Browsing all articles tagged with HaberTürk
Hera looking for a home

Hera looking for a home

Türkiye’deki Barınak Reformu 3

1 ve 2. bölümlerin devamı niteliğindedir.
Türkiye’deki Barınakların, işleyen düzgün sahiplendirme programları oluşturmalarının zamanı gelmiştir.
Sahiplenmeler, Öldürme’nin Kural olarak yasak olduğu ülkelerde barınakların işleyişi için hayati önem taşır. Barınak yöneticileri, eğer üstünde durmuyorlarsa, barınakların günlük sorumluluklarından biri olan, hayvanlara iyi yuvalar bulma işindeki gayretlerini çoğaltmalıdırlar.  Eğer, mutlu yuvasında hayatı son bulmuş olan her köpek ve hayvan yerini, barınaktan sahiplenilmiş bir diğer hayvana bıraksa, sahiplenme, arka bahçe çiftleştiricileri ve hayvan alıp satmak, onları çiftleştirmekle işle yapan petshoplara kocaman bir darbe vururdu.
Kuzey Amerika’da yapılan çalışmalar gösteriyor ki; insanlar, baktıkları köpeklerin %15′ini, kedilerinse %10′unu barınaklardan alıp, sahipleniyorlar. Elbette, Türkiye’de sahiplenme ile ilgili istatistiksel bir çalışma yapılmamış olması şaşırtıcı değil. Bununla beraber; bir tahmin yürütmek gerekirse, ülkemizde barınaklardan sahiplenilen köpekler %5 ‘ten az (eğer şanslılarsa) ve kedilerde bu rakam %1 bile değil. Şaka gibi ve sistemin bir hatası.
Eğer barınak yöneticileri, kadınlar arası kavga desteklemede gösterdikleri çaba kadarını, sahiplendirme konusunda da göstermiş olsalardı, müsait ev sayısını arttırır ve balık istifi dolu barınaklarında boş alanlar yaratmış ve zaten oralarda yaşamakla yeterince şanssız olan köpeklerin hayat kalitesini yükseltmiş olurlardı.
Türkiye’deki hayvansever rakamlarına ilişkin tecrübelerimiz sanıldığından çok daha fazla ve giderek artmakta. Hayvan sahibi olan insanların sayısı gün be gün artsa da, bunlardan pek azı ülkedeki hayvanların durumu ile ilgili eğitim alıyor.
Sarikiz

Sarikiz

Barınakların, sahiplendirme programları için gerçekten kayda değer, büyük çaba sarfetmelerinin vakti geldi…ve süreci olabildiğince akılcı ve işlevsel olarak yürütmenin. Ataşehir Barınağı gibi, tembel ve yaşama/çalışma hevesleri kaybolmuş insanların sorumluluğu altındaki zincirlerle tutsak edilmiş, kati bir bakımsızlıklık ve tedavi eksikliğinden acı çeken binlerce hayvanın ölmeyi bekledikleri bir barınakta, 13-15 saatlik günün içinde, sahiplendirme için 2 saat ayrılıyor olması çok aptalca.
Eğer ciddi bir şekilde bu hayvanlara yuva bulmak istiyorsanız günün 24 saati, haftanın 7 günü çalışıyor olmalısınız. Düzgün websiteleri, Facebook grupları kullanıyor olmalısınız. İçinizden biri, daimi olarak e-postaları cevaplıyor olmalı, bir diğeriniz blog kurmayı, Twitter kullanmayı, hayvanları sahiplendirebilmek için bir ağ kurmayı öğrenmeli. Özürlü hayvanları sahiplendirmede özel bir çaba gereklidir. Ve, siz, hayvan için uygun bir ev bulunamadığı taktirde, deniz aşırı kurtarma gruplarından yardım isteyecek kadar mütevazi olmalısınız.
Türkiye’deki barınakların 3 bacaklı ve kör köpekleri toplamalarını izlemek çok çarpıcı.
Ve hala, Türkiye’deki barınakların çok büyük çoğunluğunun sahiplendirme programları, bugün bile, saçmasapan bir şaka gibi ve bedelini ödeyecek olanlar yine hayvanlarımız.
Barınak yöneticileri ve barınak gönüllüleri, oturup yeni bir strateji kurmanın zamanı geldi; çünkü şu an elinizde olan açıkça işe yaramıyor.  Çevrenize bakın, binlerce zincirli köpek. Durum çarpıcı, trajik ve utandırıcı, bununla beraber çoğunuz bu hayvanları sahiplenmiyor, hala golden retriverlara yöneliyorsunuz. Bu hayvanların yeri evler. Herbiriniz bu hayvanlara güzel evler bulmakla yükümlüsünüz. Eğer bu görevi kabulenmiyorsanız, tası tarağı toparlayıp evlerinize dağılmalısınız.
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com
Let’s Adopt!
—–
Blind dog in shelter

