9
Missy, a painful lesson
We love to tell a good story, a successful story, a story that fills up with hope.
But today we won’t.
Today I’m going to tell you one of my most painful stories in animal rescue. I’m doing this so that you get a glimpse of how it is to do what we do, every day and so that you understand why our adoption rules are what they are and why we cannot make exceptions.
Missy was rescued by one of the SHKD volonteers two years ago. She was a a wonderful sweet gentle and kind female dog. She arrived to the shelter with signs of sexual violence. She had been raped.
The rapist chose its victim well. She was too kind and gentle to fight back.
For months SHKD worked on her, made her recover from her ordeal, brought her confidence up to speed.
Let’s Adopt! had just been created.. we had just a few members, lots of ideas.
I put up Missy‘s pictures on my profile and sent an email to the 400 people or so that made up the group in those days.
A few hours later I received an email from a member. His name was Hakan Bozkurt. Nice guy. told me how he had a dog but had died of old age and how he missed him so much.. wanted to adopt another animal for his child. Any breed would do.
I liked him.
We met at the shelter, he came with his kid and a friend.. they were lovely people, animal lovers, kind and sweet. They liked Missy and Missy liked them.
We got his details, explained all about the dog, he had experience, we trusted him.
So Missy jumped on the car, wagging her short tail, one of the happiest days in her life.
We called that night.. Missy was sleeping with the kid. He sent us some pictures… wonderful!
One week later we called to check how things were going… the guy answer the phone. He was drunk.
He told us that Missy had been missing for three days. She was lost.
Apparently her six year old kid was walking her on the street without a leash, a truck passed, she got scared and run away.
He had done NOTHING to look for her. Nothing. Life continued as normal.
We spent three days looking for Missy all over the area. We checked every shelter, every street, we put posters everywhere…
Nothing.
I would love to think Missy is still alive and in a nice home with a wonderful family, but thinking so would be delusional.
Chances are Missy is dead. And if she is not dead she is trying to survive eating garbage in some construction dump, or dumped at the forest by one of the municipalities in this vast sprawling city.
So Missy was dead… nothing I could do about it.
But what I could do was to learn the lesson and to create a system that minimizes adoption risk. To create a set of rules that secured successful adoptions whilst at the same time helping us enlarge the community. And that is precisely what I did.
This is how we came up with our three basic adoption rules:
1. Family MUST have an existing animal.
2. Animal MUST live inside the home, not on the garden.
3. Animal MUST be fed raw.
Each and every adoption in Let’s Adopt! must be approved by me, and every time we screen a family I have Missy on my mind.
Missy was a failure and a painful lesson… but we learned from it, and created a system that saved thousands.
We must be ready to accept failures if we want to move forward…. and this applies to all of us, in all we do.
Never forget that.
Merhaba…
İşte Bella’nın resimleri…
Ona deli gibi bir kalıcı veya geçici ev arıyoruz.
Şu anda bir klinikte, bir kafesin içinde kalıyor…
Sadece 3 kilocuk bir köpek bu… Lütfen yardım edin!
Lütfen hemen benimle bağlantıya geçin.
v.larkhill@googlemail.com
—

Bella
Hello…
Here we have new pictures of Bella.
We are desperately looking for a home for her, final or foster.
Today she has been dumped at a veterinary clinic. She will be living on a cage from now on.
At least help us by fostering. For God sake, this is not a Great Dane, she is only three kilos, please help.
Please contact me urgently.
Viktor
V.larkhill@googlemail.com
16
PİŞO’NUN GÜNLÜĞÜ
Pıtırcık’tan mektup var
Mektuplarınızı çok seviyorum. Sadece beni oturup yazma zahmetinden kurtardığı için değil bizim gibi kedili köpekli cümbür cemaaat yaşayan birçok mutlu aile olduğunu gördüğümüz için. Bu hafta Pıtırcık’ın mektubuna yer vereceğim. Bu arada yine böyle mutlu ailelerden ‘Yatakta5Kişi’ tayfasını tebrik ederim. Aileye yeni bir kız bebek (iki ayaklılardan) katılacakmış. Harika haber! Şimdi sizleri Pıtırcık’ın mektubuyla baş başa bırakıyorum.
“Sevgili Pişo,
Sana daha önce de yazdığımız gibi evde büyük bir üstünlük sağlamış durumdayız. Adam ve kadın sadece biz izin verirsek koltuğa, kanepeye ilişebiliyor, yataklarında uyuyabiliyorlar. En sıcak ve etrafa hâkim noktaları, mesela buzdolabının, DVD player’ın üstünü, kaloriferin dibindeki sepeti, masanın üstünde, içinde bir vakitler ne güzel elbirliğiyle yediğimiz bir saksı siklamen olan tahta çanağı falan asla onlara kaptırmayız. Evde iki de manasız köpek var. Bunlar Maximillian ve Esmeralda. Kadının edebiyat tutkusu nedeniyle köpeklerin hepsinin garip garip isimleri var. Adamın evindeki altı köpeğin arasında Nobel ödüllü Doris Lessing bile var ama bu ayrı bir yazının konusu. Ben ve arkadaşlarım son zamanlarda dışarı çık(a)mıyoruz. Malum, havalar soğudu, yağmurlar başladı. Yaşlı ablalarımızdan biri hapşırmaya başladı bile. Aslında sabah itiş kakış mamamızı yedikten sonra biraz ağlıyoruz kapının önünde bizi çıkarsınlar diye ama kadın çok kararlı. Adam yumuşatmaya çalışsa da ‘Üşütürler’ diyor da başka bir şey demiyor. Adam bizim kürkümüzden, Sibirya kaplanlarından falan bahsedince de garip garip gülüyor. Aynı gülüşü adam ‘Kumu ben de temizlerim, ne varmış!’ dediğinde de görüyoruz, ama bu kadar sık değil.

