Browsing all articles from September, 2009
Google Buzz
Crispy with friends

Crispy with friends

Merhaba,

Dün, Türkiye’deki hayvan hakları hareketini ve  en önemlisi, barınakların işletilmesini tamamen değiştirmek üzere 10 gerekli maddeyi kapsayan bir giriş yapmıştık.

Durumu, düzgün bir şekilde ele alırken, hayati önem taşıyan iki konu var: Bunlar Kısırlaştırma ve Yerine Bırakma’nın doğru uygulanımı ve düşük maliyetli kısırlaştırmanın erişilebilirliği. Bu iki nokta, inanılmaz derecede önemli. Bu sebeple, serinin sonunda bu iki konunun her biri için ayrı bir yazı yayınlayacağız.

Fakat şimdilik, Devlet’in barınak yöneticileri ve gönüllülerine (eğer varlarsa) bir kaç sağlam öğüt vermeye odaklanacağız.

Hero at home

Hero at home

1. Kurtarma Grupları Sizin Arkadaşlarınız:

“İdeal” bir dünyada, Türkiye, sahip olduğu genç nüfus nüfusun büyüklüğü (nüfusumuzun %60′ı 30 yaşın altında) sayesinde hayvan kurtarma gruplarından oluşan geniş bir ağ kurabilir. “Kurtarma grubu” denildiğinde, tek bir amaç için toplanarak bir ağ oluşturmuş insanlar aklımıza geliyor, amaçları: Zor durumdaki hayvanları kurtarma ve onları yeniden yuvalandırma.

Türkiye’de belirttiğimiz gruplardan sadece bir kaç tane var. Sahip Çıkalım! bunlardan sadece biri. Bununla beraber, daha küçük gruplar halinde bir araya gelmiş harika insanlar da var, zor durumdaki bir hayvanı kurtarmak için ne pahasına olursa olsun gönüllü olan insanlar… Bu gruplar, rutin bir şekilde, barınaklara giderek, hayvanları kurtarmaya, tıbbi yardıma ihtiyacı olan, özürlü ve özel bakım isteyen hayvanlara yardım etmeye çalışıyorlar.  Sürekli olarak, bu gruplar, tıklım tebeş dolu olan barınaklara yardım etme isteklerinden vazgeçiriliyorlar, cesaretleri kırılıyor. Durum neden böyle? Bir hayvanın kurtarma grubuna aktarılması, az da olsa barınakta bir yerin açılmasını, yiyecek ve temizlik gibi masrafların azalmasını sağlar. Hatta, zaten az olan ve Türkiye’deki barınaklarda bir gelenek haline gelmiş olan tıbbi bakım eksikliğinin daha da aza indirgenmesine yardımcı olur.  Kurtarma ve yeniden yuvalandırma gruplarının oluşturulması ve hayvanların barınaklardan kurtarılmalarını desteklemek çok ama çok önemli, gelin bununla yüzleşelim. Kural olarak, kurtarma grupları, hayvanlara uygun yuvalar bulmada, aynı anda yüzlerce köpekle ilgilenmek zorunda olan barınak yöneticilerinden çok daha başarılılar. Koruma ve sahiplendirme kuralları her zaman çok daha iyi. Barınaklarının binlerce hayvanla ağzına kadar dolu oldugu bir ülkede, bir kurtarma grubu sorumluluk almaya ve hayvanları koruyup  kollamaya gönüllü ise, buna karşı çıkılmasını anlamam mümkün değil…

Tarcin

Tarcin

2.Geçici Evler:

Geçici aileler arasındaki iyi iletişimin korunarak geliştirilmesi, bir barınağın ağının sağlıklı bir şekilde işlemesinde ciddi önem teşkil eder. Bu olmadan, kurtarılabilecek canlar, ne yazık ki  sınırlı  kalacaktır. Let’s Adopt! “Geçici Evler” kavramını ortaya koyana ve bununla ilgili kendi ağını kurana dek, Türk toplumunun, bu işlevin öneminin farkında olmaması benim için büyük bir sürprizdi.  Biz, geçici evleri, hayat kurtarmak, sosyal ilişkileri geliştirmek, bir örgütün menzilini genişletmek, yaralı ve hasta ya da davranışsal  bozuklukları olan hayvanları tedavi etmede, kısacası can kurtarmada düük maliyetli bir yol olarak görüyoruz.

Her barınak örgütü, kendi geçici ev ağlarını geliştirmede büyük çaba sarfetmeli. Çünkü; bu durum, söz konusu örgütün barınak ortamında ayakta kalmayı başaramayan hayvanlara, hasta ya da yaralı olan veya insanlarla iletişime geçmeye, sosyalleşmeye ihtiyacı olan hayvanlara bakabilmesini sağlar.

Geçici evler, sürekli yuvalar bulunana kadar, hayvanları sağlıklı ve mutlu kılacak ortamları sağlarlar.

Tüm “hayvanseverler” ve barınak gönüllülerinin bunu anladığına eminim.

Öyleyse, size bir kaç soru sormama izin verin :

Barınağınız, destekçi ağlarını güçlendirmek için ne kadar çaba sarfediyor?

Barınaklarınızın kurtarma grupları ile ilişkileri nasıl?

Barınak yöneticilerinizin geçici evler kavramına bakışı nedir; yönetici, bu kavramı ve gerekliliğini anlıyor mu?

Barınak, ziyaretçilerini geçici evler hakkında eğitmek için ne çaba gösteriyor?

Organizasyonunuz kaç tane geçici eve sahip? Kaç ev şu an müsait?

Özürlü bir hayvana bakabilecek bir eve sahip misiniz?

Barınağınız adına geçici sahiplenmelerde bulunuyor musunuz?

Etrafınızdaki insanları, hayvanları kurtarma konusunda eğitmek üzere her güne ayırdığınız belli bir süre var mı?

Arkadaşlarınızı barınaklardan hayvan sahiplenme konusunda yüreklendiriyor musunuz?

Geçici ev olan ya da örgütünüze yardımda bulunan arkadaşlarınız var mı?

Evet? Hayır? Eger cevabınız HAYIRSA… Neden?

Size düşünecek bir kaç şey…

Devam edecek…

Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com

—–

Sookie

Sookie

SHELTER REFORM… 2

Hi.. yesterday we provided an introduction to the 10 issues necessary to completely reform the animal welfare movement in Turkey, and most importantly, the way Turkish shelters are run.

There are two issues of extreme importance to the correct handling of the situation, that is the correct implementation of Neuter and Return and the availability of Low-Cost spay and neuter. Those two points are extremely important and we will dedicate one post for each right at the end of the series…

But for now we will continue focusing on giving some sound advice to the Nation’s shelter managers and their volunteers (if any).

1. Rescue Groups are your friends.

In an ideal world, Turkey, with its extremely young population (60% of the population below 30) would have developed a strong network of animal rescue groups. By rescue groups we would understand a group or network of people working with only a goal in mind: The rescue and re-homing of animals in need.
Turkey doesn’t have many of those groups, but there are a few. Let’s Adopt! is one of them, but there are out there smaller groups of amazing people, people willing to do whatever it takes to rescue an animal in need. Those groups routinely try to help shelters in getting animals out, animals with urgent medical needs, handicapped animals, animals in need of special medical care. Routinely those groups and turned away and discouraged from offering their help to overcrowded shelters. Why is that the case? The transfer of an animal to a rescue group would free up scarce space at the shelter, it would reduce expenses for feeding, cleaning, even reduce the need for the inadequate medical care that is the norm in most of those shelters.
Encouraging the creation of rehoming networks, of rescue groups, getting animals out of the shelters is very important and, lets face it, as a rule, Rescue Groups are far more successful at finding suitable homes for the animals than a shelter manager dealing with thousands of dogs ever would. The screening and adoption procedures will always be far better. In a country where shelters are filled to the brim with thousands of animals, if a rescue group is willing to take custody and care for an an animal I don’t see any reason why this should be denied.

