

Meral Olcay
Dün Parvo’yla savaşan Şarap’ın hikayesini yayınladığımız mesaj yorumlara boğuldu.
Bugün, Yedikule Barınağı yöneticisi Meral Olcay’ın aşağıdaki bildiriyi yayınladı. Bu cevabı saygıyla, ve adaletli eleştiri ve manlayışlılık adına yayınlıyoruz. (Yorumlarım mesajın altında.)
Meral Olcay
29. Ekim 2009şarap ve nice şarapların hikayesi Şarap dedim çünki facebook da gene aynı xx grup daha önce plaka hakkında yazılan yazı yorumlarla yargısız gibi yargısız infaz yapmıştı. Şarap la ilgili bu grupda haber yapıldığını bilmiyordum,zamanım yokki site site dolaşıp bakayım..
Üstelik 6 saatte 52 yorum yapılmış.Tesadüf bir arkadaş vasıtası ile bu grupta yazılmış olan şarap ın hikayesinden haberdar oldum , okudum ve yorumlarıda gördüm.
Ben facebook a çok anne geldi, bebek geldi süt bisküvi ihtiyacı var diye yazdığım yazıma hiç yorum ,cevap alamamışken, şarap hikayesinin reytingi fazla oldu sanırım bu kadar yorum aldı..
En kolay şey zaten pc başında eleştirmek,tek taraflı yazıp yargısız infaz yapmak oluyor, elini taşın altına koymak değil..
Gelelim şarabın hikayesine.
Şarap barınağımıza 2 gün önce gelmiş sokakdan bulunmuş 1AYLIK ancak bir yavru idi.. Yazıldığı gibi 1.5 AYLIK değil(1.5 aylık olsa idi hemen aşı proğramına girerdi). Efe bey ve arkadaşı Gonca hn barınağımız geldi ilk görüşmemizi yaptık, görüşme sırasında yedikuleye gelmeden önce üsküdar ve ümraniye barınaklarına gittiklerini,çok iyi karşılanmadıklarını ümraniyede aradıklarını bulamadıklarını ,üsküdar barınağında da içeri bile alınmadıklarını söylediler..Bunun üzerine o kadar uzak yoldan sizi araştırdığımız için yedikuleye geldik dediler,ve yedikulede bir muhatap bulduklarından dolayı sevindiklerini belirttiler..
Öğrenci olmalarından dolayı köpek bakmanın büyük sorumluluk gerektirdiğini, hayatlarının daha başlangıcında olan insanlar için çok iyi düşünmelerini söyledim..
Geri dönüşü olmadığını ve en az 15 sene yaşayacak bu canlıyı almaya karar veriyorsunuz iyi düşünün dedim.
Gonca hn biz bunun bilincindeyiz ,sorumluluk sahibiyiz istiyoruz dediler..
Gerekli başvuru ve evraklar için perşembe günü geleceklerini bildirdiler..Çok istekli olduklarından perşembe yerine çarşamba günü arayıp geldiler..
Ben kendileri için en uygun köpeğin yavru olabilecegini , yeni gelen yavruların hemen ortama uyum sağlayabileciğini belirttim.
2 gün önce sokakda bulunan yavruyu ,özel bölümden kucakda getirdik ..
Özel bölüm diyorum ,çünki gönüllü hizmet veren bir barınakda hayvan sağlığı çok önemlidir, Şarap sadece yavruların olduğu bölümde idi ve o bölüm her gün dezenfektan yapılıyordu..
Bebeği çok beğendiler ,zaten çok hareketli idi ,hemen kucakta efe bey ve gonca hn ı yalamaya başladı..
Gayet sağlıklı görünümü vardı ,burnu ıslakdı ,kendilerine uyarıda bulunduk yavru oldugu için henüz aşı olma durumu söz konusu değil çünki 1.5 aylık olmadan aşı olamaz ,ancak 15 gün sonra aşıları başlayacak o nedenle dikkatli olun ,yıkamayın dışarı gezmeye çıkarmayın şeklinde…
Ayrıca hemen konserve mama açıp bebeğe yemesi için verdim ,anında yedi,sağlıklı hayvan yemeği iştahla yer sağlıksız hayvan yemez dedim..
Yani düşünün 2000 kusur köpekle uğraşıyoruz ve sahiplenmek için gelen kişilerle de bu kadar detaylı görüşme yapıyoruz . Bizi devamlı arayabilirsiniz bir sorun oldugunda diye de belirttim..
Veteriner hekimimiz tel nolarına kadar verdi..
Şimdi düşünmenizi istiyorum bir barınak var ,köpek almak için gittiğinizde sizi hiç araştırmadan alın gidin hangisini beğenirseniz deniyor , bir barınak var çocuk verir gibi sizi araştırıyor ama bu bile göstermelik deniyor (efe bey ve gonca hn tarafından) demekki ben al git deseydim benimle bu kadar uğraşmayacaklardı ,hesap soramıyacaklardı..
Yedikule
Ertesi gün vet hekimimizi aramış ishal olduğunu söylemiş vet hekimimiz ,getirin bakalım demiş ,başka ne demeliydi sizce, barınakda onlarca hayvanla ilgilenirken ,sahiplendirdiğimiz köpeğin evine gidip mi müdahale etmesi gerekirdi..
Sahiplenme formunda diyoruz ki köpeğiniz hastalanırsa veterinere götürmeyi kabul ediyormusunuz ?evet cevabı vermiş efe bey!! yani kabul etmiş buna rağmen hesap sormak haksızlık..
Devam ediyorum efe bey akşam saat 20.30 gibi geç saat te beni aradı ben hala barınaktayım eve gidememişim bebeklerle ilgileniyorum bir ilaç bulmanızı istiyorum dedi ,söylediği ilaç piyasa zor bulunan bir ilaçdı,müadil ilaç olabilir mi onları bulabilirim dedim ve ardından.. şarabı barınağa getirin ,bizim çalıştığımız tam teşekküllü kliniğe gönderelim bakalım dedim..
Web sitemizde onlarca hastayı tam teşekküllü klinikde tedavi olup iyileştirdiğimizin fotoğraflarla ispatı var..Tabii kötü niyet olunca yargısız infaz çok kolay oluyor..
Hayır biz veterinerimizden memnunuz dedi..Akşam saat 9.30 a yaklaşıyordu tekrar aradım aklım şarap da kalmıştı,nasıl dedim yatıyor başında bekliyoruz dedi ..
Kendisine yarım saate yakın anlattım pet shopdan satın aldığınız bebekde bile bu tür riskler olabilir..
Siz bize araştırma yapıp geldiğinizi söylediniz ,aşısı başlanmamış henüz sokakdan gelmiş bebek köpeklerde her zaman risk vardır, Gonca hn da köpek sahibi olduğunu görüşmemizde söylemişti….(Tecrübeli olması gerekir diye düşündüm).
Barınaklarda sokaklardan gelen yavru bebeklerin yaşam ihtimali zayıftır..
Biz yedikule olarak bebekleri ayrı bölümde tutuyoruz ve ilk olarak eger iç ve dış parazitin zamanı gelmişse yapıyoruz ,özel gıdalarla besliyoruz ki yaşasınlar diye..
Bu kadar gönülden ilgi ve alakaya karşı, şarapla ilgili yazılan yorumlardaki haksız eleştiriler hiç de hoş değil.. Şunu bilmenizi isterim, insan bir yeri, kişiyi eleştirecekse önce bilgi sahibi olmalı ve tek taraflı dinlememeli ..
Efe bey sabah veterine gidip bizi aratacağını söyledi ve o gün hiç ses çıkmadı.. Ben bir sürü trafik kazası hasta gelmişken, annesiz bebekler akınına uğramışken, her gün onlarca köpek bırakmak için başvuran telefonlarla boğuşurken, köpeğini terk edecek kişileri, bırakmayın yazıktır diye ikna etmeye çabalarken o yoğunlukda , sadece şarap ı düşünecek halde olamazdımm, çünki geride 2000 kusur şarap var beni bekleyen, yardıma ihtiyacı olan..
Bir şarap için uğraşmaları doğal artık onların köpeği..Canım kadar seviyorum diyor efe bey daha 24 saat olmadan aldığı köpeği,
BEN 12 SENEDİR EMEK VERİYORUM NİCE ŞARAPLARA
demekki bu kadar çabuk bağlanabiliyor insan köpeğine.
Geçtiğimiz haftalarda Sahip Çıkalım! Türkiye’de barınak reformu hakkında 3 yazı yayınladı. Yayına hazır 2 yazımız daha var. Meral
Olcay ve diğer barınak yöneticileri ile barınak yönetimindeki idarecilerin bunları okumasını önemle tavsiye ediyoruz. Makaleler aşağıdaki linklerde bulunabilir.
TÜRKİYE’DEKİ BARINAK SİSTEMİ 1
TÜRKİYE’DEKİ BARINAK SİSTEMİ 2
TÜRKİYE’DEKİ BARINAK SİSTEMİ 3
Eğer bu konu sizi ilgilendiriyor, etkiliyorsa bu mesajın altına yorumlarınızı yazmayı ihmal etmeyin.
V. Larkhill
v.larkhill@googlemail.com