Dr. Doom
Neyse, bizim eve son zamanlarda birkaç arkadaş daha geldi. Aslında 12’ydik kısa süre öncesine kadar. Sonra yazın başında buralara terk edilen, beyaz kız arkadaşımız ilk yağmurlu günde hoooop içeride aldı soluğu. Olduk 13. Fark etmez dedik yürüdük ama masanın üstündeki güzelim çanak da gitti bu arada. Bu arkadaş hep orada yani. Arkasından baktık ki kadının kapının önüne inşa (!) ettiği evlerden birinde kalan benekli ufaklık arka odadaki büyük yatakta, kadının her gün üşenmeden geometrik bir düzene göre dizdiği yastıkların arasında uyuyor. Bu yarı boy arkadaş da ailemize girdikten sonra 13.5 olduğumuzu söyledi herkese kadınla adam. Biz matematikten pek anlamıyoruz, öyle diyorlarsa öyledir neticede. Yine yağmur yağıyor. Ev sıcak ama dışarıda durum parlak değil. Pencerelerdeki karton kutular, kapının önündeki eften püften evcikler kardeşlere yetmiyor artık. Adam da Facebook’tan ona buna mesaj gönderip ev bulmaya çalışıyor. Sonuç, sokaktaki arkadaşlardan biri daha, Çak Çak, dün gece itibarıyla bizde kalmaya başladı. Hemen mamanın, kumun, suyun yerini çözdü, yastıklarımızı keşfetti, en yumuşak olanına çöreklendi… Keşke herkes evine sokaktan bir kedi, bir köpek alabilse. O zaman hepsini bizimkiler almak zorunda kalmaz.
Şimdi kaç kişi olduk dersen (Yani biz kediler olarak, gerisi kimin umurunda!) 13.5+1.5=15. Bu arkadaş biraz cüsseli biri de. İyi haftalar kardeş,
Pıtırcık…”

MAXY!!!
Kuvvetle muhtemel, dünyadaki en tatlı bebek…
Henüz 10 günlükken kurtarıldı…miniminnacıktı, ismini MAXY koyduk!!! Umut ediyoruz ki, bu onu hayata döndürecek…
Maxy’nin iyi bir yuva bulabilmesi için bize yardım edin…
Lütfen profillerinizde paylaşın…
v.larkhill@googlemail.com
—

MAXY!!!
Quite possibly the cutest pup in the… world…
He was rescued when he was only 10 days old… he was so mini we called him MAXY!!! in the hope this would help him move forward in life..
Help us find a good home for him..
Please share it in your profiles..
Contact me:
v.larkhill@googlemail.com

Lucy
Lucy! ACİL!!!!
İki ay kadar önce üyelerimizden biri bize dertli bir mesaj gönderdi. Çok kötü durumda bir kediyi kurtarmıştı. Yardımımıza ihtiyacı vardı, çok çaresizdi.
Olaya el koyduk… ve Lucy’yle tanıştık (ve tabii bu üyemiz de derhal ortadan kayboldu).
Lucy Tam anlamıyla ölümün kapısından döndü.
Lucy 2 aydır kafeste. Onu oradan bir an önce çıkartmamız lazım. Sahip Çıkalım!’ın şu andaki en acil vakası.
“Kediciyim” diyorsanız ve kediniz yoksa bu fırsat sizin… Lucy’nin hayatını kurtarabilirsiniz.
Lütfen yardım edin!
Viktor Larhill
v.larkhill@googlemail.com
—–

Lucy
Lucy… EMERGENCY!!!!!
A couple of months ago one of our members wrote to us a desperate letter.
She had rescued a cat in a terrible condition. She needed our help, she was absolutely desperate.
We took over the case…. and we met Lucy (and of course the member disapeared immediately never to be seen again)
Lucy was, literally, brought back from death. During the treatment it came out that she had FIV. Lucy also lost all her teeth due to the fact that her previous owner fed her commercial food. All of them.
Today Lucy is a healthy cat, although she carries this virus with her.
Lucy has been in a cage for the last two months. We need to get her out of there immediately. She is an absolute emergency for Let’s Adopt!.
You are a cat person but you have no cat at the moment. Look at Lucy, you could save her life.
Please help.
v.larkhill@googlemail.com

Top Post
BİLDİRİ
Sahip Çıkalım!’ın dünkü mesajı WordPress’in en çok okunan mesajları arasındaydı dün. WordPress’te 5.213.006 blog var. Dün, 28 Ekim günü, okuyucu sıralamasında 79. sıradaydık!
Bu ne demek? Açık ve net olarak demek ki BİZ TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN BLOG’UYUZ!
Bunu nasıl becerdik? Sadece ve sadece “gerçek” olarak. Uydurmayarak. Doğrunun yanında yer alarak. Politik oyunlar oynamayarak. Ve, çok önemli bir nokta: yardım ederek. Okuyuculara yardım ederek, topluma yardım ederek, her şeyden önemlisi, kurtardığımız hayvanlara yardım ederek…
Bizi bu noktaya getirdiğiniz için teşekkürler. Çok teşekkürler.
Şimdi, bu herhalde paylaşılması gereken bir haber. Lütfen mümkün olan her yerde paylaşın!