Suzie and Oyku

Suzie and Oyku

2. Foster homes

The development of a good network of foster homes is crucial to the good functioning of a shelter network. Without it there is a severe limitation to how many lives can be saved. Much to my surprise, until Let’s Adopt! introduced the concept of foster homes and created its own network Turkish society was not aware of the importance of this
function. We have always seen fostering at a low cost way to save lives, improving public relations, extending the reach of an organization, rehabilitating sick and injured animals, or animals with behaviour problems, in short, saving lives.
Every shelter organization should make a BIG effort in developing its own network of foster homes as it allows the organization to take care of animals who cannot survive on a shelter environment, sick or injured animals, or dogs needed human contact and socialization.
Foster homes provide a great setting that keep animals healthy and happy whilst a final home is found.

I am sure all “animal lovers”, shelter volunteers out there understand this… so let me ask you all a few questions:

What efforts is your shelter making to increase its network of supporters?

How is the relationship of your shelters with Animal Rescue Groups?

What is the attitude of your shelter manager to the concept of foster homes?

Does she understand the concept and the need for such a network?

What efforts is the shelter making to educate visitors about the concept of foster homes?

How many foster homes does your organization has? How many of them are available right now?

Do you have a good home to take care of a handicapped animal? Do YOU foster on behalf of your shelter?

Do you dedicate an allocated time daily to educate people around you about rescuing?

Do you encourage your friends to adopt animals from the shelter?

Do any of your friends foster or help your organization?

Yes? No? If the answer is NO… Why not?

Food for thought…

To be continued…

Viktor Larkhill
v.larkhill@googlemail.com



Google Buzz
Yedikule

Yedikule

TÜRKİYE’DEKİ BARINAK SİSTEMİ ve SİSTEM DAHİLİNDEKİ BARINAKLAR NASIL İYİLEŞTİRİLİR?..

Türkiye’de, dört ayaklı dostlarımızın durumu maalesef dehşet verici. Ancak bu hafta, durumun ne kadar feci olduğundan bahsetmeyeceğim. Birilerinin foyasını meydana çıkarmak yerine (ki baştan söylemeliyim, birkaç kişinin başı ağrıyacak) çözüm önerileri ve görmekten bıkıp usandığımız sorunlardan kurtulma yolları üzerine odaklanacağım. Sahip Çıkalım! bu sorunları tek başına çözmeyecek, zaten bu mümkün de değil. Türkiye’deki barınakların işleyişi/idaresi konusunda direkt bir yaptırımımız olamaz. (Birkaç harika istisnayı saymazsak), barınakların çoğu, köpekler için, Naziler zamanında kurulan toplama kamplarından farksız. Bu barınakları yöneten kişiler, “hayvan severlik”lerini kaybetmiş ve her gün gördükleri bu manzara karşısında duyarsızlaşmışlardır. Sonuçta, “hayvanlardan sorumlu hayvan dostları” olmaktan çıkıp tıpkı 2500’den fazla hayvanı barındıran Yedikule Barınağı’nda olduğu gibi, birer “hayvan toplayıcısı”na dönüşmüşlerdir.

Türkiye’deki sokak hayvanları, diğer ülkelerdeki hayvanlara kıyasla daha şanslı: Ülkenin son derece katı bir “Öldürmeme” politikası var.

Ancak bu politika maalesef pek bir anlam ifade etmiyor. Yasa, her ne kadar yerel belediyeleri “hayvanları kısırlaştırma ve alındıkları yere gönderme” yönünde kendi stratejilerini geliştirmeleri konusunda yükümlü kılsa ve barınakların görevleri arasında kendi sahiplendirme programlarını oluşturma bulunsa da, gerçek bunun tam tersi: Yerel belediyeler, nadiren uygulanan bu yasayı görmezden gelirken, barınaklara “kazık çakmış hayvan dostları” da hayvanları zincire vurmanın doğru yol olduğuna inanmakta ısrar ediyorlar.

Türkiye’deki barınak sistemini iyileştirmek ve barınakların sorunlarını çözebilmek için her şeyden önce bu durumu düzeltmeyi ve fark yaratmayı istememiz gerek. Boş laflar ve asla tutulmayacak balon sözler işe yaramaz.

Bir sonraki aşama bütün bu hayatları kurtaracak bir altyapı oluşturmayı, bir strateji geliştirip ona bağlı kalmayı, hayat kurtaracak bir plan yapmayı ve her yönüyle başarı ve kayıpları hesaplamayı içeriyor. Kurallar konmalı ve gönüllüler, Türkiye’deki “sahiplendirme” meselesiyle ilgili konuları olduğu kadar hayvanların temel ihtiyaçlarını da anlayabilmek için öncelikle kendilerini eğitmeliler. Ancak kurallar aynı zamanda esneklik de sağlar, sağlamalıdır. Öyle ki, Türkiye’deki barınak yöneticilerinin büyük bir kısmı, hayvanlar konusunda yollarını kaybetmiş ve 21. yüzyıl Türkiye’sinin gerçekleriyle asla bağdaşmayan barınak kurallarına körü körüne saplanmışlardır.

Concentratio camps

Concentratio camps

Çok sevdiğim köpeğim Simba’nın ölümünün ardından, bir hayvan sahiplenmek için Gürpınar Barınağı’yla görüştüm. Ancak, bütün şaşkınlığıma rağmen, ben “uygun” bir sahip adayı değildim. Çünkü:

  1. Bir yabancıydım.
  2. Kendi adıma kayıtlı bir elektrik faturam yoktu.

Adı geçen barınağın yöneticisi, benim bütün hayatımı köpeklerle geçirdiğim ve yeni bir hayvan sahiplenmek istediğim o anda dahi evimde dünya nüfusunun % 99’undan çok daha iyi koşullarda yaşayan iki köpeğim olduğu gerçekleriyle kesinlikle ilgilenmemişti. Gürpınar Barınağı yöneticisi bayan, sadece benim milliyetimle, yani Türk olmamamla ilgilendi. Onun sınırlı bakış açısı ve anlayışına göre ben güvenilir biri değildim. Ona göre, barınaktaki bir köpeği bana vermektense, hayvanı zincire bağlı, işkence ve yoksunluk dolu bir hayata mahkûm etmek çok daha makuldü.

Birçok barınak, değişim/yenilik ve ileri görüş eksikliği kurbanı. Bu eksikliklerin bedelini, bu yazıda örneğini okuduğunuz türde barınaklarda yaşayan hayvanlar, harcanan hayatlarıyla ödüyor.

Barınak yöneticilerinin kontrolleri altında kaç bin hayvan yaşarsa yaşasın, her hayvan ayrı bir can, ayrı bir değerdir: Bütün hayvanların duyguları vardır. Ve bütün hayvanlar yanlarına bir dost ararlar, bunun için çırpınırlar. İnanın, hiçbir hayvan, hayvan sever olduğunu iddia ettiği halde, barınaktaki dört ayakları dostlarımızın durumlarını iyileştirme konusunda parmağını bile kıpırdatmayan biri tarafından boynuna geçirilen zincirle yaşamak istemez.