Top Post
BİLDİRİ
Sahip Çıkalım!’ın dünkü mesajı Wordpress’in en çok okunan mesajları arasındaydı dün. Wordpress’te 5.213.006 blog var. Dün, 28 Ekim günü, okuyucu sıralamasında 79. sıradaydık!
Bu ne demek? Açık ve net olarak demek ki BİZ TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN BLOG’UYUZ!
Bunu nasıl becerdik? Sadece ve sadece “gerçek” olarak. Uydurmayarak. Doğrunun yanında yer alarak. Politik oyunlar oynamayarak. Ve, çok önemli bir nokta: yardım ederek. Okuyuculara yardım ederek, topluma yardım ederek, her şeyden önemlisi, kurtardığımız hayvanlara yardım ederek…
Bizi bu noktaya getirdiğiniz için teşekkürler. Çok teşekkürler.
Şimdi, bu herhalde paylaşılması gereken bir haber. Lütfen mümkün olan her yerde paylaşın!

Top Post
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com
—–

Top Post
ANNOUNCEMENT
Let’s Adopt! post of yesterday was one of the most read posts on Wordpress. There are 5.213.006 blogs on Wordpress. Yesterday, 28 of October, we ranked 79 in terms of number of readers worldwide!
What does this mean? It just means that WE ARE THE MOST WIDELY READ BLOG IN TURKEY.
How did we do it? Quite simply by being real. By not faking it. By standing for the truth, by not playing political games and, very importantly, by being helpful. Helpful to the readers, helpful to the community and above all, helpful to the animals we save…
Thank you all for helping us get to this point.
Now, I think this is news that need sharing. So share them anyway you can.
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com

Top Post

Şarap
Biz Şarap’ı geçen hafta çarşamba günü Yedikule Hayvan Barınağından aldık. İlk gittiğimizde internet sitesinde formu doldurmamızı, daha sonra gelmemizi istediler. Gittik, istenilen formu, evin fotoğraflarını gönderdik. Birçok maddesi olan ( Hayvan kötü bakıldığında el konup geri alınır, yılda 2 kez barınaktan seçeceğimiz bir dost köpeğe yardım etmemiz gerektiği, herhangi bir durumda önce barınağa gitmemiz gerektiği, bunları yapmadığımız takdirde, köpeğimizi geri alma hakları olduğu ve dava açma hakları olduğu gibi.. oldukça göz korkutucu, ama özendirici hiçbir niteliği bulunmayan) bir belgeyi imzaladık. Üstelik bu kadar hevesle almak istediğimiz yavru için oldukça sıkı bir mülakattan geçirildik. Ben sandım ki, bu kadar dikkat edilerek, çok zor verilen yavrular, aynı şekilde takip ediliyordur.
Şarap’ı aldığımız gün, ordaki veteriner! bize ilk gün ishal olabileceğini söyledi. Şarap’ı eve getirdikten 1 saat sonra ishali başladı. Ve 1 gün boyunca hiç geçmedi.Ertesi gün Şarap kustu. Oldukça telaşlandık. Çünkü ona çok iyi baktık. Hiçbir şeyi yadırgamadı, oynadık, uyuttuk, taradık, yemeğini yedi severek. Ancak yine de sabah olduğunda keyfi kaçmıştı. Meral Hanım, ( bize köpeği veren Barınak
yönetiminin başındaki hanım) bize herhangi bir sorun olduğunda aramamızı söylediği barınak veterinerini aradık. Bize tek söylediği ”

