first they denied having anything to do with the bags (and its content) then they acknowledged the situation but refused to tell us who they received orders from… then they ran away..

It was pathetic.

So, here is the truth. The Rector of the Yildiz Technical University, Ismail Yuksek, is responsible for this cowardly act. What were those two individuals going to do with the cats? were they going to drop them in the highway? Maybe in some garbage container?

Yildiz University is filled with students who are animal lovers. Many of them are our members. Mr. Yuksek, what a ridiculous way to taint the good name of your insitution.. Your actions and those of your team are wrong, illegal, criminal and cowardly. Furthermore they are useless.. No matter how many cats you catch and drop (or kill) there will always be new cats arriving. The only way to reduce the cat population is to neuter the existing cats and allow them to stay in their territory. Anything else is not only useless, its illegal, cowardly and ridiculous…

Please drop a quick line or a call to Prof. Dr. Ismail YUKSEK, The Rector.

Phone: +90 212 261 20 02 Fax: +90 212 261 42 84

yukseki@yildiz.edu.tr

Simply tell him that his actions are bringing disrepute to this respected institution and that he should use his brains for something productive instead of planning cat catching operations…

Unbelieveble….

Viktor Larkhill

Yildiz University

Yildiz University

Yildiz University

Yildiz University



Lets adopt final logo

Sevgili arkadaşlar,

Son bir-iki günün olayları bize bazı şeyler öğretti.

1. Türk toplumu hızla değişiyor. Birkaç  yıl önce Ebru gibi bir hayvanın ölümü oradaki taksi durağından öteye geçmezdi. Bugün Türkiye’deki bütün büyük (ve küçük) gazeteler yaşlı bir sokak köpeğinin ölümünü yazıyor.

2. Gazetecilik kendisini tanınmayacak boyutlarda değiştiriyor. Haber inanılmaz hızla yayılıyor, ve bu haber inanılır bir kaynaktan geliyorsa bu ülkenin her köşesine ulaşıyor. Yalan ve iftiranın modası geçti. Şimdi gerçek hakim.

3. Beklenmedik bir durumla karşılaşınca insanların, kurumların, hükümetlerin ilk tepkisi gerçeği inkar etmek, karmaşık ve kapsamlı yalanlar uydurmak. Bu strateji eskiden işe yarıyordu, artık yaramıyor. Bugünün bilgi toplumunda gerçek uzun süreli saklanamıyor.

4. Sahip Çıkalım bir buçuk yıl gibi kısa bir zamanda Türkiye’deki en yaygın hayvan koruma ağı haline geldi. Binlerce dağılmış ve birbiriyle bağlantısı olmayan insan bugün görünmez bağlarla bağlı, ve tek amaçları bu ülkedeki hayvanlar yararına çalışmak. Hayvanları barınaklara hapsetmekle meşgul yorgun ve acımasız insanlarla (onların kimler olduğunu biliyorsunuz) dolu bölünmüş ve dağılmış hayvan organizasyonları, yerini yeni bir nesil hayvan aktivistlerine bırakıyor. Her boş dakikalarını hayvanların yaşamlarını değiştirmeye çalışarak geçirmeyi seçen bir grup genç (ve o kadar genç olmayan), hevesli profesyonel… Bir idealle yönlenen, silahları mantık ve bilgi olan, ve hepsinden önce iletişimin temel kurallarının farkında olan insanlar…

5. Bugün Sahip Çıkalım yeni logosunu açıklıyor. Slogan, ‘Hayvanlara umut, insanlara esin’  bizim hedefimiz. Türkiye’nin hayvanlara davranışlarında kalıcı değişiklikleri ancak ilham ve eğitimle gerçekleştirebiliriz.

Ebru’nun ölümünü izleyen saatlerde kendiniz hakkında ne öğrendiniz? Büyük olasılıkla, daha önce tahmin ettiğinizden daha fazla etkilendiğinizi öğrendiniz. Aniden bir boşluk ve utanç duydunuz. Ebru’nun ölümünün farkına varılmadan geçip gitmesine izin vermeyin. Eğer siz de benim gibi düşünüyorsanız, ve benim ümit ettiklerimi ümit ediyorsanız, sizden rica ediyorum, bir daha asla Ebru’nun katlanmak zorunda kaldığı gibi bir haksızlığa göz yummayın. Sizden, hayvanlara eziyet edenlere engel olmanızı, onların karşısına, onlar doğaları gereği korkak oldukları için hiç korkmadan çıkmanızı rica ediyorum. Hayvanına kötü davrandığını bildiğiniz birini sorgulamaya çekinmeyin, şu anda cehennem hayatı yaşamakta olan bir masum için müdahale etmeye, onu kurtarmaya ve yeni bir yaşam sunmaya korkmayın.