Blind dog in shelter

Shelter reform in Turkey… 3.

This is a continuation of part 1 and part 2

3.  It is time for Shelters in Turkey must put together proper adoption programs.

Adoptions are vital to the running of a shelter in a country where No-Kill is Law.  Shelter managers should spend as much effort if not more, in trying to find good homes for the animals that they do in running the daily chores of the shelter.

If every dog and animal that dies in a loving home was replaced by a dog adopted from a shelter, adoption could give a massive blow to all those backyard breeders and Petshops doing business by breeding and selling dogs.

In North America studies show people get their dogs from shelters only 15% of the time for dogs, and less than 10% of the time for cats.

Not surprisingly there are no statistics of adoptions in Turkey but I would go as far as venturing that the adoption rate is less than 5% for dogs (if lucky) and not even 1% for cats. A real joke, and a failure of the system.

If shelter managers made as much of an effort at educating the population about adoption as they do in engaging in silly and hysterical cat fights, they could increase the number of homes available and create space in their overcrowded shelters, thus increasing the quality of life of the dogs unlucky enough to find themselves there.

Based on our experience the number of animal lovers in Turkey is far bigger than most people assume, and it is growing. But as more and more people are becoming interested in owning an animal, very few of those receives any kind of education about the situation of animals in this country.

It is time for shelter managers to put a real effort in improving their adoption programs.. and to make the process as logical and efficient as possible. It is absolutely idiotic for a shelter like Atasehir, where thousands of animals are wasting their lives in chains and suffering constant mistreatment by lazy and unmotivated municipal employees, to have an adoption schedule of two hours a day: between 13 hrs and 15 hrs. If you are seriously trying to find homes for those animals you should be working on it 24 hours a day, seven days a week, you should have proper websites, Facebook Groups, one of you should be in charge of answering emails on a constant basis, another one should be learning how to blog, to use Twitter, to create a network to find homes for your animals.

A special effort should be made to rehome handicapped animals, and when a suitable home cannot be found in Turkey you should be humble enough to seek help of rescue groups overseas.

Three legged dogs in shelters

Three legged dogs in shelters

It is dramatic to watch the collection of three legged dogs and blind dogs in Turkish shelters.

Instead, the adoption programs of the vast majority of Turkish shelters is, as of today, a ridiculous joke… and in the end the ones that pay the price are the animals.

Shelter managers, shelter volunteers, it is time to sit down and create a new strategy because the one you have right now is simply not working. Look around you, thousands of dogs in chains. The situation is dramatic, tragic, embarrassing, and even more so when most of you would never consider adopting one of those animals and focus your attention on golden retrievers. Those dogs should be in homes. It is your obligation to find a good home for each one of those animals. If you are not up to the task then you may as well pack up your stuff and go home.

Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com

Let’s Adopt!



Koray Oztas

O.K.

Sahip Çıkalım! Paylaş & Ver

Doğru: Pek çok hayvansever hayvan haklarını korumada kendilerini yalnız hissediyor.

Bu soruyu çok sık duyuyoruz: Bir hayvanseverim ve XXXX şehrinde tek başıma savaş veriyorum. Sizin yaptığınızı nasıl yapabilirim? Sahip Çıkalım! bana nasıl yardımcı olabilir?

Kısa yanıt: Yalnız değilsiniz ama size bu durumun farkında olmadıkça ve yardım için elinizi uzatmadıkta birşey yapamayız.