Şarap
Hıı, hastalandı demekki. Getirin, bakalım. ” Bu kadar! Herhangi bir uyarı, ne olabileceğine dair bir bilgi, ya da herhangi bir öneri yok. Biz Anadolu Hisarındayız. Yani Yedikule’ye gitmemiz sabah trafiğinde en az 1 saat sürüyor. Ki, Şarap’ın hali bile yok gözünü açmaya. Bu ilgisizlik karşısında ben kendi özel veterinerime götürdüm Şarap’ı.
İyiki de öyle yapmışım. Hemen antibiyotik tedavisine başlandı. ( Bu arada sadece ishaldi, ve birkaç kez kusmuştu.Başka hiçbir şeyi yoktu). Günde 2 kez veterinere gidiyorduk.
Ertesi sabah, ateşi 40′a çıktı, hemen veterinere gittik, serum takıldı. Veteriner hekimimiz, bize, Şarap’ın durumunun ağırlaştığını, kanlı ishal olmasından endişe ettiği için gözetim altında tutmak istediğini söyledi. Zaten biz de bu hastalıktan endişelendiğimiz için ilk günden itibaren tedavisine başlamıştık.
O gün serumu devam ederken, altına kaçırmaya başladı. Ve 1 saat kadar sonra jel gibi bir dışkı ve kan parçaları gelmeye başladı. O an beynimden vurulmuşa döndüm, ellerimle beslediğim köpeğim, 1 günde 300 gram verdi. zaten 1 kilo 700 gram bir köpekten bahsediyorum. Ne kadar ciddi bir oran olduğunu anlayabilirsiniz. Kanlı ishal olduğu kesinleşince, ilaç tedavisini ona göre devam ettirdi veterinerimimiz. Ancak bize yaşamasının zor olduğunu, biz onu barınaktan almamış olsaydınız, bugün asla uyanamazdı dedi.Ve parvolglob isimli bir ilaç gerektiğini, bulamamamız halinde yaşama şansının %50 olduğunu söyledi.

Şarap
Tam 24 saat boyunca, hiç uyumadan, gözümüzü kırpmadan, 10-12 arkadaş ilacı aradık. Ecza depoları, internet siteleri, paylaşım siteleri, veterinlerler, klinikler, hatta yurtdışındaki ilaç şirketleri.
Görüşmediğimiz yer kalmadı. Ancak sonuç , ne yazıkki olumsuzdu. Bir arkadaşım Viktor’a anlatmış durumu, sabaha karşı 2 buçuk gibi arkadaşım beni aradı ve ilacı bize verebilceklerini söylediğinde sevinçten saatlerce ağladım.
Ama önce şunu söylemek istiyorum devamını yazmadan önce, bu ilaca ihtiyaç olduğunu öğrendiğimde, Efe ( erkek arkadaşım , Şarap her ikimizinde köpeği ) , Meral Hanım’ı aradı, ve durumu anlattı. Ancak hiç beklemediğimiz bir tepkiyle karşılaştık. Efe’ye söylediği şey, bu hayvanın bu mikrobu barınakta kapmış olsa dahi, hastalığın kuluçka döneminde olabileceğini ve farketmemiş olduklarını söyledi. Gerçekten böyle de olabilir. Buraya kadar sözüm yok. Ancak, ben Şarap’ı alırken, Gençlik hastalığı olup olmadığını sorduğumda, yok demişlerdi. Ve ishal olabilir panik yapmayın demişlerdi. Üstelik daha ertesi sabah, veterinerini aradığımız halde, bize sadece hastalanmıştır gibi basit ve önemsiz bir cevap vermekten öteye gitmemişti. Ancak Meral Hanımın Efe’ye cevabı ve savunması nedir sizce ? ” Kız arkadaşınız daha önce köpek beslediği için ben ona güvendim biliyordur die söylemedim. ”

Şarap
Ben, senelerdir çeşitli köpekler baktım. Kangallarımda oldu, Alman kurdumda, Şu anda da çok sağlıklı 3 yaşında bir Golden oğlum var.
Tabii ki bu kadar küçük ve barınaktan alınmış bir yavrunun hangi riskleri taşıdığını biliyorum. Zaten bu kadar bilgim olmasaydı,
onların savunduğu gibi , ishal olabilirmiş önemsiz deyip otursaydım, şu anda Şarap yaşıyor olacak mıydı ??
Biz günlerdir uyumuyoruz. Yemek en son ne zaman yedim hatırlamıyorum. Ama hiç şikayetim yok. Ben bir dakika bile umudumu kaybetmedim. Şarap’a onun iyileşeceğini bana güvenmesini söyledim hep. O da bizi haksız çıkarmadı, direndi. Hatta ben yemek yemesini istiyorum diye kendini zorlayıp yemeye çalıştı. O bizden bile güçlü çıktı, ,iyiki.

Şarap
Benim bebeğim, Türkiye’deki belki binlerce parvo hastalığına yakalanmış, ve kurtulmuş sayısı çok az köpekten birisi. Ben, ve Şarap
şanslıymışsız ki, sizin gibi insanlarla karşılaştık. Bize her konuda maddi, manevi destek veren veteriner hekimimiz Fikriye Hanım, ve
Viktor Larkhill olmasaydı, şu anda yaşıyor olmayacaktı, maalesef.
Bu hastalığın tek sebebi, zamanında aşılanmamış olması. Ve / Veya, bu hastalığı taşıyan köpeklerle aynı yerde kalmış olması. İlacın
Türkiye’de satışının belli insanların tekelinde olması ve bulunamaması ayrı bir konu. onun için sayfalarca yazı yazmak gerek. Benim
anlamadığım tek şey, biz günlerce sorguya çekilir gibi kendimizi anlattık, ikna etmeye çalıştık ona iyi bakacağımıza. Formlar
doldurduk, geri alınabilir gibi bir maddenin bile altına imza attık.
Neden? Barınaktan alalım, ordaki bir yavruya yardım edelim diye. Ama biz gözümüz gibi baktığımız bebeğimizi kaybetseydik, bize söylendiği gibi onlar da yavrumuza iyi bakmamış oldukları için dava açma hakkına sahip olabilecek miydik ? Hayır!
Burda bir adaletsizlik var. Ben, ve erkek arkadaşım Efe, öğrenciyiz. 1 haftadı günde 6 saat tedavi altında, 1buçuk aylık bir köpeğin, nasıl büyük bir maliyete sebep olduğunu tahmin edebilirsiniz. Çünkü durumu kritikti ve özel bakıma ihtiyacı vardı. Biz öğrenci olmamıza rağmen, ona bu hayatta bakılabilecek en iyi şeklide baktık. Veterinerde tedavi görürken bile insanlar inanamayarak baktılar bize. Şimdi sormak istiyorum, biz elektrık faturamızla ikametgahımızı kanıtladık, altına imza attığımız belgeyle iyi bakacağıma söz verdik, canımızı dişimize taktık, işe, okula gidemedik. Herşey bir yana, çok korktuk. Şanslıyız ki, kurtardık. Ama ya olmasaydı ?
Şimdi, siz köpeklere gerçekten iyi baktığınızı kanıtlayabilir misiniz ?? Gerçek gönüllüler, bir barınak adı altında gönüllü olanlar değil illa.