Top Post
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com
—–

Top Post
ANNOUNCEMENT
Let’s Adopt! post of yesterday was one of the most read posts on WordPress. There are 5.213.006 blogs on WordPress. Yesterday, 28 of October, we ranked 79 in terms of number of readers worldwide!
What does this mean? It just means that WE ARE THE MOST WIDELY READ BLOG IN TURKEY.
How did we do it? Quite simply by being real. By not faking it. By standing for the truth, by not playing political games and, very importantly, by being helpful. Helpful to the readers, helpful to the community and above all, helpful to the animals we save…
Thank you all for helping us get to this point.
Now, I think this is news that need sharing. So share them anyway you can.
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com

Top Post

Şarap
Biz Şarap’ı geçen hafta çarşamba günü Yedikule Hayvan Barınağından aldık. İlk gittiğimizde internet sitesinde formu doldurmamızı, daha sonra gelmemizi istediler. Gittik, istenilen formu, evin fotoğraflarını gönderdik. Birçok maddesi olan ( Hayvan kötü bakıldığında el konup geri alınır, yılda 2 kez barınaktan seçeceğimiz bir dost köpeğe yardım etmemiz gerektiği, herhangi bir durumda önce barınağa gitmemiz gerektiği, bunları yapmadığımız takdirde, köpeğimizi geri alma hakları olduğu ve dava açma hakları olduğu gibi.. oldukça göz korkutucu, ama özendirici hiçbir niteliği bulunmayan) bir belgeyi imzaladık. Üstelik bu kadar hevesle almak istediğimiz yavru için oldukça sıkı bir mülakattan geçirildik. Ben sandım ki, bu kadar dikkat edilerek, çok zor verilen yavrular, aynı şekilde takip ediliyordur.
Şarap’ı aldığımız gün, ordaki veteriner! bize ilk gün ishal olabileceğini söyledi. Şarap’ı eve getirdikten 1 saat sonra ishali başladı. Ve 1 gün boyunca hiç geçmedi.Ertesi gün Şarap kustu. Oldukça telaşlandık. Çünkü ona çok iyi baktık. Hiçbir şeyi yadırgamadı, oynadık, uyuttuk, taradık, yemeğini yedi severek. Ancak yine de sabah olduğunda keyfi kaçmıştı. Meral Hanım, ( bize köpeği veren Barınak
yönetiminin başındaki hanım) bize herhangi bir sorun olduğunda aramamızı söylediği barınak veterinerini aradık. Bize tek söylediği ”

Şarap
Hıı, hastalandı demekki. Getirin, bakalım. ” Bu kadar! Herhangi bir uyarı, ne olabileceğine dair bir bilgi, ya da herhangi bir öneri yok. Biz Anadolu Hisarındayız. Yani Yedikule’ye gitmemiz sabah trafiğinde en az 1 saat sürüyor. Ki, Şarap’ın hali bile yok gözünü açmaya. Bu ilgisizlik karşısında ben kendi özel veterinerime götürdüm Şarap’ı.
İyiki de öyle yapmışım. Hemen antibiyotik tedavisine başlandı. ( Bu arada sadece ishaldi, ve birkaç kez kusmuştu.Başka hiçbir şeyi yoktu). Günde 2 kez veterinere gidiyorduk.
Ertesi sabah, ateşi 40′a çıktı, hemen veterinere gittik, serum takıldı. Veteriner hekimimiz, bize, Şarap’ın durumunun ağırlaştığını, kanlı ishal olmasından endişe ettiği için gözetim altında tutmak istediğini söyledi. Zaten biz de bu hastalıktan endişelendiğimiz için ilk günden itibaren tedavisine başlamıştık.
O gün serumu devam ederken, altına kaçırmaya başladı. Ve 1 saat kadar sonra jel gibi bir dışkı ve kan parçaları gelmeye başladı. O an beynimden vurulmuşa döndüm, ellerimle beslediğim köpeğim, 1 günde 300 gram verdi. zaten 1 kilo 700 gram bir köpekten bahsediyorum. Ne kadar ciddi bir oran olduğunu anlayabilirsiniz. Kanlı ishal olduğu kesinleşince, ilaç tedavisini ona göre devam ettirdi veterinerimimiz. Ancak bize yaşamasının zor olduğunu, biz onu barınaktan almamış olsaydınız, bugün asla uyanamazdı dedi.Ve parvolglob isimli bir ilaç gerektiğini, bulamamamız halinde yaşama şansının %50 olduğunu söyledi.