Living in chains

Living in chains

Kontrolleri altında yaşayan hayvanları bulundukları durumdan kurtarabilmek için barınak yöneticileri, halkı heyecanlandırmalı. İnsanları harekete geçirip yapılacak işler konusunda hazır hale getirmeli. İnsanlar, barınakta geçirecekleri zamanın, barınaktaki hayvanların hayatlarında kalıcı farklar yaratacağına inanmalı. Mevcut yapı ve zihniyet devam ettiği sürece, Sahip Çıkalım! İstanbul’daki hiçbir büyük barınakla işbirliği yapamaz: Yedikule, Bahçeşehir, Gürpınar, Ataşehir, Bakırköy, Üsküdar ve diğerleri… Liste uzayıp gidiyor… Ancak benim yapabileceğim, BİZİM yapabileceğimiz şudur: Halkı ve insanları (hayvanlar için) daha iyi bir yol ve hayat olduğu konusunda eğitebiliriz.

Uzun lafın kısası, bu haftanın yazıları özellikle barınak gönüllüleri ve yöneticilerine yönelik olacak. Sahip Çıkalım!’a kulak verin. Çerçevenin dışına çıkıp ufkunuzu genişletin. Halka ulaşın ve her şeyi “yeni ve farklı bir yol” ile yapın, çünkü bugüne kadar izlediğiniz yol ve yaptıklarınız sizi hiçbir yere götürmedi. Götürmediği gibi, korumayı amaçladığınız hayvanların kelimelere dökül(e)meyen acılar çekmesine sebep oldu…
Devam edecek…

Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com

—–

Is that a life?

Is that a life?

HOW TO REFORM THE CURRENT SHELTER SYSTEM IN TURKEY

The situation of companion animals in Turkey is appalling. But during this week I will not be focusing on how disastrous the situation is.
Instead of pointing fingers (and yes, I am sorry but there will be some of that as well) I will focus on showing solutions and steps to be taken to solve to the problems we are all so tired of seeing.
Let’s Adopt! will not be solving those problems on its own, it could never possibly do that. We cannot have a direct impact on the way Turkish animal shelters are run. In their vast majority (couple of wonderful exceptions), those shelters are massive concentration camps for dogs run by shelter managers, “animal lovers” who lost their way and who, through sheer daily exposure and desensitization have progressively become nothing more than animal hoarders and as in the case of Yedikule are happy running camps with over 2.500 animals.

Turkey’s animals have one advantage over stray animals in other countries. The Country has a strict No-Kill policy.

This doesnt’ mean much unfortunately. Whilst the law requests to the local municipalities the implementation of their own programs of Neuter and Return and demands of shelters to establish their own adoption programs the reality is quite the opposite, local governments ignore the law who is seldom applicable, and “animal lovers” entrenched in animal shelters continue believing that keeping dogs in chains is the right way to go.

Yedikule

Yedikule

To solve the shelter situation in Turkey we must first commit to wanting to improve the situation and make a difference. Empty words and vague compromises will not do. The next step involves in putting together the structure to save all those lives, to act following a strategy, a lifesaving plan, measuring success and failures. Rules must be put in place and volonteers must educate themselves first in order to ensure that they understand the real needs of the animals as well as the issues particular to rehoming in Turkey. But rules also allow, and certainly requires, flexibility. The vast majority of shelter managers in this country have completely lost their way and become too rigid with shelter rules who dont correspond with the realities of the XXI century Turkey.

After the death of my beloved dog, Simba, I contacted the Gurpinar shelter to adopt an animal. To my surprise I was not considered eligible because:

a) I was a foreigner.

b) I did not have an electricity bill on my name.

It never mattered to that particular shelter manager that I had dogs all my life, and that at the time I had two dogs living with me in better conditions that 99% of the world’s population. The manager of the Gurpinar shelter could only see that I was not Turkish, hence, in her limited vision and horizons, not to be trusted. To her it was more acceptable to keep the poor animal locked on chains, living a life of torture and deprivation for life.

Chained

Chained

Too many shelters suffer from lack of innovation and vision and the direct result is lives being wasted away in shelter like the ones you are seeing in this post

No matter how many thousands of animals live under the control of those shelter managers, each and every animal is a precious life, they all have feelings, they all crave to be with a pack, a human pack and believe me, none of them wishes to spend a single more minute tied to a chain put around his neck by someone claiming to be an animal lover but completely lacking any intentions to improve the lives of those animals.

In order to be able to provide an exit strategy for the animals under their control, shelter managers need to get the community excited, to inspire people and to get them ready for the task at hand, to make them believe that the time spent in that shelter will make a permanent difference in the lives of those animals. Under their current structure/mindset Let’s Adopt could never agree to work with the management of any of the major Istanbul shelters, Yedikule, Bahcesehir, Gurpinar, Atasehir, Bakirkoy, Uskudar… the list is endless.. but what I can do, what WE can do, is to educate society and to educate those people that there is a better way.

Hunter

Hunter

So, this weeks posts will be specifically addressed to all shelter volunteers and managers of Turkish shelters. Listen to what Let’s Adopt has got to say, think outside the box, reach out to the community and do things differently because what you’ve been doing so far has got you nowhere and has caused untold suffering to the animals you intended to protect…

To be continued…

Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com



Google Buzz
Chains

Chains

Yapmaya değer her şey imkânsız gözükür…

Yapmaya değer her şey imkânsız gözükür… Ama başkalarına…

Sahip Çıkalım! Türkiye’deki “hayvan refahı” konusunu yeniden ele alıyor, baştan yaratıyor. Bu işi üstlendik çünkü kabul etmeliyiz ki, Türkiye’de hayvanların refahından sorumlu olan kesim, yönünü ve amacını kaybetmiş durumda.

Sizi, çevrenizdeki nesneleri yeniden şekillendirmeye, değiştirmeye davet ediyoruz. Hiçbir şey şu anda olduğu şekilde olmak zorunda değil. Korktuğunuz ya da başarıp başaramayacağınızdan emin olmadığınız için bir adım atmazsanız, atmıyorsanız, bu ülkenin hayvanlarının sonu ne olur?..

Birlikte yapabileceklerimizin bir sınırı yok. Peki, ya birlik olmazsak?.. O zaman hayatınızın geri kalanını öldürülen, katledilen hayvanların(ızın) arkasından ağlayarak ya da hayvan severliklerini yitirip bakmakla yükümlü oldukları köpekleri toplama kampı gardiyanları gibi ezen kişilerce yönetilen rezil bir barınaktan diğerine giderek geçirirsiniz.

Chains

Chains

Bir gün, bütün bu barınaklar geçmişte kalacak. Bir gün, yakın bir gelecekte, bütün bu “hayvan severler” -köpekleri hayattan koparıp zincire vuran, yüzlercesini bir odaya hapsedip hastalıktan öldüren ve/veya “doğal ayıklanma/seleksiyon” adı altında hayvanları ormana yani açlığa ve ölüme terk eden bu hayvan severler- kendilerine bakıp şöyle diyecekler:

BİZ ne yaptık?..

Ne düşünüyorduk?..

Eğer Türkçe biliyorsanız, geçen hafta sonu Sabah gazetesinde yer alan, Sahip Çıkalım! ile ilgili makaleyi okumanızı öneririm.