Sarap
Ben GÖNÜLLÜYÜM. bebeğime gönlümle baktım, bakmaya da devam edicem. Gönüllü olmak ne o kağıt üstündeki imzayla, ne de barınak yöneticisi olmakla olmuyor. Keşke Gönüllü olsaydınız!
Ne ilaç bulmamıza yardım ettiler, ne de tekrar arayıp durumu nedir diye sorma zahmetine girdiler.
Bugün, Şarap oldukça iyi. Dün gece yemek yedi. Hiç kusmuyor. İshali düzeldi. Artık kendine geliyor, hayati tehlikeyi atlattı. Bunun için hayatım boyunca minnettar olucam, destek olan herkese, ve en çok size. Son sözüm şudur; bu acıyı yaşamış bir insan olarak, hiçbir barınak ve ya kişiyi suçlamadığımı, ancak sistemin yanlış işlediğini söylemek istiyorum. Gönüllü olmak yalnızca sevmekle olmuyor. İlgi, bakım, özen de gerektiriyor. bu örnek sizi barınaklardaki köpeklerden uzaklaştırmasın, tam tersine daha çok sahip çıkın! o barınaklara bu kadar büyük sorumluluklar vermeye bile gerek kalmayacak günlerin gelmesini umut ediyorum. O gün gelene kadar, bir barınak gezin, gerçek gönüllülere destek olun, hayvanlara yardım edin. Hayat kurtarmak bizim elimizde.

Sarap
Ancak yanlışı düzeltmemek, söylememek, en az yanlışı yapanlar kadar suç. bu yazımın sebebi, budur. Ben, doğru olanı yazmakla yükümlü hissediyorum kendimi. Başka bir Şarap hastalanmasın, ölümden dönmesin diye.
Ve siz bir tek nefes daha alsın diye köpeğinizin gözlerinin içine bakarken, onlar arayıp ” o bizim de köpeğimiz ” dediklerinde, bunun sadece boş bir laf olduğunu görmemk için.
Gönüllü olan, gönlüyle seven herkese teşekkür ediyorum.
Gonca Gökçek
Yaşadığınız “barınak” hikayelerini bizimle paylaşın, barınak cehennemine beraberce çozüm bulalım.
v.larkhill@googlemail.com


Simba, Hayatımı Değiştiren Terrier…
Bugünün yazısı, Simba’ya, ondan her bahsedişimde gözlerimin dolu dolu olması ve boğazımın düğümlenmesine dair olacak.
Sanıyorum ki çoğunuz Sahip Çıkalım’ın çıkış öyküsünü, bu işe nasıl başladığımızı bilmiyorsunuz…
6 Ocak 2008, yaşlı Terrier’im Simba, ameliyat masasında hayatını kaybetti. Memelerindeki tümörler sebebi ile tedavi görüyordu. Tümörler yayıldı. Sahibi, onu kısırlaştırmadığı için hastalığa yakalanmıştı. Bunun yerine onu çiftleştirmişti. Simba, o kör haliyle başının çaresine baksın diye sokaklara atıldığında 14 yaşındaydı.
Bu fotoğraf, onu SHKD’de ilk gördüğüm anda çekilmişti. Barınakta çalışanlar ciddi davranış bozukluğu olan kör bir köpeğin varlığından bahsetmişlerdi. Kimseyi yanına yaklaştırmıyordu, cesur ve haşindi… Ona ait ilk anım, bir tomar gri tüyün aniden üstüme saldırarak beni öldürmeye çalışmasıydı. Sonra, aniden hırlamayı kesip elimi yalamaya başmıştı.
İlk görüşte aşktı bizimki. O gün barınaktan, herkesin korktuğu ve kimsenin istemediği o kör köpekle beraber ayrıldım. Bu yaşlı köpek hayatımı sonsuza dek değiştirecekti.

Simba resting
Neredeyse üç sene boyunca Simba ve ben hep beraberdik. Bana çok düşkündü ve benden başka kimseye güvenmediğini söylersem abartmış sayılmam. Başlarda diğer iki köpeğimle beraber evde kalırken, zaman içinde benimle beraber toplantılara bile gelmeye başlamıştı. Simba, daha önce hiç bir köpeğin bulunmadığı yerlere gidiyordu.
Simba kördü. Tedavisi yapılmamış hipermatüre kataraktı vardı… Durum karmaşıktı ve çok acı çekiyordu. Simba’yı iki kere ameliyat ettirdim.
Sadece çok az bir süre görebildi ve yeniden kör oldu. Sonra kanseri ilerledi.
Tüm bu yıllar boyunca inanılmaz yoğunlukta deneyimler yaşadık birlikte, buna ailemin dağılması da dahil. Tamamen dürüst olmam gerekirse, itiraf etmeliyim ki, vazgeçtiğim anlarda bana hep Simba engel oldu.
Simba, Ali’nin ameliyat masasında hayata gözlerini yumdu. Tarih 6 Ocak 2008′di ve ben orada, onun yanında değildim.