Şarap
Tam 24 saat boyunca, hiç uyumadan, gözümüzü kırpmadan, 10-12 arkadaş ilacı aradık. Ecza depoları, internet siteleri, paylaşım siteleri, veterinlerler, klinikler, hatta yurtdışındaki ilaç şirketleri.
Görüşmediğimiz yer kalmadı. Ancak sonuç , ne yazıkki olumsuzdu. Bir arkadaşım Viktor’a anlatmış durumu, sabaha karşı 2 buçuk gibi arkadaşım beni aradı ve ilacı bize verebilceklerini söylediğinde sevinçten saatlerce ağladım.
Ama önce şunu söylemek istiyorum devamını yazmadan önce, bu ilaca ihtiyaç olduğunu öğrendiğimde, Efe ( erkek arkadaşım , Şarap her ikimizinde köpeği ) , Meral Hanım’ı aradı, ve durumu anlattı. Ancak hiç beklemediğimiz bir tepkiyle karşılaştık. Efe’ye söylediği şey, bu hayvanın bu mikrobu barınakta kapmış olsa dahi, hastalığın kuluçka döneminde olabileceğini ve farketmemiş olduklarını söyledi. Gerçekten böyle de olabilir. Buraya kadar sözüm yok. Ancak, ben Şarap’ı alırken, Gençlik hastalığı olup olmadığını sorduğumda, yok demişlerdi. Ve ishal olabilir panik yapmayın demişlerdi. Üstelik daha ertesi sabah, veterinerini aradığımız halde, bize sadece hastalanmıştır gibi basit ve önemsiz bir cevap vermekten öteye gitmemişti. Ancak Meral Hanımın Efe’ye cevabı ve savunması nedir sizce ? ” Kız arkadaşınız daha önce köpek beslediği için ben ona güvendim biliyordur die söylemedim. ”

Şarap
Ben, senelerdir çeşitli köpekler baktım. Kangallarımda oldu, Alman kurdumda, Şu anda da çok sağlıklı 3 yaşında bir Golden oğlum var.
Tabii ki bu kadar küçük ve barınaktan alınmış bir yavrunun hangi riskleri taşıdığını biliyorum. Zaten bu kadar bilgim olmasaydı,
onların savunduğu gibi , ishal olabilirmiş önemsiz deyip otursaydım, şu anda Şarap yaşıyor olacak mıydı ??
Biz günlerdir uyumuyoruz. Yemek en son ne zaman yedim hatırlamıyorum. Ama hiç şikayetim yok. Ben bir dakika bile umudumu kaybetmedim. Şarap’a onun iyileşeceğini bana güvenmesini söyledim hep. O da bizi haksız çıkarmadı, direndi. Hatta ben yemek yemesini istiyorum diye kendini zorlayıp yemeye çalıştı. O bizden bile güçlü çıktı, ,iyiki.

Şarap
Benim bebeğim, Türkiye’deki belki binlerce parvo hastalığına yakalanmış, ve kurtulmuş sayısı çok az köpekten birisi. Ben, ve Şarap
şanslıymışsız ki, sizin gibi insanlarla karşılaştık. Bize her konuda maddi, manevi destek veren veteriner hekimimiz Fikriye Hanım, ve
Viktor Larkhill olmasaydı, şu anda yaşıyor olmayacaktı, maalesef.
Bu hastalığın tek sebebi, zamanında aşılanmamış olması. Ve / Veya, bu hastalığı taşıyan köpeklerle aynı yerde kalmış olması. İlacın
Türkiye’de satışının belli insanların tekelinde olması ve bulunamaması ayrı bir konu. onun için sayfalarca yazı yazmak gerek. Benim
anlamadığım tek şey, biz günlerce sorguya çekilir gibi kendimizi anlattık, ikna etmeye çalıştık ona iyi bakacağımıza. Formlar
doldurduk, geri alınabilir gibi bir maddenin bile altına imza attık.
Neden? Barınaktan alalım, ordaki bir yavruya yardım edelim diye. Ama biz gözümüz gibi baktığımız bebeğimizi kaybetseydik, bize söylendiği gibi onlar da yavrumuza iyi bakmamış oldukları için dava açma hakkına sahip olabilecek miydik ? Hayır!
Burda bir adaletsizlik var. Ben, ve erkek arkadaşım Efe, öğrenciyiz. 1 haftadı günde 6 saat tedavi altında, 1buçuk aylık bir köpeğin, nasıl büyük bir maliyete sebep olduğunu tahmin edebilirsiniz. Çünkü durumu kritikti ve özel bakıma ihtiyacı vardı. Biz öğrenci olmamıza rağmen, ona bu hayatta bakılabilecek en iyi şeklide baktık. Veterinerde tedavi görürken bile insanlar inanamayarak baktılar bize. Şimdi sormak istiyorum, biz elektrık faturamızla ikametgahımızı kanıtladık, altına imza attığımız belgeyle iyi bakacağıma söz verdik, canımızı dişimize taktık, işe, okula gidemedik. Herşey bir yana, çok korktuk. Şanslıyız ki, kurtardık. Ama ya olmasaydı ?
Şimdi, siz köpeklere gerçekten iyi baktığınızı kanıtlayabilir misiniz ?? Gerçek gönüllüler, bir barınak adı altında gönüllü olanlar değil illa.