Hayvanseverler sosyal ağlara ulaşmak ve bunları kullanmak yerine ne kadar kendilerini izole ederlerse hayat onlar (ve hayvanları) için o kadar kötü olacak.

İki yıl önce bir fikir geldi aklıma… Facebook ve sosyal medyayı tamamen farklı bir biçimde kullanmak, başkalarına hiç benzemeyen bir kabile yaratmak.

Grubun oluşumunun ardındaki bu süreci anlatan bir Slayt gösterisi hazırladık. İngilizce olduğu için üzgünüm, Türkçesi üzerinde çalışıyoruz.

1. Sahip Çıkalım! paylaşımla kuruldu. Fikirlerin paylaşımı, prensiplerin paylaşımı, bilgilerin paylaşımı, kaynakların paylaşımı ve
gruba destek aramak (ve gruptan yardım almak) üzerine.

2. Sahip Çıkalım! Almak için Ver! Bazen insanlar bizimle iletişime geçiyorlar, kaynaklarımızı kullanıyorlar, problemlerini çözüyoruz,
ardından ortadan kayboluyorlar. Bu durumlarda zevkle yardımcı oluyoruz çünkü hayat kurtarıyoruz ancak bunları aynı zamanda kaybedilmiş olanaklar olarak görüyoruz. Grubu bu şekilde kullananların anlamadıkları şey grubun çalışabilmesi için destek olmalı ve
kaynaklarını kullanmalılar.

3. Sahip Çıkalım! ancak üyeleri beraber çalışır ve birbirine destek olursa, ve bu üyeler arasında güçlü bir bağ oluşursa işleyebilir. Bu
grubun üyelerine olan en önemli faydalarından birisi birbirine son derece güçlü bağlarla bağlı bir ağa güvenip sırtlarını dayayabilmeleri.

4. Sahip Çıkalım! sadece büyüyerek işleyebiliyor. Büyüdükçe toplumun farklı katmanlarına yayılabilir, hayvanların yaşamlarını, ve toplumun tamamını iyileştirmekteki katkımızı arttırabiliriz.

Şimdi sizi bu Slayt Gösterisini izlemeye, ve eğer değerli buluyorsanız paylaşmaya davet ediyorum.

[slideshare id=2239515&doc=qefalforletsadopt-091016031314-phpapp01]

Sahip Çıkalım! Katılım paylaşın!

Saygılar,

Viktor

v.larkhill@googlemail.com

—-

Cat love

Cat love

Let’s Adopt, share and give.

Fact:  Most animal lovers feel alone in their fight for animal rights.

We get this question very often: I am an animal lover. I am fighting alone in  insert city here .  How could I do what you did? What can Let’s Adopt! do to help me…

The short answer: You are not alone but we won’t be able to do anything for you unless you acknowledge this fact and reach out and
help yourself.

The longest animal lovers insist in closing themselves in isolation instead of reaching out and using the power of networks the worst it
will get for them (and their animals).

A couple of years ago I had an idea… to use Facebook and social media in a completely different way. To create a tribe unlike any
other.

We have prepare a Slideshow to explain the thought process behind the creation of the group. I apologize it is in English, we are working on a Turkish translation right now.

1. Let’s Adopt! has been built by sharing. Sharing ideas, sharing principles, sharing information, sharing resources and seeking (and
offering) support to the group.

2. Let’s Adopt!, Give to Get!. Sometimes people contact us,  they use up our resources, we solve their problems, they vanish afterward. We help those cases with pleasure as we save lives by doing so, but we consider them a big opportunity waste. Those who use the group in such way are failing to understand that for the group to work they need to contribute and pool resources.

3. Let’s Adopt! can only function when its members cooperate and collaborate with each other, and when a strong connection is built
amongst those members. One of the biggest benefits of the group to its members has been to get to know (and in most cases, rely) on a massive network of people strongly connected.

4. Let’s Adopt can only function by growing. The bigger the growth, the deeper and wider our penetration in society, the bigger our impact in improving the lives of the animals and improving society as a whole.

I now invite you to watch this Slideshow and, if you feel it is of any value, I would invite you to share it.

[slideshare id=2239515&doc=qefalforletsadopt-091016031314-phpapp01]

Let’s Adopt!.. join us and share..