Simba, last days
Simba benim için müthiş bir öğretmendi. Bana şefkatin gerçek anlamını, hayatta hep dik durmayı, sebat etmeyi ve yenildiğim anlarda bile asla vazgeçmeyip, ayakta kalmayı öğretti. O bana, sonsuz güvenin gerçek anlamını öğretti.
Bugün, hepimiz, burada bu yazıyı Simba’nın sayesinde okuyoruz. Bugün, ağımız sayesinde arkadaşlıklar kuran hepiniz, kurtardığımız köpekler ve hayatlarına mutluluk kattığımız tüm aileler, hepimiz, bunu Cesur Yürek Simba’ya borçluyuz.
Teşekkürler Simba.
Eğer Simba gibi bir köpek sahiplenmek, evinizi ve kalbinizi kendi “Simba”nıza açmak isterseniz Karam‘ı evlat edinebilirsiniz…
——-

Simba at the shelter
Simba, the terrier that changed my life.
Today’s post is likely to be brief mainly due to the fact that whenever I try to write or speak about her I get all teary eyed and I get a fist stuck in my throat.
I realize that many of you don’t know the history of Let’s Adopt!, how we began…
6 of January 2008, my old rescued blind terrier Simba passed away on the operation table. She was being operated of mammary tumors. It had spread. She developed the disease because her previous “owner” did not neutered her. Instead they bred her. When Simba was 14 years old she was thrown to the streets, blind, to fend for herself.
This picture was taken the moment I saw her for the first time at SHKD. The workers had told me that there was a blind dog with serious behavior issues. She wouldn’t let anyone get anywhere near her, she was fearless, and fierce… My first memory of her is of a grey ball of hair lunging at me wanting to kill me. She then suddenly stopped growling, and started licking my hand.
It was love at first sight. I left the shelter with the old blind dog that everyone feared and nobody wanted. That old dog would change my life forever.

Simba
For nearly three years Simba and I spent all our time together. She was very attached to me and I would go as far as saying that she
trusted no one but me. At first she would stay at home with our other two dogs but in time she would end up coming with me to my meetings.
Simba went to places where no dog had been before.
Simba was blind, a hypermature cataract that went untreated… The condition complicated and she was in a lot of pain. I had her operated twice, and she recovered sight slightly only to loose it again. Then, cancer developed…
During her years with me we went through incredibly powerful experiences, including the break-up of our family pack. I am being
truly honest when I tell you that she kept me going at times when I considered giving up.
Simba passed away at Ali’s operation table on the 6th of January 2008. I was not there to hold her.
Simba was a great teacher for me. She taught me the real meaning of compassion, she taught me to be tough, to persevere, to never give up and always stand tall, even at times of defeat.

Simba during cancer therapy
She taught me the meaning of blind trust…
Today, you are all here, right now, reading this post, because of her. Today all of you who have formed friendships through our network, the dogs that we have saved, the families that they have brought joy to, we are all indebted to Simba, the Braveheart.
Simba, thank you.
Would you like to give a chance to a senior dog like I did with Simba? Here we have a very special dog.. his name is Karam . He is very very special…
Viktor Larkhill


Belonging
Sahip Çıkalım! : Aidiyet
Her gün, dünyanın dört bir yanındaki Sahip Çıkalım! üyelerinden onlarca mektup alıyorum. Daha önce hiç konuşmadığım insanlar bana yazarak, en içten duygularıyla tavsiyelerimi almak istiyor, benden onlara yol göstermemi, yardım etmemi rica ediyorlar; lafın kısası, kendilerini mektuplarında birer hayvansever olarak tanıtmakla başlayan bu insanlar, Sahip Çıkalım! ailesinin ferdi olmaktan ne kadar büyük mutluluk ve gurur duyduklarını, grubumuza katıldıktan sonra hayatlarının ne denli değiştiğini anlatıyorlar.
Tüm bu mektupları okuyorum, her birini, tek tek, gülümseyerek. Sadece bir kaç mektuba cevap verebiliyorum ama hepsini okumaya çalışıyorum.
Sonra düşündüm ki…çok fazla insan bizi okuyor, takip ediyor, bize güveniyor, ve bu insanları tanıyabilmek için bu mektupları okumaktan başka bir seçeneğimiz yok.
Bu durumu değiştirmemiz gerekiyordu…Üyelerimizin kimler olduğunu bilmem gerekiyordu; dahası topluluğumuzun birer parçası olan her bir üyenin, geri kalanları tanıması, kendileri ve hayvanları için bir yardım söz konusu olursa/olduğunda kendilerine kimlerin destek olacağını bilmeleri gerekiyordu.
Böylelikle, bu ruhla, kendi profil fotoğrafıma logomuzu dahil ettim.

Family
Bundan sonra olaylar tamamen beklenmedik bir şekilde gerçekleşti…Düşünce bir virus gibi yayıldı. İnsanlar, hiç bir açıklama beklemeksizin, dünyaya, Facebook’a ve üç yüz milyon kullanıcısına bu çok özel topluluğa mensup olduklarını göstermeye başladılar. Üyelerimizin hepsi zaten halihazırda hayvanseverlerdi, fakat davalarını yeni bir boyuta taşımış oldular. Logomuzu profillerine dahil etmekle, yeni ve çok önemli bir adım attılar; onlar bu grubun elçileri, sözcüleri ve savunucuları oldular. Hepsi şu an, diğer insanlara grubumuza (buraya tıklayın) nasıl dahil olacaklarını, tamamen yeni olan bu aşamaya nasıl katılacaklarını açıklamakla meşguller.
Bu deneyim bana, politik oyunlar oynamadan sadece doğru olanı savunan dürüst ve net bir yaklaşımın güven inşa edeceğini ve sanal dünyada Paranın değil, Güvenin konuştuğunu kanıtladı.

Family
Topluluğumuz içersinde gerçekten iyi bir etkileşim var ve bu durum çoklukla benim vasıtamla gerçekleşiyor. Bunu, grup üyelerinin kendi aralarında birbirleriyle konuşmaları ve kendiliklerinden ilişkiler kurmalarını sağlayarak yeni bir seviyeye taşımak istiyorum; çünkü Sahip Çıkalım!’ın altında yatan gerçek güç burada, birbirimizle kurdugumuz ilişkilerde.
Sahip Çıkalım’a katılın, üyelerimizle etkileşime geçin, sohbetlere katılın ve ailemizin büyümesine yardımcı olun…
Viktor
v.larkhill@googlemail.com
——-

Belonging
Let’s Adopt: Belong
Every day I receive tens of letters from Let’s Adopt! members from all over the world. People I have not spoken to before write to me in a
completely candid way to ask for advice, guidance, a favour, or simply, to introduce themselves as animal lovers and to tell me how
happy and proud they are of being part of the Let’s Adopt! family and the way the involvement in our group has changed their lives.
I read all those letters, each and every one, with a smile on my face. I only get to reply a few but try to acknowledge them all.
And then I thought… so many people read us, follow us, trust us, and there is no way for us to know who they are?
We needed to change this…. I needed to know who our members were, furthermore, I wanted all our members to know who else out there is part of our community, the people who will stand up for them and their animals if/when this is needed.
So in this spirit I incorporated our logo onto my profile picture….