Buraya tıklayın
Kendinizi ve çevrenizdekileri eğitin. Fikirlerinizi yayın. Bize katılın.

Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com

—–

Shelters in Turkey

Shelters in Turkey

Everything worth doing seems impossible

Everything worth doing seems impossible. To other people….

Let’s Adopt! is reinventing animal welfare in Turkey. We took up this mission upon ourselves because, let’s face it, the animal welfare community has lost direction.

We invite you to re-image, to change things around you. Things dont have to be the way they are. If you dont start something because you are afraid or because you dont know if its going to work what will be of the animals of this country?

"Animal Lovers" .. Chained animals.

"Animal Lovers" .. Chained animals.

There are no limits to what, together, we can do. What is the alternative? Spending the rest of your life crying at seeing your animals killed, or going from one shitty shelter to another one, all of them run by animal lovers who, simply, lost their way and became guards in massive concentration camps for dogs.

One day, all those shelters will be a thing of the past. One day, not too far away, all those “animal lovers” who did nothing but chaining dogs from life, or dump them in a room with hundreds of others to die of disease, or to dump them in the forest to survive (or die) according to “natural selection”, one day all those “animal lovers” will look at themselves in shame and think:

What did WE do?

What were WE thinking?

If you read Turkish I invite you to read this great article about Let’s Adopt! published in Sabah last weekend…

Click HERE

Educate yourself and educate those around you. Spread our ideas. Join our movement.

Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com



Google Buzz
Coco

Coco

Tekerlekli Melek Coco

Coco’yu bir veteriner kliniğinin bahçesinde, sessizce bir köşede otururken bulduk. Yanına yaklaşıp tanışmak isteyinceye ve belden
aşağısının felçli olduğunu anlayıncaya kadar herşey normal gibi görünüyordu. Onu “kurtaran” hekim röntgen cihazı olmadığı ve ne
yapacağını bilemediği için Coco’yu bahçenin bir köşesinde, gözlerindeki hüzünlü bakışla kendi kendine iyileşmeye veya sessizce
ölmeye terk etmişti.

Dün bebeği bakımımıza almayı başardık. Kendi hekimimize gittik, kucağımızda Coco, ilk insan temasını hissediyor ve güzelce
masajlanıyordu. Röntgenler gösterdi ki Coco’nun problemi ameliyat ve ardından fizik terapiyle iyileşebilirdi. Ama çok geç kalmıştık ve elimizdeki imkanlar Coco’nun yürümesine yetmiyor.

Ancak, bir umut, Londra’da Dr Noel Fitzpatrick veya ABD’deki bazı müthiş doktorlar belki bir çözüm bulabilirler ama şimdilik Coco
tekerlekli sandalyesinde hayatına devam edecek.

Coco

Coco

Bu hafta sonuna kadar son derece özel bir arkadaşımız tarafından özel bir tekerlekli sandalye yapılacak Coco’ya. Ve biz de tanıdığımız tüm uluslararası kontakları harekete geçirerek Coco’nun arka bacaklarını kullanıp tekrar yürüyebilmesi ve hak ettiği hayat standardına kavuşabilmesi için uğraşacağız.

Şimdi Coco için geçici bir aileye ihtiyacı var. Ancak bu insanlar çok çok özel insanlar olmalı. Öncelikle, özel ihtiyaçları olan bir köpeğe
nasıl bakılacağını bilmeliler. İkinci olarak dünya kadar büyük bir kalpleri olmalı çünkü Coco’nun bakımı hem çok sabırlı olmayı hem de hayata gülerek bakabilmeyi gerektirecek. Ve son olarak, tum bunları sadece ruhlarının iyiliğinden yapacaklar.

Coco's chair

Coco's chair

Lütfen bize yardım edin; Coco’yu geçici olarak sahiplenin, bağlantılarınız içinde Coco’yu, bu özel bebeği güvenerek teslim edebileceğimiz insanlar bulun.

Coco, güzeller güzeli dişi bir bebek, son derece sakin ve sessiz. Aşıları ve parazit bakımı tamam.

İyi şanslar Coco!
Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com

Coco, beautiful girl

Coco, beautiful girl

—-

Coco

Coco

Angel on Wheels – Coco

We found Coco sitting quietly in the corner of the garden of a veterinary clinic. All seemed okay until I approached the baby to meet her and found out that she was paralysed waist down. The vet who “rescued” her had no x-ray machine and no clue about what to do so he left Coco in the corner of the garden for a month, waiting for her to “miraculously” to recover on her own, or die away quietly, with that sad look in her little face.

Yesterday I managed to take that baby in our care. We drove to our vet, Coco in our arms experiencing her first real human contact and a great massage. The x-rays showed us that her injury could very well be healed through surgery and following physical therapy. But we are far too late and our knowledge and conditions here will not allow us to make her walk.

Coco

Coco

I have no doubt Dr. Noel Fitzpatrick in London or any of the wonderful doctors in the US or Germany could solve this case but for now Coco will be wheelchair bound.

A special rolling chair will be built before the weekend by a very special friend. We will use all our international contacts to fly Coco wherever necessary and to restore the mobility of her lower extremities and give her the quality of life she so deserves.

We need a foster home for Coco now. But the people there need to be of a very very special kind. First, they should know how to handle a dog with special needs and special care. Second, they should have a heart as big as the world because Coco will require much patience and good humor to deal with. And third, they’ll have to do all of this out of the kindness of their souls.

Coco's chair

Coco's chair

Please help us, foster Coco or search in your network people whom we can trust enough for the care of a special baby as Coco.

Coco is a beautiful female baby, and she is extremely calm and quiet. Her vaccinations and deparasitation have been completed.

Good luck Coco!

Viktor

v.larkhill@googlemail.com

Coco, beautiful girl

Coco, beautiful girl



Google Buzz
Legal Cats

Legal Cats

Hayvan Hakları İçin Gönüllü Hukuk Konseyi

Sevgili Arkadaşlar,

Son zamanlarda yaşadıklarımızı takip edenler ülkemizde kanunları uygulamakla yükümlü olan mercilerin kanunları nasıl pek çok defa hiçe saydıklarını biliyorlar.

Fatih Camiinin kedicikleri yok edilişi, Bahçeşehir Barınağı’nda boğularak ölen 135 hayvan, 23 Nisan 2009 Kaş‘ta alınan masum canlar ve daha bir çok kendini beğenmiş zulüm örneği.

Tüm bunlar  bizi, gönüllü avukatlar, hukuk danışmanları, hukuk öğrenci ve stajyerleriyle bir araya gelerek bir Hukuk Konseyi kurmaya yöneltti.

Sizin profesyonel bakış açınıza ihtiyacımız var. Sizden dilekçelerimizi hazırlamanızı,  hukuk dışı hareket etmeleri durumunda,
yetkili makamları, özel kişileri, şirketleri ve hatta gerekirse hükümetleri mahkemeye vermenizi istiyoruz. Bize neler yasaldır, neler
yasadışıdır, söylemenizi istiyoruz.

Biz yasalara saygılı bir grup insanız. Hangi ülkede olursak olalım bulunduğumuz yerin kanunları içinde hareket ederiz. İşte bu yüzden ABD, Kanada, İngiltere, İspanya, Almanya, Güney Afrika, İtalya’da da olsanız size ihtiyacımız var. Bize katılın ve kurtarmak için bu kadar büyük çabayla uğraştığımız hayvanları korumamıza yardımcı olun.