Best

Viktor
v.larkhill@googlemail.com




Fatih Altayli
Fatih Altayli

Sevgili arkadaşlar,

Öncelikle hepinize linkteki yazıya hızlı bir şekilde yanıt vermiş olduğunuz için teşekkür ederim.

Sayın Fatih Altaylı’nın mesaj kutusu kendisine hayal kırıklıklarını bildiren kişilerin postalarıyla dolup taşmıştır.

Sayın Altaylı bu durum karşısında bir bilgilendirme yazısı yollamıştır.

Sayın Fatih Altaylı’ya hızlı ve içten karşılığı için takdirlerimizi sunuyoruz. Bundan sonra kendisinin ve içinde Oğuzhan Beyaz ve Rahsan Gülşan’ın da içinde bulundukları ekibinin gazetecilik sorumluluğunu konusunda daha duyarlı olmalarını bekliyoruz.

Gazete köşelerinin bireylerin kendilerini özgürce ifade edebildikleri yerler olmaları gerçeğine dayanarak; Sayın Fatih Altaylı’nın, köşesini belli kesimlerin sesi olmasına izin vermekten kaçınması gerektiğini düşünüyoruz. Yine aynı şekilde; gazetesini, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, eşcinsellik karşıtlığı, hayvan düşmanlığı ve hayvanların zehirlenmek yoluyla toplu katliamını destekleyen bir tavır takınmasından korumasını umuyoruz.

En derin saygılarımla,
Viktor Larkhill


Fatih Altayli

Fatih Altayli

Dear Friends,

First of all, thank you from your fast response to our earlier message here:

http://letsadopt.wordpress.com/2009/07/01/what-do-we-want-from-our-animals/

Fatih Altayli’s email box got flooded with your expressions of dissapointment.

Mr. Altayli has issued an acknowledgment.

We commend Mr. Altayli’s quick and sincere acknowledgement and we sincerely hope that from now on, his team, people like Oguzhan Beyaz and Rahsan Gulsan will gain a renewed understanding of the expression “journalist integrity”.

As for the newspaper editorial guidelines being just an expression of people’s complains we sincerely hope Mr. Altayli will do his best to avoid the masses to take control of his paper. Much in the same way we hope his newspaper will not become the voice of xenophobic, racist and anti-gay groups (and there are many of us amongst us), it shouldn’t become a voice for those who advocate animal cruelty and mass poisoning in our cities (and there are many of those either!)

Kind regards

Viktor Larkhill



Hungry, Thirsty.... Vaccinated.

Hungry, Thirsty.... Vaccinated.

Well fed, happy.... Vaccinated!

Well fed, happy.... Vaccinated!

Aç, susuz… Aşılı!

Hayvanlarımızdan ne istiyoruz?

Bugün, popüler gazetelerimizden HaberTürk’ün İstanbul ekinde başlığı şöyle olan bir haber çıktı:

“Aşılılar ama saldırıyorlar!”

Haberin görselindeki seçimleri ise birkaç yüz metre uzaktan çekilmiş bir anne-kız ve onları bir yudum ekmek umuduyla takip eden ve mutlulukla kuyruk sallayan bir köpek sürüsü.

Bu aslında bir sürpriz değil. İstanbul bölümü gazetenin çıktığı ilk günlerden beri sokak hayvanları meselesine olumsuz bir havada yaklaşıyor. Şaşırtıcı olan gazetenin başındaki Fatih Altaylı başta olmak üzere pek çok yazar ve çalışanının hayvanlara olan sevgisine rağmen bu durumun sürüyor olması. Grubumuzda HaberTurk’ten pek çok üyemiz olduğunu da biliyoruz.

Habercilikte doğrulukla ilgili yüzlerce özlü söz var. Basın, demokrasinin ayarının sağlanmasında çok önemli bir yer tutarken bir taraftan da habercilik standartlarından ve editoryal doğrulardan taviz verenler son derece tahrip edici sonuçlara yol açabilirler.