Sarap
Ben GÖNÜLLÜYÜM. bebeğime gönlümle baktım, bakmaya da devam edicem. Gönüllü olmak ne o kağıt üstündeki imzayla, ne de barınak yöneticisi olmakla olmuyor. Keşke Gönüllü olsaydınız!
Ne ilaç bulmamıza yardım ettiler, ne de tekrar arayıp durumu nedir diye sorma zahmetine girdiler.
Bugün, Şarap oldukça iyi. Dün gece yemek yedi. Hiç kusmuyor. İshali düzeldi. Artık kendine geliyor, hayati tehlikeyi atlattı. Bunun için hayatım boyunca minnettar olucam, destek olan herkese, ve en çok size. Son sözüm şudur; bu acıyı yaşamış bir insan olarak, hiçbir barınak ve ya kişiyi suçlamadığımı, ancak sistemin yanlış işlediğini söylemek istiyorum. Gönüllü olmak yalnızca sevmekle olmuyor. İlgi, bakım, özen de gerektiriyor. bu örnek sizi barınaklardaki köpeklerden uzaklaştırmasın, tam tersine daha çok sahip çıkın! o barınaklara bu kadar büyük sorumluluklar vermeye bile gerek kalmayacak günlerin gelmesini umut ediyorum. O gün gelene kadar, bir barınak gezin, gerçek gönüllülere destek olun, hayvanlara yardım edin. Hayat kurtarmak bizim elimizde.

Sarap
Ancak yanlışı düzeltmemek, söylememek, en az yanlışı yapanlar kadar suç. bu yazımın sebebi, budur. Ben, doğru olanı yazmakla yükümlü hissediyorum kendimi. Başka bir Şarap hastalanmasın, ölümden dönmesin diye.
Ve siz bir tek nefes daha alsın diye köpeğinizin gözlerinin içine bakarken, onlar arayıp ” o bizim de köpeğimiz ” dediklerinde, bunun sadece boş bir laf olduğunu görmemk için.
Gönüllü olan, gönlüyle seven herkese teşekkür ediyorum.
Gonca Gökçek
Yaşadığınız “barınak” hikayelerini bizimle paylaşın, barınak cehennemine beraberce çozüm bulalım.
v.larkhill@googlemail.com

Paris Before
Sevgili Dostlar,
Sahip Çıkalım! son iki senedir, bitmez tükenmez bir gayretle üyelerini hayvan sahiplenme, kısırlaştırma ve hayvanlarla ilgili diğer konularda eğitmeye çalıştı.
Son iki senedir, hem Türkiye’de hem de yurt dışında, daha önce örneği görülmemiş, eşi benzeri olmayan bir bağlantılar ağı, her sorunu çözecek ilişkiler kurmaktayız. Bu süreç içinde, üyelerimizin inancı ve güvenini kazandık.
Ancak yine de başaramadığımız hissine kapılıyoruz.
İnsanlara en can alıcı kısmı anlatmayı başaramadık: SORUMLULUK

Paris after
Başarısızlık riskini minimuma indirebilmek için Türkiye’de var olan en ağır sahiplenme kurallarını getirdik: Sahip Çıkalım! evinizde bir hayvan beslemediğiniz takdirde size bir başkasını vermeyecek. Sahip Çıkalım! hiçbir hayvanı bahçede ya da fabrika türü bir yerde bakılmak üzere sahiplendirmeyecek. Bu kurallar bizler için son derece iyi işlese de aslında kurtarabileceğimiz hayvan sayısını kısıtladı. Ancak bu kısıtlamaya rağmen, neredeyse % 100’e yakın bir başarı oranını da garantiledi.
Sorunlar beklentilerle başladı. Gerçek şu ki, son derece sert olan söylemimizin altında, aslında bizler oldukça yumuşak kalpli insanlarız ve bu nedenle, daha koyduğumuz ilk kural üzerinden beklentiye girdik… Hayvan sahiplenmek istediği sırada evinde herhangi bir hayvan beslemeyen “hayvan sever”lerin sözlerine inandık, bu insanların ne hayvanları ne de bizleri hayal kırıklığına uğratmayacaklarını düşündük.

Simba before, just arrived to Istanbul
Bu tür sahiplendirmelerin çoğu başarısızlıkla sonuçlandı… Yaşanan ekonomik kriz zaten zor olan yaşam koşullarını daha da zorlaştırdı ve bugün, hayvanları sahiplenirken “sonsuz bir sevgi ile sevecekleri” sözünü veren kişiler, bu hayvanları tekrar bizlerin sırtına yüklüyorlar. Hem de eşi benzeri görülmemiş bir oran ve hızla…
Bütün bunlar nedeniyle birtakım tedbirler almak zorunda kaldık:
1. Sahip Çıkalım! bir daha ASLA “bir hayvan kuralı” konusunda istisna yapmayacak. İnsanlar hayvanı ne kadar isterse istesin, ne kadar söz verirse versin, bir daha asla istisnalar olmayacak.
2. Sahip Çıkalım!, bugün itibariyle, yeni vakalar almayı kesmiştir. Şu anda bakımını üstlendiğimiz hayvanları sahiplendirmek için elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Ancak hiçbir yeni hayvan alınmayacak.
3. Sahip Çıkalım! sahiplendirmeye devam edecek ancak bütün kaynak ve gayretini yurt dışındaki ortak ağını geliştirmek/güçlendirmek ve hayvanları sahiplendirme başarımızın en basit ifadesiyle % 100 olduğu yurt dışında yuvalandırmaya odaklayacak.
Dolayısıyla, bugünden itibaren, yerel olarak sahiplendirme konusundaki yardım taleplerinizi yanıtlayamayacağız. Eğer içinizden biri, bir hayvan sahiplenmek isterse, lütfen bizi arayın. Sizin uygun bir sahip olacağınıza inanırsak, size yardıma muhtaç bir hayvan buluruz ancak son köpeğimizi de sahiplendirdikten sonra, bir daha yerel yuva arayışına girmeyeceğiz.