Family
What followed next was totally unexpected… the idea spread virally, without the need to explain anything people decided to get involved and to tell the world, Facebook and its 300 million users, that they belonged to this very special community. Our members were already animal lovers, but they have taken this advocacy to a new level. By incorporating our logo they have taken a very important step, they have become the group’s ambassadors, spokespeople and advocates. They are now busy explaining people how to join our group (click here), how to participate at a completely new level.

Family
This experience proves to me once again that having an honest and direct approach, not playing political games and standing up for what it right builds trust, and in the online world Trust, not Cash, is the currency that matters.
There is a fair amount of interaction in our community but most of it happens through me. I wanted to take this to the next level by enable people to start talking to each other, building their own relationships through our group members, because this is where the true power of Let’s Adopt! lies, in the relationships we facilitate.
Join Let’s Adopt, start interacting with our members, join the conversation and help the family grow…
Viktor
v.larkhill@googlemail.com
18
Kedi Venus! – Venus the cat!
Venüs iki gün önce kurtarıldı.
Karşınızda Venüs…Ne diyebilirim ki…Fotoğraflar zaten konuşuyor…
Venüs’ü sahiplenin: v.larkhill@googlemail.com.
—–
Venus was rescued two days ago.
Whilst we cannot take responsibility for more local rehoming we are making an exception here because the rescuer is one of our foster
homes for disabled cats and we must keep spaces free in this house.
This is Venus… what can I say.. the pictures speak for themselves..
Adopt Venus: v.larkhill@googlemail.com


Petuk
Petuk ve Allie, harekete geçme sırası SİZDE.
Sevgili Arkadaşlar,
Bir kaç ay önce çok güzel bir Terrier kurtardık…Ona Grace ismini verdik.
Veterinerimizde genel bir kontrole tabi tuttuk, gayet masraflı bir şekilde iyi bir bakımdan geçirdik ve Grace’i geçici bir eve yerleştirdik.
Bir hafta sonra beklenmedik bir olay gerçekleşti. Grace üç bebek doğurdu!!!
Veterinerimiz, hamilelik ihtimali üstünde durmayı ihmal etmişti…Böylece, kurtardığımız köpek sayısı birden dörde çıktı. Ardından gelişen olaylar asla unutamayacağımız türden. Grace, doğal olarak, bebekleri için koruyucu bir anne oldu ve bu durum geçici evlerle sorun yaşamamıza yol açtı. Bir değil, iki değil, tam üç tane geçici ev değiştirdi. Sonunda, Grace’i bebekleri ile beraber bir pansiyona yerleştirdik. Geçici evlerimizi kaybettik ve kimse Grace ve bebeklerini sahiplenmedi.
Grace safkan bir Terrier. Şanslıydı ki, iki hafta sonra harika bir kadın, Esra, tarafından sahiplenildi. Grace şu an, onu çok seven sahibi ile birlikte, evdeki bir grup kedi arkadaşı ile bütün gün oyunlar oynadığı rüya gibi bir yaşam sürüyor.
Grace’in üç yavrusu pansiyonda kaldı.
Erkek olan yavru, Vernon, kısa bir süre sonra, sağlıklı, sosyal ve harika bir şekilde yaşadığı geçici evine yerleşti. Harika bir köpecik…
Fakat, iki dişi yavru, Petuk ve Allie arkada kaldılar…kafeslerde…ve bu zamana kadar HİÇKİMSE, evet gerçekten HİÇKİMSE onları sahiplenmeye yanaşmadı bile.
Geçici aile olmak isteyen iki kişi bulmuştuk, fakat değişik sebeplerden ötürü her ikisi de olmadı.
Böylelikle, bugünden itibaren, iki harika bebek, iki küçük kızkardeşin ömürleri bir kafeste ziyan oluyor. Tüm bebeklikleri 4 ufacık duvarın içinde harcanıyor. Halbuki, oyunlar oynuyor olmaları, aileleri ile birlikte harika zamanlar geçirmeleri, bahçede koşuşturuyor olmaları gerekirdi…bunun yerine, onlar şu an kafesteler.
Kurtardığımız çocuklardan birinin fotoğrafını profilimde paylaştığım zaman, bir çoğunuz yorumlar bırakıyor. Çoğunuz, grubumuzda paylaştıklarımızı yayabilmek, sahiplenmeyi bekleyen hayvanlarımızın şansını arttırabilmek için elinizden geleni yapıyorsunuz.
Her gün, üyelerimizden kendilerine golden retriver yavrular bulmamızı isteyen mektuplar alıyoruz. Çoğu zaman, bu insanları yanıtlamaktan usanmıyorum; bu anlayıştaki insanlar bizim aradığımız türden sahipler olmamalarına rağmen, zaman geçtikçe eskiden duyduğum o güçlü hayalkırıklıklarını hissetmemeye başladım.
Petuk ve Allie bu gece sıcak bir evde uyuyabilirlerdi ama bunu yapamayacaklar.
Daha fazla bir şey söyleyemeyeceğim. Gerek de yok. Ama şimdi sizden, dönüp köpeğinize bakmanızı ve o iki bebeği düşünmenizi istiyorum; hayatları ziyan olan Petuk ve Allie’yi.
Bu iki bebeğin hayatını değiştirme şansınız var. Bazı üyelerimiz her gün hayat kurtarıyor, şimdi sıra sizde.
Viktor
V.larkhill@googlemail.com
—-