Hayvanlara olduğu kadar hukuka da tutkuyla bağlı olan müthiş insanlardan oluşan bu gruba dahil olmanızı bekliyoruz.

Hukuk ekibimize katılmak için burayı tıklayın.

Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com

—–

Legal Cats

Legal Cats

Voluntary Legal Council for Animal Protection

Dear Friends,

Those who have been following the recent events will know that in our country the laws are broken in many ways than one and by those who are there to implement them.

The loss of Fatih Mosques kittens, the drowning of 135 animals in Bahçeşehir, the massacre of innocent lives in Kaş on the 23rd April
2009 and so many more other lawless acts of cruel arrogance…

All of this has prompted us to set up a legal council of voluntary lawyers and law consultants, law students and interns.

We need your help to give us your professional opinions. We need your help to write petitions to take authorities and individuals as well as companies and if necessary governments to court if and when they operate outside the law. We need you to tell us what is within the law and what is against it.

We are a group of people who respect law. We act within the boundaries of law whichever country we operate in. That is why we need your help, wherever you are USA, Canada, England, Spain, Germany, South Africa, Italy… Join us and teach us how to protect the animals we fight so hard to save.

We are waiting for you to join an amazing group of people who are as passionate about the law as they are for animals.

Please join our Legal Team HERE
Contact me at: v.larkhill@googlemail.com



Google Buzz
Leaving..

Leaving..

Sahip Çıkalım! Sayıların Önemi…

Geçen hafta Sahip Çıkalım!’ın işleyişiyle ilgili farklı bir yöntem izlemeye karar verdim. Sahip Çıkalım tek tek sahiplendirmelerden
uzaklaşıp Türkiye’deki geniş hayvansever topluluğunun eğitimine (evet, eğitime!) odaklanacak. Hayvanları kurtarmaya ve sahiplendirmeye devam edeceğiz ancak farklı bir biçimde.

Bunları yazdığımda politikamızın değişme nedenlerini anlamayan ya da anlamak istemeyen kişiler tarafından reddedileceğimi, hatta taciz ve nefretle karşılaşacağımı biliyordum.

Sonuçta Sahip Çıkalım 212 üye kaybetti.

Sahip Çıkalım!, son 48 saat içinde 306 yeni üye kazandı. Bu üyelerin çoğu Kaş Köpekleri konusunu pro-aktif bir şekilde ele aldığımızı
gördükten sonra katıldılar aramıza. Bunun ötesinde, sahipsiz hayvanlar konusunu CHP tarafından kontrol edilen belediyelerde tamamen farklı bir şekilde ele almanın yolunu açmış olduk.

Ayrılanlar olması da mutluluk verici aslında. Bunun anlamı Sahip Çıkalım!’ın politikalarını, bizimle yürüyecek ve heyecan verici bir
gelecekte yaptıklarımıza katılacak insanlar için daha iyi belirliyor olmamız. Bu, grubun kendi kendini belirlediğinin, ve aynı fikirde olan insanların yaptıklarımıza katılıyor ve katılacak olduklarının bir göstergesi.

Sahip Çıkalım! rakamlardan ibaret değil. Eğer ayrımsız büyümeye odaklanacak olursak asıl konuyu göz ardı etmiş oluruz. Tek başına
büyümenin bir önemi olamaz. Değer getiren büyüme anlamlı olur.

İletişimimizi topluluğumuzla izdüşümlü olarak yönetmek bugün Sahip Çıkalım!’ı sahip Çıkalım! yapan şeydir.

Lütfen Blog’daki “Ailemizin Üyelerinden” sayfasına notlarınızı bırakmayı ihmal etmeyin. Sahip Çıkalım! size herhangi bir şekilde
yardımcı olduysa, hayvan korumaya ev “hayvansever”lere farklı bir şekilde bakmanızı sağladıysa, eğer hayvanlara daha iyi hizmet etmenize yardım ettiyse lütfen BURAYA bir mesaj bırakmayı unutmayın.

Sevgiler,

V Larkhill

——

Leaving..

Leaving..

Let’s Adopt!… the importance of numbers

Last week I took a different approach to the way Let’s Adopt! will work from now. Let’s Adopt! will stop focusing on individual rehoming
cases to focus on educating (yes, educating!) the broader community of animal lovers in Turkey. We will continue rehoming and saving animals, but it will be done in a different way.

I knew when I wrote it that I would encounter rejection, even hatred and abuse, from people that simply, wouldn’t understand, or wish to understand the reasons for this change of policy.

As a result Let’s Adopt lost 212 members.

Let’s Adopt! has also gained 306 people in the last 48 hours, most of them have join us after seeing the way we handled proactively the case of the Kas Dogs.

Through a smart approach and the combined involvement of thousands of our members we averted a massacre from happening. Furthermore we have just opened the way for a completely new way to handle the stray dog situation in CHP controlled municipalities.

I’m SO happy for all those people to have opted out. What this means is that I am better defining Let’s Adopt policies to appeal to the
people who will follow us and get involved in our work in the exciting future. It means that the group is self-defining, and that the people who are getting involved in our work are completely in-tune with our mindset.

Let’s Adopt! is not only about numbers. If we only focus on indiscriminate growth we will be missing the point. Growth alone isn’t
important. Valuable growh is what matters. Getting our communications completely in line with our desired community is what make Let’s Adopt what it is today.

Please dont forget to leave a note in our Testimonial Page. If Let’s Adopt! has helped you in any way, if it has changed the way you look
at animal welfare in this country and the way you look at the “animal lover” community, if it has helped you serve the animals better please dont forget to leave a note HERE.

Best

Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com



Google Buzz
The Victims...

The Victims...

Major Abdullah election flyer_03



Google Buzz
Simba in Izmir

Simba in Izmir

Bu muhteşem bebeğin nerede doğduğunu bilmiyoruz ama bildiğimiz onu İzmir’de bir barınakta hareketsiz bulduğumuz. Çok hastaydı, yüksek ateşi vardı… gözleri yoktu.

Bebek, 5 yaşındaki gönüllümüz Yağmur tarafından kurtarıldı ve birkaç gün İdil’de kaldıktan sonra İstanbul’a uçtu.

Simba and Viktor

Simba and Viktor

İstanbul’da benim tarafımdan karşılandı ve sonraki ayları geçirmek, güçlenmek, diğer köpeklerle sosyalleşmek ve ev yaşamını öğrenmek üzere olağanüstü geçici evlerimizden birine götürüldü.

Simba with the airport guy

Simba with the airport guy

Bebeğimiz çiğ et ve kemik diyetine girdi. Sağlıklı büyümek için enerjiye ihtiyacı olacaktı.

RAW

RAW

Simba İstanbul’da pekçok arkadaş edindi. Herkes bayıldı bu minik bebeğe. Yumuşacık ama azimli ve kararlı, oyuncu… Kör doğmuştu, ama bu sevginin ışığını görmesine engel değildi.

Small baby

Small baby

Simba İstanbul’da pekçok arkadaş edindi. Herkes bayıldı bu minik bebeğe. Yumuşacık ama azimli ve kararlı, oyuncu… Kör doğmuştu, ama bu sevginin ışığını görmesine engel değildi.