Simba, adopted in Seattle
Bu, Sahip Çıkalım!’ın yuva arayışına son verdiği anlamına gelmiyor. Tam aksine, sahiplendirmeye devam edeceğiz, ancak çok daha seçici bir biçimde… En çaresiz vakaları tek tek seçeceğiz: Sakat köpekler, üç bacaklı hayvanları, körler… Bu hayvanları özenle seçecek ve onları yurt dışında sahiplendireceğiz. Bütün bunları hiçbir masraftan kaçınmadan yapacağız. Umuyoruz ki, bir gün Türkiye’de yaşayan hayvan severler ne yapmaya çalıştığımızı anlayacak ve adlarına yakışır bir şekilde davranacak: Evindeki koltuğa en çok uyacak köpeği (ki bu köpek sahibi için en ufak bir sorun yarattığında kapının önüne koyulacaktır) arayan kaprisli ve aptal insanlar yerine özverili hayvan severler olacaklar…
Bu yeni politika bizi daha da özgürleştirecek ve bu sayede BÜTÜN zaman ve kaynaklarımızı sorumlu insanların kendi başlarına halledebilecekleri konular yerine eğitime ayırabileceğiz. Toplumun “hayvan sever” kesimi birçok kademede eğitime muhtaç: Hayvanların davranış ve ihtiyaçları, kısırlaştırma ve diğer ahlaki konular…
Sahip Çıkalım! bu boşluğu doldurarak yoluna devam edecek…
Saygılar.
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com
——

Ears Before...
Dear Friends,
For the last two years Let’s Adopt has worked tirelessly to educate its members about adoption, sterilization and animal issues.
For two years we have been building an unprecedented network of connections, facilitating relationships, both within Turkey and overseas. In the process we have earned credibility and the trust of our members.
However we feel we have failed.
We have failed at instilling the most basic of the messages into people’s heads. Responsibility.
In order to reduce the chances of failure we set up the toughest adoption rules in Turkey. Let’s Adopt wouldnt give you an animal unless you currently had an animal at home, Let’s Adopt would not give any animals in adoption destined to be kept on a garden, or a factory. Those rules have worked very very well for us. True, it has limited the amount of animals we could save, but it ensured a nearly total success rate.

Ears After
The problem came when we made exceptions. The truth is, under our tough retoric we are very soft-hearted people, we made expections to the first rule, we believed the words of “animal lovers” who didnt have an animal right then but who promised us they would never let their animals, and us, down.
In the vast majority of those those adoptions have failed… The economic crisis has made things tougher, and people who promised eternal love for their animals are now dumping their animals back on us at an unprecedented rate.
All of this forces us to take three measures:
1. Let’s Adopt will NEVER make another exception to the One animal rule. No matter how much those people want the animal, no matter how many promises, we wont make exceptions again. Never.

Gulumser before
2. Let’s Adopt stops, as of today, to take up new cases. We will do our best to place the animals we currently have under our care, but no more new cases will be considered.
3. Let’s Adopt will continue rehoming but it will focus all its resources and efforts in strengthening its overseas partner network and rehoming our animals overseas, where our success rate is, simply put, 100%.
As of today we wont be able to answer your request of assistance with new cases to be rehomed locally. If any of you wants to adopt an animal by any means call us and, if we believe you are suitable well find an animal in need for you but after we have placed our last dog we wont be seeking local adoptions any longer.