Son olarak, Ebru’nun kritik durumunun duyurulmasından sonraki saatlerde onlarca insandan yaşlı dostumuzu evlat edinme teklifleri geldi. Şimdi o, kendisini hiç kimsenin incitemeyeceği daha iyi bir yere gittiğine göre, aşağıdaki evlat edinilecekler listemizdeki hayvanlardan birini evlat edinmeyi, ya da ona geçici bir yuva sağlamayı düşünmenizi rica ediyorum:

Harley: http://www.facebook.com/album.php?aid=25708&id=1314867706&l=2bc97ec4ac

Caspi

Caspi

Caspi:     http://www.facebook.com/album.php?aid=25185&id=1314867706&l=b88dddd095

Oscar

Oscar

Oscar:  http://www.facebook.com/album.php?aid=26853&id=1314867706&l=673a4d8e76

Dot

Dot

Dot: http://www.facebook.com/album.php?aid=26256&id=1314867706&l=8cb365a656

Anatoli the Kangal

Anatoli the Kangal

Anatoli:   http://www.facebook.com/album.php?aid=25206&id=1314867706&l=b59df048b1

Frida

Frida

Frida:        http://www.facebook.com/album.php?aid=24986&id=1314867706&l=955b59ca37

Tamika

Tamika

Tamika:    http://www.facebook.com/album.php?aid=20738&id=1314867706&l=70dcf50fac

Socks

Socks

Socks:     http://www.facebook.com/album.php?aid=20742&id=1314867706&l=6b86369012

Leyla

Leyla

Leyla:     http://www.facebook.com/album.php?aid=20747&id=1314867706&l=cba4e2aa50

Tibet

Tibet

Tibet:     http://www.facebook.com/album.php?aid=24241&id=1314867706&l=ec064b8885

Join Sahip Cikalim:      http://www.facebook.com/home.php#/group.php?gid=7736862020



Lets adopt final logo

Dear Friends,

The sad events of the last couple of days have taught us a number of things.

1. Turkish society is changing fast. Just a few years ago the death of an animal like Ebru wouldn’t have made it past the local taxi stand. Today every major (and minor) newspaper in Turkey is reporting on the death of an old stray.

2. Journalism is transforming itself beyond recognition. News travel at an amazing speed, and when the news come from a credible source those news will reach each and every corner of this nation. Slander and lies are out. Truth is in.

3. When faced with an unforeseen circumstance people, corporations, governments first reaction will always be to deny the truth is build elaborate lies. This strategy worked in the past, it doesn’t today. In today’s information society truth cannot be hidden for long.

4. Lets Adopt has become, in barely one and a half years, the largest animal protection network in Turkey. Thousands of previously scattered an unconnected people united now through an invisible link, a group whose only goal is to work on behalf of the animals in this country.

What was previously a divided and scattered group of animal organizations filled with tired and bitter people busy locking dogs in shelters (you know who they are) has given way to a new generation of animal activist. A group of young (and not so young), energetic professionals willing to spend every spare minute in changing animals lives. People driven by an ideal and armed with logic and knowledge and above all a clear understanding of the basic rules of communication.

5. Today Lets Adopt launches its new Logo. The tagline: “Saving animals, inspiring humans” is precisely our aim. Only through inspiration and education we will be able to make lasting changes in the way Turkey treats its animals.

What did you learn about yourself in the hours after Ebru’s death? You very likely learned that you cared more than you previously thought. You suddenly felt a feeling of emptiness and shame. Dont let Ebru’s death pass unnoticed. If you feel what I feel, and if you hope as I hope, I ask you never again to turn a blind eye to an injustice like the one Ebru had to endure. I ask you to stop animal abusers and face them head on without fear as they are, by nature, cowards. Dont be ashamed of questioning someone that you know mistreats his animal, dont be affraid of intervene, rescue and offer a new life to an innocent who is currently living in hell.