Petuk
Petuk and Allie, YOUR turn to act.
Dear friends,
A few months ago we rescued a beautiful terrier.. we named her Grace.
We took her for a check up at our vet, she was given a clean bill of health and was placed directly onto a foster home.
One week later the unexpected happened, Grace delivered three babies!!!!
Our vet had failed to spot the pregnancy… so we went from one rescue to four.
What followed is something we will never forget. Grace, naturally, became protective of her babies and this created problems with the
foster homes.. she went to 1, 2, three foster homes!.. in the end Grace, together with her three puppies was moved to a pension.
We had run out of foster homes and nobody wanted to adopt them.
Grace is a purebreed terrier. She was lucky and two weeks later she was adopted by a wonderful woman, Esra. She now lives a dream life, with an owner that loves her and a bunch of cat friends to play all day.
Her three babies stayed at the pension…
The male puppy, Vernon, was moved shortly afterwards to a foster home where he is growing wonderfully, healthy and sociable. A wonderful pup…
But the two females, Petuk and Allie stayed behind…on the cages… and so far NOBODY, and I mean, NOBODY has showed any interest in adopting them.
We had two people interested in fostering but for different reasons it didn’t happen.
So as of today we have two wonderful puppies, two little sisters, wasting their lives away on a cage. Their entire childhood is being
spent between 4 tiny walls.
They should be out playing, having a great time, hanging out with the family, running around the garden.. instead they are in a cage.
So many of you leave comments on my page whenever I publish the pictures of one of our rescues. Most of you do whatever you can to
spread the word about our group, to increase the chances of adoption of our animals.
Every day we receive letters from members asking us to find golden puppies for them. Most of the time I dont bother answering those
people, they are not what we are looking for, but time after time I cannot feeling a strong feeling of disappointment.
Petuk and Allie could be sleeping on a warm home tonight but they wont.
I wont say anymore… there is no need…. but I want you to look at your dog, right now and think of this two babies, Petuk and Allie,
their lives wasted.
You have the chance to change the life of this two puppies. A number of our members are saving lives, every day, it’s your turn to act now.
Viktor
V.larkhill@googlemail.com


Sarikiz
Shelter reform in Turkey… 3.
This is a continuation of part 1 and part 2
3. It is time for Shelters in Turkey must put together proper adoption programs.
Adoptions are vital to the running of a shelter in a country where No-Kill is Law. Shelter managers should spend as much effort if not more, in trying to find good homes for the animals that they do in running the daily chores of the shelter.
If every dog and animal that dies in a loving home was replaced by a dog adopted from a shelter, adoption could give a massive blow to all those backyard breeders and Petshops doing business by breeding and selling dogs.
In North America studies show people get their dogs from shelters only 15% of the time for dogs, and less than 10% of the time for cats.
Not surprisingly there are no statistics of adoptions in Turkey but I would go as far as venturing that the adoption rate is less than 5% for dogs (if lucky) and not even 1% for cats. A real joke, and a failure of the system.
If shelter managers made as much of an effort at educating the population about adoption as they do in engaging in silly and hysterical cat fights, they could increase the number of homes available and create space in their overcrowded shelters, thus increasing the quality of life of the dogs unlucky enough to find themselves there.
Based on our experience the number of animal lovers in Turkey is far bigger than most people assume, and it is growing. But as more and more people are becoming interested in owning an animal, very few of those receives any kind of education about the situation of animals in this country.
It is time for shelter managers to put a real effort in improving their adoption programs.. and to make the process as logical and efficient as possible. It is absolutely idiotic for a shelter like Atasehir, where thousands of animals are wasting their lives in chains and suffering constant mistreatment by lazy and unmotivated municipal employees, to have an adoption schedule of two hours a day: between 13 hrs and 15 hrs. If you are seriously trying to find homes for those animals you should be working on it 24 hours a day, seven days a week, you should have proper websites, Facebook Groups, one of you should be in charge of answering emails on a constant basis, another one should be learning how to blog, to use Twitter, to create a network to find homes for your animals.
A special effort should be made to rehome handicapped animals, and when a suitable home cannot be found in Turkey you should be humble enough to seek help of rescue groups overseas.
It is dramatic to watch the collection of three legged dogs and blind dogs in Turkish shelters.
Instead, the adoption programs of the vast majority of Turkish shelters is, as of today, a ridiculous joke… and in the end the ones that pay the price are the animals.
Shelter managers, shelter volunteers, it is time to sit down and create a new strategy because the one you have right now is simply not working. Look around you, thousands of dogs in chains. The situation is dramatic, tragic, embarrassing, and even more so when most of you would never consider adopting one of those animals and focus your attention on golden retrievers. Those dogs should be in homes. It is your obligation to find a good home for each one of those animals. If you are not up to the task then you may as well pack up your stuff and go home.
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com
Sahip Çıkalım! Paylaş & Ver
Doğru: Pek çok hayvansever hayvan haklarını korumada kendilerini yalnız hissediyor.
Bu soruyu çok sık duyuyoruz: Bir hayvanseverim ve XXXX şehrinde tek başıma savaş veriyorum. Sizin yaptığınızı nasıl yapabilirim? Sahip Çıkalım! bana nasıl yardımcı olabilir?
Kısa yanıt: Yalnız değilsiniz ama size bu durumun farkında olmadıkça ve yardım için elinizi uzatmadıkta birşey yapamayız.
Hayvanseverler sosyal ağlara ulaşmak ve bunları kullanmak yerine ne kadar kendilerini izole ederlerse hayat onlar (ve hayvanları) için o kadar kötü olacak.
İki yıl önce bir fikir geldi aklıma… Facebook ve sosyal medyayı tamamen farklı bir biçimde kullanmak, başkalarına hiç benzemeyen bir kabile yaratmak.
Grubun oluşumunun ardındaki bu süreci anlatan bir Slayt gösterisi hazırladık. İngilizce olduğu için üzgünüm, Türkçesi üzerinde çalışıyoruz.
1. Sahip Çıkalım! paylaşımla kuruldu. Fikirlerin paylaşımı, prensiplerin paylaşımı, bilgilerin paylaşımı, kaynakların paylaşımı ve
gruba destek aramak (ve gruptan yardım almak) üzerine.
2. Sahip Çıkalım! Almak için Ver! Bazen insanlar bizimle iletişime geçiyorlar, kaynaklarımızı kullanıyorlar, problemlerini çözüyoruz,
ardından ortadan kayboluyorlar. Bu durumlarda zevkle yardımcı oluyoruz çünkü hayat kurtarıyoruz ancak bunları aynı zamanda kaybedilmiş olanaklar olarak görüyoruz. Grubu bu şekilde kullananların anlamadıkları şey grubun çalışabilmesi için destek olmalı ve
kaynaklarını kullanmalılar.
3. Sahip Çıkalım! ancak üyeleri beraber çalışır ve birbirine destek olursa, ve bu üyeler arasında güçlü bir bağ oluşursa işleyebilir. Bu
grubun üyelerine olan en önemli faydalarından birisi birbirine son derece güçlü bağlarla bağlı bir ağa güvenip sırtlarını dayayabilmeleri.
4. Sahip Çıkalım! sadece büyüyerek işleyebiliyor. Büyüdükçe toplumun farklı katmanlarına yayılabilir, hayvanların yaşamlarını, ve toplumun tamamını iyileştirmekteki katkımızı arttırabiliriz.
Şimdi sizi bu Slayt Gösterisini izlemeye, ve eğer değerli buluyorsanız paylaşmaya davet ediyorum.
[slideshare id=2239515&doc=qefalforletsadopt-091016031314-phpapp01]
Sahip Çıkalım! Katılım paylaşın!
Saygılar,
Viktor
—-
Let’s Adopt, share and give.
Fact: Most animal lovers feel alone in their fight for animal rights.
We get this question very often: I am an animal lover. I am fighting alone in insert city here . How could I do what you did? What can Let’s Adopt! do to help me…
The short answer: You are not alone but we won’t be able to do anything for you unless you acknowledge this fact and reach out and
help yourself.
The longest animal lovers insist in closing themselves in isolation instead of reaching out and using the power of networks the worst it
will get for them (and their animals).
A couple of years ago I had an idea… to use Facebook and social media in a completely different way. To create a tribe unlike any
other.
We have prepare a Slideshow to explain the thought process behind the creation of the group. I apologize it is in English, we are working on a Turkish translation right now.
1. Let’s Adopt! has been built by sharing. Sharing ideas, sharing principles, sharing information, sharing resources and seeking (and
offering) support to the group.
2. Let’s Adopt!, Give to Get!. Sometimes people contact us, they use up our resources, we solve their problems, they vanish afterward. We help those cases with pleasure as we save lives by doing so, but we consider them a big opportunity waste. Those who use the group in such way are failing to understand that for the group to work they need to contribute and pool resources.
3. Let’s Adopt! can only function when its members cooperate and collaborate with each other, and when a strong connection is built
amongst those members. One of the biggest benefits of the group to its members has been to get to know (and in most cases, rely) on a massive network of people strongly connected.
4. Let’s Adopt can only function by growing. The bigger the growth, the deeper and wider our penetration in society, the bigger our impact in improving the lives of the animals and improving society as a whole.
I now invite you to watch this Slideshow and, if you feel it is of any value, I would invite you to share it.
[slideshare id=2239515&doc=qefalforletsadopt-091016031314-phpapp01]
Let’s Adopt!.. join us and share..
Best
Viktor
v.larkhill@googlemail.com
14
BİR KURŞUN – A BULLET