Gulumser After
This, does not mean Let’s Adopt will stop rehoming, not at all. We will continue doing so but in an even more selective way. We will be handpicking the most desperate cases, the handicapped animals, the three legged, the blind ones, and will rehome them overseas. We will be doing so regardless the expense in the hope that one day, the “animal lovers” of Turkey will have understood what we are trying to do and will live up to their name becoming just that, selfless animal lovers instead of capricious silly people looking for the cutest dog to match their leather sofa. Dogs that will be dumped the moment they have the slightest personal problem.
This new direction will allow us to be freer and to dedicate ALL our time and resources to education instead of having to deal with issues that responsible people should be able to deal with on their own. The “animal loving” community is in desperate need of education at multiple levels, animal behavior and needs, animal nutrition, even moral issues… Let’s Adopt! will continue providing just that.
Regards
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com
Gülümser’in aileye ihtiyacı var!
Geçtiğimiz ay hepiniz mucize kedimiz Gülümser’in nasıl iyileştiğine tanık oldunuz.
Albüme tıklayip bu mucizeyi tekrar izleyebilirsiniz.
Gülümser artık tamamen iyileşti, ve mutlu sağlıklı bir kedicik oldu. Köpeklerle, kedilerle oynamaya bayılıyor, atlayıp zıplamayı seviyor, bir kaplan gibi çiğ et yiyor ve herşeyden önce, insanları çok seviyor.
Gülümserin hikayesinden bahsettiğimiz andadünyanın dört bir yanından yüzlerce ileti aldık. Çoğu destek ve sevgi mesajları, dualardı. Bir çoğu da iyileştiğinde evlerini açmak istiyordu Gülümser’e.
İşte burada, Gülümser, mucize bebek artık yeni ve mükemmel evine gitmeye hazır.
Bu çok özel bir kedi ve onu sahiplenmek için başvuracaklar da son derece özel olacak. Bu kedi bir mucize, onun için mucizevi bir eve ihtiyacımız var.
Bütün hayvanlarımız, tek tek, son derece özel, ve hepsinin anlatacak bir hikayesi var, ancak Gülümser eşsiz, öyküsü çok etkileyici. Onu kim sahiplenecek olursa evine, ailesini sonsuza kadar değiştirecek bir mücevher, azmin, cesaretin ve gücün ne olduğunu öğretecek minik ve özel bir can kazandırmış olacak.
İletişim: v.larkhill@googlemail.com
—-
Gulumser is in need of a home!
Over the last month you all have been witnesses to the recovery of Gulumser, our miracle cat.
Click on the picture for her full photo album
Gulumser is now completely recovered from her ordeal and she is a healthy happy kitten, who loves to play with dogs, with cats, who
loves to run, jump, eat raw like a tiger and above all, who loves people.
The moment we told the story of Gulumser to the world we received hundreds of letters. Most of them were expressions of support,
hundreds were offering their love, their prayers. Many of them offered a permanent loving home to Gulumser once she recovered fully.
So here she is, Gulumser, the miracle baby is now ready to go to the perfect home.
This is a very special cat, and we are sure only very special people will apply for her. This cat is a miracle, we are looking for the
miracle home.
Each one of our animals is special, and they all have a story to tell, but Gulumser is unique, her story so compelling. Whomever adopts her, will add one of the most beautiful gems to his home, an animal so special, with so much to teach us all about life, about tenacity,
about strenght and courage, that the life of the family will change.. forever.
Adopt Gulumser!
Please forward this email to everyone on your contact list, share it on your preferred social networks, blogs, etc..
Contact: v.larkhill@googlemail.com
Sahip Çıkalım’da ne yaparız?
Herşeyi değiştirmeye çalışırız.
Statükonun bizi rahatsız eden bir parçasını bulduk, iyileştirilmesi gereken, değişmek için sabırsızlanan bir şey, ve onu değiştirdik.
Biz büyük, kalıcı ve önemli bir değişiklik yapmaya çalışıyoruz.
Nihai hedefimiz Türkiye’de hayvanlara gösterilen davranışları iyileştirmek. Biz, bir barınağa hapsedilmek ya da bir belediye tarafından uzak bir ormana atılmak yerine her köpeğin ve her kedinin sahiplenileceği bir ülke yaratmak istiyoruz.

Sahip Çıkalım topluma ulaştı ve hayvanları umursayan, daha önce barınaklarla ilişkisi olmamış, tutkulu insanlarla bağlantı kurdu. İlerleme büyük bir hızla gerçekleşiyor. Hedefimiz toplumu tamamen değiştirmek.
Bir fikir yaratmak, bir fikri yaymak basit bir iş değil.
Biz değişikliği simgeliyoruz. Öncekinden sonrakine. Zamanda, fikirlerin yaratıldığı ve farklı şekilde uygulandığı bir anı yaşıyoruz.
Biz önderliğe inanıyoruz. Değişiklik yapma tarzımız bir sistemi etkilemek için para ya da güç kullanmak değil, önderlik etmek.
Biz bir kabile yarattık.

Sahip Çıkalım, önderlik etmekle ve insanları bir fikre bağlamak, kendi kabilemizi yaratmakla ilgili.
Kabileler dünyamızı değiştirebilir, kabileler politikaları değiştirebilir, sayısız insanı, onları yapmak istemedikleri bir şeyi yapmaya zorladığınız için değil, onlar bağlantı kurmak istedikleri için bir araya getirebilir.
Sahip Çıkalım değiştirilmeye değer bir şey buldu, bir kabile topladık, bir fikri yaydık, ve bizden çok daha büyük bir şey, bir hareket oluştu.
Sahip Çıkalım sadece bir organizasyon değildir, bir harekettir.

Sahip Çıkalım’da ülkenin her tarafında hayvanlar için çalışmaya ve fikirlerimizi yaymaya istekli binlerce insan var.
Milyonlarca insana değil, fikirlerimizi tekrar tekrar yaymayı üstlenecek kadar onları önemseyecek sadece bin kişiye ihtiyacımız vardı.
Sahip Çıkalım bir kitlesel hareket değil, onunla hiç ilgisi yok. Biz gerçekten inananları bulmaya çalışıyoruz. Nitelik istiyoruz, nicelik değil.
Hayvan severleri biz icat etmedik. Biz sadece onlara önderlik etmeye karar verdik.