Finally, In the hours after the announcement of Ebru’s critical condition we received tens of offers from people wanting to adopt our old friend. Now that she is gone to a better place where noone will hurt hurt her, I will kindly ask you to consider adopting or fostering one of the animals in our adoption list, here:

Harley the Boxer

Harley the Boxer

Harley:     http://www.facebook.com/album.php?aid=25708&id=1314867706&l=2bc97ec4ac

Caspi

Caspi

Caspi:     http://www.facebook.com/album.php?aid=25185&id=1314867706&l=b88dddd095

Oscar

Oscar

Oscar:  http://www.facebook.com/album.php?aid=26853&id=1314867706&l=673a4d8e76

Dot

Dot

Dot:  http://www.facebook.com/album.php?aid=26256&id=1314867706&l=8cb365a656

Anatoli the Kangal

Anatoli the Kangal

Anatoli:   http://www.facebook.com/album.php?aid=25206&id=1314867706&l=b59df048b1

Frida

Frida

Tamika

Tamika

Tamika:    http://www.facebook.com/album.php?aid=20738&id=1314867706&l=70dcf50fac

Socks:     http://www.facebook.com/album.php?aid=20742&id=1314867706&l=6b86369012

Leyla

Leyla

Leyla:     http://www.facebook.com/album.php?aid=20747&id=1314867706&l=cba4e2aa50

Tibet

Tibet

Tibet:     http://www.facebook.com/album.php?aid=24241&id=1314867706&l=ec064b8885


contact v.larkhill@googlemail.com

Join Sahip Cikalim:      http://www.facebook.com/home.php#/group.php?gid=7736862020



Sahip Çıkalım, Oyunun Kuralları

Sevgili Üyelerimiz,

Gruplarımızın (1,2, 3,…) büyümesiyle yardıma muhtaç hayvanları sahiplendirme gücümüz ve  imkanlarımız da gelişiyor. Ne yazık ki sorunlarımız da büyüyor. Grubumuzun nasıl işlediğini anlamayan üyelerimiz, yardımımızı İSTEYİP, hayvanları bizlere bırakıyorlar.

Bu tür durumların tekrarlanmaması adına işte sizlere grubumuzun idari kurallari , bu grubu diğerlerinden ayıran prosedürler ve bizi ”benzersiz” yapan özellikler:

Burada: letsadopt.wordpress.com

a)Viktor Larkhill’ in portfolyosundaki köpekler nereden bulunuyor?

Köpekler Türkiye’nin her yerinden ve çeşitli kaynaklardan geliyor. Hayvanları kurtaran ve onlara sahip arayanlar, sahiplerinin ”terkettiği” hayvanlara bakan veterinerler, satamadıkları için hayvanları öldürmek yerine vermek isteyen pet shoplar,orman ve oto yolda başıboş dolaşan hayvanlar, köpek alıp bir hafta sonra ondan kurtulmak isteyen insanlar…

Sahip Çıkalım burada hayvanseverlere yardımcı oluyor. (ve eğitiyor).

Zaman zaman şiddete maruz kalmış hayvanları ki çoğu vakada bunlar “hayvan severlerin” elinden oluyor, kurtarmak için bizler devreye giriyoruz.

Kesinlikle kabul edemeyeceğimiz iki durum var:

-birinin köpek yavrusu almaya karar verip, şimdi onunla ne yapacağını bilememesi.
-birinin bir hayvana ev/sahip bulunabilmesi için bizlerden yardım isteyip, bizim kararımıza güvensizlik duyup hayvanın nereye gideceğinde son söz hakkını kendinde görmesi

Diğer tüm şartlarda her zaman yardım ediyoruz.

b) Bir Hayvan bulduğunuzda yapmanız gerekenler:

Kurtarma prosedurumuz :

- ASLA hayvani barınağa götürmeyin. ASLA. BUNU YAPMAYIN!!
Barınağın anlamı koruma, bakım ve güvenliktir. Türkiye’ de barınaklar (bir ya da ikisi haricinde) köpekleri sadece bayat ekmek ve çöp olan menü ile besleyen tembel ,hiç motivasyonu olmayan, duyarsız çalışanlara asistanlik eden, hayvan istifçileri tarafindan yönetiliyor. Eğer bana bağlı olsa Türkiye’deki tüm barınakları kapatır,buradaki çogu müdürü uyguladıkları hayvan zulmünden dava ederdim.