Simba and Bulut

Simba and Bulut

Bizden daha önce bir köpek sahiplenmiş Almanya’dan bir emekli hanım (bu resimde maske takıyor çünkü çok utangaç) Simba’ya aşık oldu ve bizden onu da sahiplenmek için izin istedi. Önce kabul ettik ancak daha sonra, bu hanımın kör köpeklerle ilgili deneyimi olmasına rağmen, uygun olmayacağına karar verdik.

A visitor

A visitor

Fun

Fun

Onun yerine Simba’yı Seattle, ABD’de yaşayan Melissa’ya sahiplendirmeye karar verdik. Melissa “gerçek” bir hayvansever.
Özellikle Türkiye’de sahiplenilme şansı olmayan bir köpeği sahiplenmek istemişti. Engelli hayvanlar istenilmiyor Türkiye’de. Gördüğümüz kadarıyla hayvanseverlerin şefkati bile ancak bir yere kadar.

Boarding

Boarding

Grubumuz sayesinde Simba’yı dosdoğru Seattle’a götürüp yeni ailesine teslim edecek bir uçuş gönüllüsü bulduk. Simba ve Danya çok iyi arkadaş oldular ve harika bir uçuş yaptılar.
Seattle’da Melissa ve ailesi Simba’nın gelişini heyecanla bekliyorlardı. Danya ve Simba Atlantik üzerinde şampanyalarını
yudumlarken Melissa ve Paco, Melissa’nın Punk terrieri heyecandan uyuyamadılar.

Arrested

Arrested

Geldiğinde Simba üzerinde hiç para olmadığını farketti ve yoldaki bir bakkalı soymaya karar verdi. Yakalanıp gözaltına alındı ancak Şerif Jones ona aşık olup afetti. Simba’nın cepleri olmadığından kanıt da bulunamamıştı zaten.

Paco and Simba

Paco and Simba

Ve, işte Simba, yeni ailesiyle hayatını yaşıyor Seattle’da… Melissa, Sassan Amca, Melissa’nın kızı ve Paco…
Bu küçük bebekten daha çok şeyler duyacağız. Buraya gelip gelişmeleri takip etmeye davetlisiniz. Ama ayrılmadan lütfen bu harika filmi seyredin.

RAW in the US

RAW in the US

Simba

Simba

Sleepy

Sleepy

Jeans

Jeans

Melissa and family

Melissa and family

İşte bizim Sahip Çıkalım’da yaptığımız bu. Eğitiyor ve örnek oluyoruz. Umutsuzlara umut oluyoruz.

Sahip Çıkalım! ailesine katılın.

Viktor Larkhil

v.larkhill@googlemail.com

—–

Simba in Izmir

Simba in Izmir

We dont know much about where this gorgeous puppy was born, but we know we spotted her at a shelter in Izmir, barely moving. She was very sick, had a high fever… she had no eyes.

The puppy was rescued by our 5 year old volunteer Yagmur and after a few days staying with Idil she was flown to Istanbul.

Simba and Viktor

Simba and Viktor

In Istanbul she was picked up by me at the airport and taken directly to one of our amazing foster families, where she would be spending the following months, getting stronger, socializing with other dogs and learning to live in a home.

Small baby

Small baby

Simba was put on a RAW diet, raw meaty bones. She would need the extra energy to grow strong and healthy.

RAW

RAW

Simba made lots of friends in Istanbul. Everyone loved this little puppy. Soft but tough, determined, playful… she was born blind but that was no obstacle for her to see the light of love.

Simba and Bulut

Simba and Bulut

A retired lady from Germany who had adopted a dog from us previously (she wears the V mask because she is very shy) fell in love with Simba and asked us permission to adopt her.. We agreed at first but after a few weeks we decided that the lady, although she had
experience with blind animals would not be suitable.

A visitor

A visitor

Instead we decided to give her to Melissa, living in Seattle, US. Melissa is a  “real” animal lover, she had specifically requested she wanted to adopt an animal that stood no change for adoption in Turkey.
Handicapped animals are not wanted in Turkey, it seems that compassion extends only so far amongst animal lovers here.

Fun

Fun

Through our network we organized a flight volunteer to fly Simba straight to Seattle and deliver her to the adoptant family. Simba and Danya became great friends and had a wonderful flight together.

Boarding

Boarding

In Seattle Melissa and her family were waiting excited for Simba’s arrival. Whilst Simba and Danya were sipping champagne over the
Atlantic, Melissa and Paco, her Punk Terrier couldn’t sleep with all the excitement.

Upon arrival Simba realized she had no money so she decided to rob a drugstore. She was arrested and taken into custody but Sheriff Jones fell in love with her and decided to forgive her. As Simba had no pockets they couldn’t find any evidence either.
Paco and Simba
Paco and Simba
Melissa and family
Melissa and family

We will be hearing lots from this little pup.. You are welcome to check for her updates here. But before you go please watch this
incredible movie.

So.. this is what we do at Let’s Adopt! We educate, we lead by example. We give hope to the hopeless. Join the Let’s Adopt! family..

Viktor Larkhill



Google Buzz
I believe...

I believe...

Arkadaşlarımızdan birisinin söylediği gibi, dünkü yazımla yer yerinden oynadı!

Dünün yorumları kendilerini çok iyi anlatıyor. Sanki bir paranoya ve korku ansiklopedisini okuyor gibiyim. Bu yorumlar, bizim hakkımızda olduğundan daha çok sahipleri hakkında bilgi veriyor.

Son derece katı kuralları olan, hayvanları kurtarmak için her gün ve her dakika bu kadar uğraşan Sahip Çıkalım! neden kurtardıklarını laboratuvarlara veya Çin Lokantalarına göndersin?

Sizin neyiniz var? Sağduyunuzu mu kaybettiniz hepiniz?

Laboratuvarlar ve Çin lokantaları birer efsane. Bilinmeyene karşı duydukları korku içinde yaşamayı tercih eden “hayvanseverler”in kendi kendilerine uydurduğu gülünesi bir efsane. Gülümser gibi bir kediyi sahiplenecek birilerinin olamayacağına inanan insanlar bunlar. Bu “hayvanseverler” sahiplenmiyor, o halde neden bir yabancı sahiplensin? Buraya RSPCA’den David Bowles’un laboratuvar efsanesini anlatan bir mektubunu koyuyorum. Eğer RSPCA’e de inanmıyorsanız köpeklerinizle vedalaşıp balkondan atlayabilirsiniz.

RSPCA

RSPCA

Mektubun Türkçesi:
19 Haziran, 2008

Hayvanların yurt dışında sahiplendirilmesi konusu, sokak hayvanı sorununa çözüm getirmesi ve içerdiği riskler bağlamında tartışılmaktadır. RSPCA’nin çalıştığı 30’u aşkın Avrupa ülkesinin birçoğunda, köpek nüfüsunun sahiplenme kapasitesinden çok yüksek olması deneniyle, sokak hayvanı sorunu yaşanmaktadır. Tabii ki, bütün köpeklerin kendi ülkelerinde sahiplendirilebilmeleri tercih edilir. Günümüzde birçok ülkede bu mümkün değildir. Bu nedenle birçok organizasyon, köpekleri Turkiye, Ispanya ve Yunanistan’dan Hollanda gibi ülkelere göndererek sahiplendirmek için güzel bir sistem kurmuştur. Köpeklerin çok fazla olduğu ülkelerden çok az olduğu ülkelere gönderildiği bu sistem iyi çalışmaktadır. Başta sahiplendirilen köpekler olmak üzere herkes mutludur.