Bir buçuk yıl önce, zaten bu arzuya sahip, ama birbiriyle bağlantısız bir grup oluşturduk. Biz sadece insanları organize ettik ve bir hareket yarattık.
Biz aykırı inançlara sahibiz. Biz saldırganız. Statükoya baktık, abartılmış hayvan istifçileri tarafından yönetilen hayvan barınaklarına baktık, ve bu devam edemez dedik. Bu statükoya katlanamayız. Beğenmiyoruz. Ayağa kalkıp durumu zorlamaya, ileri götürmeye istekli idik. Başımızı eğmek, bunun işe yaramayacağını söyleyenlere inanmak yerine herşeyi farklı organize ettik. Üyelerimiz statükoya baktılar, anlamsız olduğunu gördüler, ve bağlantı kurmayı ne kadar istediklerini farkettiler. Bunu tek başımıza yapamayacağımızı anladık, ama başkalarının da bize katılmasını sağlarsak hep beraber inanılmaz sonuçlar elde edebilecektik.
Dinlemek isteyen insanlara bir öykü anlattık. Şiddetle birbiriyle bağlantı kurmak istiyen insanlardan bir kabile oluşturduk. Biz bir harekete önderlik ediyoruz, ve değişiklikler yapıyoruz.

İnsanları rahatsız etmemiz gerekiyordu. Neden? Çünkü eğer kimseyi rahatsız etmiyorsanız statükoyu değiştirmiyorsunuz. Çoğumuz bizim gibi insanlarla bağlantı kurmak istediğimiz için bağlantılar yaratıyoruz. Biz önderlik yapıyoruz. Değişiklikler önderliğe odaklanarak gerçekleştirilebilir.
Ayrı ayrı çalışarak grubun büyümesini ve fikirlerimizin yayılmasını sağlayacak, güçlenmemiz için zamanlarını ve becerilerini hibe edecek üyelerden bir çalışma grubu oluşturduk.
Niye hayvanlara yardım etmeyi seçtik? Çünkü bu bizim için önemli. Etrafımızdaki insanların bu bağlantıya, önderliğe ihtiyaçları vardı, onlar için bir fark yarattı.
Önderlik etmek için insanlardan izin almak gerekmez. İnsanlar buradan sonra nereye gideceklerinin gösterilmesini bekliyorlardı.
Sahip Çıkalım statükoya meydan okudu. Eşsiz bir kültür oluşturduk. İnsanlar arasında bağlantı kurduk. Ve son bir şey daha yaptık, bağlılık sözü verdik. Davaya bağlandık, kabileye bağlandık, insanlarımıza bağlandık, hayvanlara bağlandık.

Benim için bir şey yapmanızı isiyorum. Yapmanızı istediğim şey hareketimizi yaymak için etrafınızdaki herkese bizden bahsetmeniz, bir arada hareket ederek Türkiye’deki bütün hayvanların yaşamını iyileştirebileceğimiz fikrini yaymanız.
Başlayın!
Yapın bunu!
Hayvanların buna ihtiyacı var!
İletişim: v.larkhill@googlemail.com
Making dreams come true
Don’t get lost. Free update by email
Join our new Facebook Page
Let’s Adopt TV
Let`s Adopt Network!
Let’s Adopt! Community Map
Follow us on Twitter
Recent Posts
- Tragedy in Bolu: Call Alaadin!
- Vanilla: the harder the life, the sweetest the song
- Simba’s birthday: Let’s empty the gas chamber today
- Akmerkez / PetWorld: The Little Shop of Horrors
- Wanted: Turkish animal lover with a heart. URGENT
- Help us save Nokta and Apricot
- Your matching gift will save MANY lives this summer. UPDATED!
- The rescue of Ivan the dog
- Latte and Bitter are dead
- Little Lucky, the blind kitten
- The death of a puppy
- Rusty the golden
- DANSK FOLKEPARTI RÅDER FOLK TIL AT SLÅ DERES EGNE HUNDE IHJEL!
- And Brindi went home!
- The Crime of Kayseri. REWARD
Recent Comments
- sabine nowack on Tragedy in Bolu: Call Alaadin!
- caglar on Tragedy in Bolu: Call Alaadin!
- SUSANNE on The Crime of Kayseri. REWARD
- berna garner on Tragedy in Bolu: Call Alaadin!
- Viktor Larkhill on Tragedy in Bolu: Call Alaadin!
- Diana Ruth Davidson on Tragedy in Bolu: Call Alaadin!
- Diana Ruth Davidson on Tragedy in Bolu: Call Alaadin!
- Pat G on Tragedy in Bolu: Call Alaadin!
- Sharon on Tragedy in Bolu: Call Alaadin!
- irene barry on Tragedy in Bolu: Call Alaadin!
- sabine nowack on Tragedy in Bolu: Call Alaadin!
- Iris Neuwirth on Tragedy in Bolu: Call Alaadin!
- Viktor Larkhill on Vanilla: the harder the life, the sweetest the song
- maeshelle on Vanilla: the harder the life, the sweetest the song
- maura wiull on Vanilla: the harder the life, the sweetest the song
Archives
- July 2010 (18)
- June 2010 (12)
- May 2010 (23)
- April 2010 (24)
- March 2010 (26)
- February 2010 (33)
- January 2010 (24)
- December 2009 (60)
- November 2009 (45)
- October 2009 (12)
- September 2009 (27)
- August 2009 (20)
- July 2009 (31)
- June 2009 (25)
- April 2009 (6)
- March 2009 (2)
- February 2009 (1)
- December 2008 (1)
- November 2008 (1)
- October 2008 (4)
- August 2008 (5)
- July 2008 (5)
- June 2008 (4)
- May 2008 (21)
Our Trusted Vets
Social Media Advisors
Please share this blog!



![Reblog this post [with Zemanta]](http://img.zemanta.com/reblog_e.png?x-id=884bd486-642f-4d32-b04f-797eb03d80a5)



