Bu barınakların büyük çoğunluğunun neler yaptiğı sözle anlatılamaz.

-yaralı hayvan: onu veterinere götürün ve yaralarını tedavi ettirin. Eğer  köpek sokakta yaşayabilecek durumdaysa, onu bulduğunuz yere götürün. Eger açıkça terk edilmiş ise ya da o şekilde yaşayamayacak ve yeterince çekmiş olduğunu düşünürseniz, bizler ona yeni ev bulacağız.

- Sahip Çıkalım tarafından yeni evlere yerleştirilen köpekler: öncelikle onu kurtaran olarak sizler ,biz bir ev bulana kadar hayvanın guvenliği icin tüm sorumluluğu üstlenirsiniz. Eviniz ya da pansiyonda bakabilirsiniz. Eğer varsa bizler geçici yuva bulmaya çalışırız.(Bu yüzden geçici yuvalar çok önemli).

Köpeğin yeni evine yerleşmesi için elimizden geleni yapıyor olsak da, bu her zaman bize bağlı olmayabiliyor.

Bize hayvanın en az 10 adet fotoğrafını göndermeniz gerekiyor. Fotoğraf kalitesi iyi olmali. Fotoğraflar ne kadar iyi olursa hayvan için ev bulma şansımız o kadar yükseliyor. Fotoğraflarınızın yeterince iyi olmadığını düşünürsek size fotoğrafçı göndermeye calışacağız. Ancak bu her zaman mümkün olmuyor ve süreci uzatıyor.

Tüm harcama,tıbbi tedavi masrafı,kısırlaştırma operasyonu,pansiyon gideri,en son yerleşeceği eve ulaşım gideri kurtarıcıya aittir. Sahip Çıkalım bir elin parmakları kadar sayıdaki gönüllüsünün çabalarıyla sürüyor. Bu yüzden  kurtacıların getirdikleri hayvanların masraflarını ödemeyi kabul edemiyoruz.

Bir köpeği ‘’kurtarmak’’;  onun hayati tüm sorumluluğunu almak, uygun bir ev bulunana dek tüm ihtiyaçlarını sağlamayı üstlenmek demektir. Çok az insan bunu anlıyor ve anlamadıklarında geride maddi yükünü bizler çekmek zorunda kalıyoruz.

Sahip Çıkalım, bu kuralda hiç bir istisna yapmayacaktır.

Sahip Çıkalım’ ın Simba adında kurduğu bir fonu var. Amacı kurtarıcısı olmayan hayvanların , hayatta kalmalarını sağlayan cerrahi prosedürlerine finansal destek vermek… Diğer tüm durumlarda giderler kurtarıcıya aittir.

- Ev bulma,başvuranları inceleyip en önemlisi hayvanın kim tarafından sahipleneceği konusunda son kararı verme sorumluluğu Sahip Çıkalım’ a aittir. Kararlarımızdaki tüm sorumluluğu üstleniyoruz. Bizlerin tek önceliği ve isteği hayvanlara yardım etmektir, kararlarımızı kafamızda bu hedef varken veririz.

Tüm sorularınızı cevapladığımı umuyorum. Çalışmalarımıza  katılmak isterseniz lütfen çekinmeden benimle bağlantıya geçin.

En iyi dileklerimle

V

v.larkhill@googlemail.com

letsadopt.wordpress.com



This is Goldie.. or was.. as she just changed her name to Wendy, in honor of Peter Pans girlfriend.

She went through the worst period of fear and incertitude at Beykoz (http://beykozkillers.wordpress.com/2008/04/21/the-killing-fields-of-beykoz/)

She has just been adopted by Gokhan, one of our members and flown to Adana to reunite with her new family…



Where to sign in? Here… :-)

Enter your email address:

(We respect your privacy)

Join our new Facebook Page

Making dreams come true

Here are some of our 2000+ success stories. JOIN US! Rescue. Foster. Adopt.





Let’s Adopt TV


Let`s Adopt Network!

Let’s Adopt! Community Map


View Let's Adopt Network in a larger map

Follow us on Twitter


Btn_wht_122x44

Recent Posts

Recent Comments

Archives

Our Trusted Vets







Social Media Advisors





Please share this blog!

Share |

Web hosting for webmasters
V
E
R
I
B
I
R