Bu ulaşım çok iyi denetlenmektedir. Avrupa yasaları sahiplendirilen köpeklerin kayıt altına alınmasını ve iyi kosullarda seyahat etmelerini kontrol etmektedir. Birçok hava yolu bu seyahati yaptirmaktan memnundur. Bu ülkelerdeki hayvan korumacı gruplar köpeklerin biran önce yeni evlerine varmalarına özen gösterdiği gibi, sahiplendirme sonrasında da köpeğin uyum gösterip göstermediğini yakından izlemektedirler.

Sokak köpeklerinin diğer ülkelerdeki laboratuvarlara gönderildiğine dair dedikodular RSPCA’nın da kulağına gelmiştir. Sokak hayvanlarının laboratuvarlarda kullanılması illegal olduğu gibi pratik olarak da mümkün değildir. Laboratuvarların sağlıklı köpeklere ihtiyaçları vardır ve bu nedenle kendi köpeklerini kendileri üretmektedirler. Başka ülkelerden gelecek köpeklere ne ihtiyaçları vardır ne de bunu isterler. Ne yazık ki kulaktan kulağa yayılan bu dedikodu birçok hayvanın başka bir ülkede güzel bir hayata kavuşmasını engellemiştir. Hangisini tercih ederdiniz: bir Turk köpeğinin Hollanda’da sevgi dolu bir evde daha iyi bir hayat yaşamasını mı, yoksa iyi bir eve kavuşma ihtimalinin çok düşük olduğu Türkiye’de kalmasını mı?
David Bowles
RSPCA
Uluslararası Ilişkiler Direktörü

When pigs fly

When pigs fly

Yazdığınız yorumları tek tek okudum. En yakınımdaki gönüllülerle paylaştım. Bazılarınız için bir köpeğin uçağa binip bir başka ülkeye gidiyor olması bazılarınız için düşünülmesi bile imkansız birşeyken bizim görevimiz eğitmek ve örnek olmak.
İki yıl önce insanlar bana Türkiye’de sahiplendirme yapmayı denemenin bile yanlış olduğunu söylediler. Yapamazsın, olmaz dediler. Buna katılmadım ve hayatımın son iki yılını bu ağa ve sizlerle güçlü ilişkiler kurmaya adadım. Ancak öyle bir noktaya geldik ki kimse sahiplenmiyor. İnsanlara geçici aile olmaları için yalvarıyoruz, geçici aileler hayvanlarını iade ediyor, pansiyonlarımız dolu,
hesaplar kabarıyor ve sadece birkaçınız yardımcı oluyor.

Hayvanlarımızı ASLA pislik içindeki barınaklara bırakmayacağımızdan başka yerlerde aileler bulmak zorundayız.

Tabii hala sizlerden bir köpeğimizi sahiplenmenizi bekliyoruz ama kimse yazmıyor. Aldığımız tüm mektuplar (sadece bu sabah 50 tane) hayvanını terk etmek isteyen ve kurtardığı hayvanla ne yapacağını bilemeyen insanlara ait.

Bizimle yakından çalışanlar neden bahsettiğimi biliyorlar ve ikna edilmelerine gerek yok. Sizlere, çok yakınımızdaki üyelere yazıyorum bunları. Yardımınıza ihtiyacım var. Gidip kendi arkadaşlarınızla konuşun, her gün, yorulmadan, insanlarla birebir konuşun ve gruba davet edin. Onlara kişiye özel davetiyeler gönderip katılmalarını söyleyin. Ertesi gün beş kişiyle daha konuşun. Her gün, her yıl.
Ağımızı genişletin. Hep beraber, bir buçuk yılda bu grubu 2 kişiden 22 bin kişiye getirdik. Sizden grubumuzu hem ulusal hem de uluslararası anlamda büyütmenizi istiyorum.

Lütfen bana yardımcı olun.

Viktor Larkhill

V.larkhill@googlemail.com

——–

I believe...

I believe...

As one of our friends put it..  it seems that I rocked the place with my post yesterday night!

The comments on yesterday post speak for themselves. It is like an encyclopedia of paranoia and fear and it says much more about those people who comment that it would ever say about us.

Why Let’s Adopt!, a group that has rules so stringent, that works so hard to save animals every single day, around the clock, would send its rescues to laboratories or Chinese Restaurants?

What is wrong with all of you? Have you all lost your senses?

The laboratory and Chinese restaurant myth is just that, a myth, a ridiculous story fabricated by “animal lovers” who simply, decided to live in fear of the unknown. People who simply cannot believe there are people out there willing to adopt a cat like Gulumser. Those “animal lovers” will not adopt the animal, so why would a foreign person do so?

Here I am attaching a letter from David Bowles, at the RSPCA, explaining all you that the laboratory myth is just that, a myth. If you cannot believe the RSPCA on this issue then you may as well kiss your dogs goodbye and jump out of the balcony.

RSPCA

RSPCA

I have read all your comments on the post, I have discussed with my closest volunteers. Whilst I understand that it is a terrible feeling for some of you to even think of the possibility of a dog boarding a plane towards a foreign country it is our duty to educate and lead the way by example.

Two years ago people told me not to even try to rehome in Turkey. It wouldn’t work they said.. I disagreed and dedicated two years of my life to build this wonderful network and to foster relationships amongst all of you. But we have reached a point where there are no adoptions. We beg people to foster, fosters are returning, our pensions are full, bills are mounting and very few of you are helping.
So, as we will NEVER drop our rescues in a putrid shelter we have no other option that to look for families elsewhere.

We are of course waiting to hear from you if you want to adopt one of our dogs, but nobody is writing. The only letters we receive (over 50 this morning alone) are from people who want to get rid of their animals, or rescuers who dont know what to do and want us to take their animals.

When pigs fly

When pigs fly

Those of you who work closely with us know what I am talking about and need no convincing. To you, our closest members is that I am writing this message. I need your help. I need you to go out there and talk to your network, everyday, tirelessly, have one on one conversations with people, individually, invite them to our group, send them personal invites asking them to get involved, and do the same the next day with five different people. Everyday, year after year. Make the network grow. Together we have made this group go from 2 people a year and a half ago to over 22.000 people today. I need you to continue helping the group grow, both here and internationally.

Please help me.

Viktor Larkhill

V.larkhill@googlemail.com



Google Buzz
Paris Before

Paris Before

Sevgili Dostlar,
Sahip Çıkalım! son iki senedir, bitmez tükenmez bir gayretle üyelerini hayvan sahiplenme, kısırlaştırma ve hayvanlarla ilgili diğer konularda eğitmeye çalıştı.
Son iki senedir, hem Türkiye’de hem de yurt dışında, daha önce örneği görülmemiş, eşi benzeri olmayan bir bağlantılar ağı, her sorunu çözecek ilişkiler kurmaktayız. Bu süreç içinde, üyelerimizin inancı ve güvenini kazandık.
Ancak yine de başaramadığımız hissine kapılıyoruz.
İnsanlara en can alıcı kısmı anlatmayı başaramadık: SORUMLULUK

Paris after

Paris after

Başarısızlık riskini minimuma indirebilmek için Türkiye’de var olan en ağır sahiplenme kurallarını getirdik: Sahip Çıkalım! evinizde bir hayvan beslemediğiniz takdirde size bir başkasını vermeyecek. Sahip Çıkalım! hiçbir hayvanı bahçede ya da fabrika türü bir yerde bakılmak üzere sahiplendirmeyecek. Bu kurallar bizler için son derece iyi işlese de aslında kurtarabileceğimiz hayvan sayısını kısıtladı. Ancak bu kısıtlamaya rağmen, neredeyse % 100’e yakın bir başarı oranını da garantiledi.
Sorunlar beklentilerle başladı. Gerçek şu ki, son derece sert olan söylemimizin altında, aslında bizler oldukça yumuşak kalpli insanlarız ve bu nedenle, daha koyduğumuz ilk kural üzerinden beklentiye girdik… Hayvan sahiplenmek istediği sırada evinde herhangi bir hayvan beslemeyen “hayvan sever”lerin sözlerine inandık, bu insanların ne hayvanları ne de bizleri hayal kırıklığına uğratmayacaklarını düşündük.