Coco's bullet
BİR KURŞUN
Coco trafik kazası geçirmemiş… Coco vurulmuş…

The Good Doctor

- Coco’s bullet
A BULLET
This will be extremely short, as sometimes, even I can be at a loss for words.
Today we found out the reason for Coco’s paralysis.
Coco did not have a traffic accident. Coco was shot.
She has a bullet lodged on her spine. A small little bullet from an air rifle. The would be killer aimed for the heart… instead, the
bullet got lodged on her spine and ended her life as she knew it.
Today Coco spent the day with me on my car, going from vet to vet and then accompanied to a couple of business meetings. At some point, looking at her sitting quietly on the back of my car I had to make a big effort to refrain myself from crying.
Coco will be flown overseas for the best medical treatment available in the world. Chances for recovery are about 30 %. It is either that
or a life spent on a wheelchair and having someone helping her pee and poo for the rest of her life.
Let’s Adopt! is all about Hope. She will be giving the chance.
I will be covering all medical treatment and expenses. Contact me if you feel want to help me giving a new life to Coco.
All the best
Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com
Countdown for Brindy
- No dates present
Help us fly Alex home…
Let`s Adopt Network!
Let’s Adopt! Community Map
Follow us on Twitter
Recent Posts
- An act of defiance
- Missy, acı bir ders
- Missy, a painful lesson
- İkiyüzlüler Birliği
- A community of Hypocrites
- Let’s Adopt!: We open minds
- Sahip Çıkalım!: Yeni pencereler açıyoruz
- 7. Gün. Brindi: Yanlış bir önerme
- Day 7. Brindi: A wrong proposition
- 6. gün. SPCA: Kirli oyunlar, bozulan anlaşmalar ve “akıl hocaları”
- Day 6. SPCA: Dirty games, Lost contracts and Spin Doctors
- 5. gün. Brindi için neden geri sayıyoruz?
- Day 5. The reason for Brindi’s Countdown
- 4. Gün. Nickelback Brindi için söylüyor!!!
- Day 4. Nickelback for Brindi!
Recent Comments
- cinzia on Missy, a painful lesson
- Viktor Larkhill on Missy, a painful lesson
- Deb Conner on Alexander: Three Legs and a BIG Heart
- denis on Missy, acı bir ders
- serkan gümüs on İBB’den YALAN Açıklama, Gerçekleri Gözünüzle Görün
- emma on Missy, a painful lesson
- serkan gümüs on 7. Gün. Brindi: Yanlış bir önerme
- Joan E Loza Mobry on Missy, a painful lesson
- Vuslat on Missy, acı bir ders
- lynda chabane on Missy, a painful lesson
- Şerife on Missy, acı bir ders
- Sissy on Missy, a painful lesson
- DEBZ POWER on Let’s Adopt + 1
- emma on Let’s Adopt + 1
- Berna on Let’s Adopt +1
Archives
- March 2010 (13)
- February 2010 (33)
- January 2010 (24)
- December 2009 (60)
- November 2009 (45)
- October 2009 (12)
- September 2009 (27)
- August 2009 (20)
- July 2009 (31)
- June 2009 (25)
- April 2009 (6)
- March 2009 (2)
- February 2009 (1)
- December 2008 (1)
- November 2008 (1)
- October 2008 (4)
- August 2008 (5)
- July 2008 (5)
- June 2008 (4)
- May 2008 (21)
Our Trusted Vets
Social Media Advisors
Please share this blog!