Türkiye’deki hayvan hakları konusu doğru yolu bulmaya başlamışken, ilerici bir Hayvan Hakları Yasası daha da güçlendirilerek uygulamaya sokulurken, ve her şeyden önemlisi tabandan gelen eğitsel hareketlerin toplumun, özellikle de geçlerin ve çocukların bilinç ve farkındalığını arttırmakta olduğu şu dönemde sözde bir gazetecinin popülist bir tavırla yazdığı bu haber, her gün gazetesinden doğruyu ve yanlısı takip etmeye çalışan kitleleri yanlış yönlendirmektedir.

Bu ülkede, konuyla ilgili tavırlarında dengeli, adaletli ve prensip sahibi pek çok gazeteci bulunuyor. Bu insanlar Türkiye’nin en önde gelen gazetelerinde yazıyor ve halkımıza “doğruluk” denen dar patikada önderlik ediyorlar.

Tabii bir de diğerleri var…

Sayın Fatih Altaylı’ya söylemek istediğimiz şu: Ne kadar arzu etsek de aşı açlık ve susuzluğa çare değildir, aynen cehalet ve dar görüşlülüğe olmadığı gibi.

Lütfen, saygılı bir dille, Fatih Altaylı’ya HaberTürk’ün sokak hayvanlarıyla ilgili editoryal tavrına katılmadığınızı bildirin.

Lütfen bu mektubu kopyalayarak Fatih Altaylı’ya gönderin.

İletişim:     faltayli@htgazete.com.tr

faltayli@cyh.com.tr

Sayın Altaylı,

Gazetenizi çıktığı günden beri izlemekte olan, ve piyasadaki örneklerinden çok daha ilerici ve öncü niteliklerinden ötürü takdir eden bir okurunuz olarak size, özgür düşünceye ve güçsüz ve ünsüz de olsa haklıyı savunmaya yönelik tavrınızdan ötürü teşekkür ederim.

HaberTürk, Türkiye’de gazeteciliğin uzun süredir arayışında olduğu taze bir nefes olmuştur. Eminim pek çok okur benimle aynı düşünceyi paylaşacaktır.

Ancak, gazetenizin ilk günlerinden itibaren İstanbul ekinde ulusal bölümlerin tam tersine bir “sokak hayvanları politikası” izlendiği görülmektedir.

Ulusal gazete ne kadar insancıl, ne kadar doğrudan ve iyiden yanaysa İstanbul o kadar “sokak hayvanları korkutuyor” “başıboş hayvanlar saldırıyor” “korkudan dışarı çıkamıyoruz” türünden kışkırtıcı ve hayvanları heddef gösteren nitelikte haberler geçmektedir.

Bunun en son örneği ise bugün gazetenizde yayınlanan “Aşılılar ama saldırıyorlar” başlıklı, bir anne kızı bir lokma yemek için takip eden aç ve susuz bir kopek grubunu gösteren haberdir.

Sevgili Altaylı, uygar bir ülke özlemimiz içinde herbirimizin üzerine düşen görevi yapmak zorunda olduğu bir dönemdeyiz. Gazeteniz de bu uğurda savaş vermekte ve beğeniyle kabul görmektedir. Sizden, ülkemizin aklıbaşında hayvanseverleri olarak dileğimiz, lütfen editoryal masanızda (İstanbul eki) bu konuda daha dikkatli ve duyarlı davranılması ve bu çaresiz ve suçsuz hayvanların hedef haline getirilmemesidir.

Sizin de bir hayvansever ve savunmasızı nasıl her pahasına savunmaya hazır olduğunuzu çok iyi bildiğim için bu mektubun yerine ulaştığına eminim.

Saygılarımla,


Lütfen bu bağlatıyı ilgileneceğini düşündüğünüz kişilerle paylaşın.

Viktor Larkill



Where to sign in? Here… :-)

Enter your email address:

(We respect your privacy)

Join our new Facebook Page

Making dreams come true

Here are some of our 2000+ success stories. JOIN US! Rescue. Foster. Adopt.





Let’s Adopt TV


Let`s Adopt Network!

Let’s Adopt! Community Map


View Let's Adopt Network in a larger map

Follow us on Twitter


Btn_wht_122x44

Recent Posts

Recent Comments

Archives

Our Trusted Vets







Social Media Advisors





Please share this blog!

Share |

Web hosting for webmasters
V
E
R
I
B
I
R