Simba before, just arrived to Istanbul

Simba before, just arrived to Istanbul

Bu tür sahiplendirmelerin çoğu başarısızlıkla sonuçlandı… Yaşanan ekonomik kriz zaten zor olan yaşam koşullarını daha da zorlaştırdı ve bugün, hayvanları sahiplenirken “sonsuz bir sevgi ile sevecekleri” sözünü veren kişiler, bu hayvanları tekrar bizlerin sırtına yüklüyorlar. Hem de eşi benzeri görülmemiş bir oran ve hızla…
Bütün bunlar nedeniyle birtakım tedbirler almak zorunda kaldık:
1.    Sahip Çıkalım! bir daha ASLA “bir hayvan kuralı” konusunda istisna yapmayacak. İnsanlar hayvanı ne kadar isterse istesin, ne kadar söz verirse versin, bir daha asla istisnalar olmayacak.
2.    Sahip Çıkalım!, bugün itibariyle, yeni vakalar almayı kesmiştir. Şu anda bakımını üstlendiğimiz hayvanları sahiplendirmek için elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Ancak hiçbir yeni hayvan alınmayacak.

3.    Sahip Çıkalım! sahiplendirmeye devam edecek ancak bütün kaynak ve gayretini yurt dışındaki ortak ağını geliştirmek/güçlendirmek ve hayvanları sahiplendirme başarımızın en basit ifadesiyle % 100 olduğu yurt dışında yuvalandırmaya odaklayacak.
Dolayısıyla, bugünden itibaren, yerel olarak sahiplendirme konusundaki yardım taleplerinizi yanıtlayamayacağız. Eğer içinizden biri, bir hayvan sahiplenmek isterse, lütfen bizi arayın. Sizin uygun bir sahip olacağınıza inanırsak, size yardıma muhtaç bir hayvan buluruz ancak son köpeğimizi de sahiplendirdikten sonra, bir daha yerel yuva arayışına girmeyeceğiz.

Simba, adopted in Seattle

Simba, adopted in Seattle

Bu, Sahip Çıkalım!’ın yuva arayışına son verdiği anlamına gelmiyor. Tam aksine, sahiplendirmeye devam edeceğiz, ancak çok daha seçici bir biçimde… En çaresiz vakaları tek tek seçeceğiz: Sakat köpekler, üç bacaklı hayvanları, körler… Bu hayvanları özenle seçecek ve onları yurt dışında sahiplendireceğiz. Bütün bunları hiçbir masraftan kaçınmadan yapacağız. Umuyoruz ki, bir gün Türkiye’de yaşayan hayvan severler ne yapmaya çalıştığımızı anlayacak ve adlarına yakışır bir şekilde davranacak: Evindeki koltuğa en çok uyacak köpeği (ki bu köpek sahibi için en ufak bir sorun yarattığında kapının önüne koyulacaktır) arayan kaprisli ve aptal insanlar yerine özverili hayvan severler olacaklar…

Bu yeni politika bizi daha da özgürleştirecek ve bu sayede BÜTÜN zaman ve kaynaklarımızı sorumlu insanların kendi başlarına halledebilecekleri konular yerine eğitime ayırabileceğiz. Toplumun “hayvan sever” kesimi birçok kademede eğitime muhtaç: Hayvanların davranış ve ihtiyaçları, kısırlaştırma ve diğer ahlaki konular…
Sahip Çıkalım! bu boşluğu doldurarak yoluna devam edecek…

Saygılar.

Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com

——

Ears Before...

Ears Before...

Dear Friends,

For the last two years Let’s Adopt has worked tirelessly to educate its members about adoption, sterilization and animal issues.
For two years we have been building an unprecedented network of connections, facilitating relationships, both within Turkey and overseas. In the process we have earned credibility and the trust of our members.
However we feel we have failed.
We have failed at instilling the most basic of the messages into people’s heads. Responsibility.
In order to reduce the chances of failure we set up the toughest adoption rules in Turkey. Let’s Adopt wouldnt give you an animal unless you currently had an animal at home, Let’s Adopt would not give any animals in adoption destined to be kept on a garden, or a factory. Those rules have worked very very well for us. True, it has limited the amount of animals we could save, but it ensured a nearly total success rate.

Ears After

Ears After

The problem came when we made exceptions. The truth is, under our tough retoric we are very soft-hearted people, we made expections to the first rule, we believed the words of “animal lovers” who didnt have an animal right then but who promised us they would never let their animals, and us, down.

In the vast majority of those those adoptions have failed… The economic crisis has made things tougher, and people who promised eternal love for their animals are now dumping their animals back on us at an unprecedented rate.

All of this forces us to take three measures:

1. Let’s Adopt will NEVER make another exception to the One animal rule. No matter how much those people want the animal, no matter how many promises, we wont make exceptions again. Never.

Gulumser before

Gulumser before

2. Let’s Adopt stops, as of today, to take up new cases. We will do our best to place the animals we currently have under our care, but no more new cases will be considered.

3. Let’s Adopt will continue rehoming but it will focus all its resources and efforts in strengthening its overseas partner network and rehoming our animals overseas, where our success rate is, simply put, 100%.

As of today we wont be able to answer your request of assistance with new cases to be rehomed locally. If any of you wants to adopt an animal by any means call us and, if we believe you are suitable well find an animal in need for you but after we have placed our last dog we wont be seeking local adoptions any longer.

Gulumser After

Gulumser After

This, does not mean Let’s Adopt will stop rehoming, not at all. We will continue doing so but in an even more selective way. We will be handpicking the most desperate cases, the handicapped animals, the three legged, the blind ones, and will rehome them overseas. We will be doing so regardless the expense in the hope that one day, the “animal lovers” of Turkey will have understood what we are trying to do and will live up to their name becoming just that, selfless animal lovers instead of capricious silly people looking for the cutest dog to match their leather sofa. Dogs that will be dumped the moment they have the slightest personal problem.

This new direction will allow us to be freer and to dedicate ALL our time and resources to education instead of having to deal with issues that responsible people should be able to deal with on their own. The “animal loving” community is in desperate need of education at multiple levels, animal behavior and needs, animal nutrition, even moral issues… Let’s Adopt! will continue providing just that.

Regards

Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com



Countdown for Brindy

  • No dates present

Help us fly Alex home…



Here is Genny's story:
http://blog.myletsadopt.com/2010/02/07/help-genny/





Let`s Adopt Network!

Let’s Adopt! Community Map


View Let's Adopt Network in a larger map

Follow us on Twitter


Recent Posts

Recent Comments

Archives

Our Trusted Vets










Social Media Advisors





Please share this blog!

Share |

Web hosting for webmasters